You are on page 1of 2

Filistin Haberleri Vahdet.com.

tr

Aksa İntifadası İsrail'i Zora Soktu


İsrailişgal devletinin Filistin halkının şiddetli bir tepkisiyle karşı karşıya gelmesi veAksa
İntifadası'nın patlak vermesiyle başlayan gelişmeler birçok yönden İsrail aleyhine oldu:

a. Öncelikle "barış" kavramının siyonist işgalciler açısından sadece bir aldatmaca olarak
kullanıldığını, onların saldırgan tutumlarında herhangi bir değişiklik olmadığını dünya
kamuoyu bir kez daha gördü.

b. Siyonistlerin muhtelif medyatik oyunlarla gizlemeye çalıştıkları çirkin yüzlerini bir kez
daha ortaya çıkarma ihtiyacı duymaları işgal devletinin bazı diplomatik ataklarını zora
soktu. İşgal devleti son zamanlarda ABD'ni de devreye sokarak Cezayir kanalıyla Kuzey
Afrika'ya yerleşmeye çalışıyordu. Ama bu gelişmelerden sonra Kuzey Afrika ülkeleri ve
özellikle Cezayir kamuoyundan gelecek tepkileri göz önüne alarak İsrail'e yanaşma
girişimlerini dondurma ihtiyacı duydular. Aynı şey son zamanlarda iyice gün yüzüne çıkan
Yemen - İsrail ve Yemen - Endonezya yakınlaşmalarını da etkiledi ve bu ülkeler de söz
konusu yakınlaşmaları dondurma ihtiyacı duydular.

c. Suriye'de Hafız Esed'in ölümünden sonra İsrail bu ülkeyle bir yakınlaşma içine
girebileceğini umuyordu. Hatta eğer Arafat'la arasındakiKudüs düğümünü çözebilseydi
Suriye'yle anlaşmayı kapıda gibi görüyordu. Fakat aşağıda zikredeceğimiz üzere bu
gelişmelerKudüs düğümünün İsrail'in planladığı bir şekilde çözülmesi ihtimalini ortadan
kaldırdığı gibi Suriye'yle anlaşmayı da zorlaştırdı. Çünkü bu gelişmelerden sonra,
koltuğunu sağlamlaştırmak için halkıyla çok fazla karşı karşıya gelmeme ihtiyacı duyan
Beşşar Esed'in işgalci siyonistlerle masaya oturması, otursa bile işgalcilerin istediği
tarzda bir anlaşmaya imza atması zordu.

d. İsrail askerleri moral yönünden sürekli yıpranıyor. Özellikle Güney Lübnan bataklığı
İsrail askerlerini bayağı yıpratmıştı. Bunu gören İsrail yönetimi Güney Lübnan'daki işgal
kuvvetlerini çekme ihtiyacı duydu. Fakat Güney Lübnan'dan çekilme işlemi İsrail
askerlerini rahatlatmadı. Bu yüzdendir ki yahudi gençleri askerlikten paçayı yırtmak için
dini okullara sığınıyorlar. Çünkü dini okulların öğrencileri askerlikten muaf tutuluyorlar.
Bundan dolayı yahudi dini okullarına kayıt yaptıran gençlerin sayısı geçen yıla nispetle %
130 arttı. Bu, gençlerin din eğitimine ilgilerinden değil dediğimiz gibi askerlikten paçayı
yırtma amaçlarından kaynaklanıyordu. Bu da gösteriyor ki yahudi gençleri askerlikten bir
hayli korkuyorlar. Bu korku gittikçe bütün gençliği kuşatan kitlesel bir fobi haline geliyor.
Aksa İntifadası'nın başlamasından birkaç hafta önce Batı Yaka'nın Nablus şehri yakınında
bulunan Kuzey Asira köyündeHAMAS'ın askeri kanadının ileri gelenlerindenMahmud Ebu
Henud karşısında bin kişilik bir işgal birliğinin başarısız kalmasının sebeplerinden biri de
söz konusu moral yıpranma ve çözülmeydi. Bu moral yıpranma ve çözülme İsrail askerleri
arasında uyuşturucu kullanımının da hızla yayılmasına sebep olmaktadır. Bu gerçek
bizzat İsrailli yetkililer tarafından da itiraf edilmiştir.Filistin halkının yeni bir direnişiyle
karşı karşıya gelmek işgal kuvvetlerindeki moral yıpranmanın ve çözülmenin daha da
hızlanmasına sebep olmaktadır. Aksa İntifadası'ndaki çatışmalarda modern silahlarla
donatılmış askerlerin Filistinli mücahitlerin taş atma mesafelerinden uzak durmaya özen
gösterdikleri dikkatlerimizden kaçmasın. Hatta bunu da bırakın işgalcilerin kurşunlarını
havadan helikopterlerle yağdırmaları da onların, mermileri ellerindeki taşlar olan
mücahitlere yakın durmama ihtiyaçlarından kaynaklanıyor. Çünkü askerlerinin taşlarla da
olsa yara almaları onlardaki moral yıpranmayı ve çözülmeyi daha da hızlandıracak,
korkunun tüm askerlere hakim olmasına sebep olacaktır. Tamamen asker ve silah gücüyle
ayakta duran bir terör devleti durumundaki İsrail'in askeri güçlerinde moral yıpranmanın
ve çözülmenin hızlanması ise bu devletin temeline kibrit suyu dökecektir. Bu yüzden işgal
devleti olayların bu yönde bir gelişme göstermesinden dolayı rahat değildir.

e. Siyonist işgal devleti ve onunla işbirliği içindeki uluslararası güçler son zamanlarda
Filistin'deki direnişi unutturmaya ve İsrail'i meşrulaştırma çabalarını hızlandırmaya
çalışıyorlardı. Ancak bu gelişmelerle birlikte direniş yeniden dünya kamuoyunun
gündemine oturdu. Türkiye'de medya organları her ne kadar bu gelişmeleri kısa
haberlerle geçiştirseler de olaylar dünya kamuoyunun gündeminde önemli yer işgal
ediyor. Özellikle Arap dünyasındaki medya organları gelişmelerle yakından ilgilenme ve
ayrıntılı bir şekilde kamuoyuna yansıtma ihtiyacı duymaktadır. Gelişmelerin bu şekilde
kamuoyunun gündemine oturması ister istemez yönetimleri de halktan yükselen sese
kulak vermeye zorluyor.

f. Daha önce de ifade ettiğimiz üzere özerk yönetimle İsrail arasındaki görüşmelerKudüs
konusuna dayanmıştı. Aslında Arafat bu konuya bir çözüm formülü bulma çabası içine
girmişti. Bu formülüyle hem İsrail'i razı edebileceğini hem de kendisinin birtakım
kaçamak yolları bulabileceğini umuyordu. O formülün özünde de Filistin devletinin ilanı
karşılığında Kudüs'ün büyük bir bölümünün İsrail'e peşkeş çekilmesi hesabı vardı. Ama bu
olaylardan sonra Arafat'ın Kudüs üzerinde pazarlığı gündemine alması zor olacaktır.
Şartların yeniden onun formülünü uygulamaya elverişli hale geldiğini görmeye ise sağlık
durumu günden güne kötüye giden yaşlı Arafat'ın ömrü yetecek midir bilmiyoruz.

g. İsrail, Filistinlilerden gasp ettiği arazilerin üzerine özellikle de Kudüs çevresine sürekli
yeni yeni yahudi yerleşim merkezleri kuruyor. Ama dünyanın değişik yörelerindeki
yahudilerin sürekli göçe teşvik edilmelerine rağmen buralardaki doluluk oranı hala %
50'ye ulaşmadı. Özellikle geçmişte intifadanın yaşandığı dönemlerde Sovyetler
Birliği'ndeki ve Eritre ile Etyopya'daki yahudilerin dışında kimse işgal altındaki Filistin
topraklarına göç etmedi. Aksine daha önce göç etmiş olanların birçoğu eski yerlerine geri
döndüler. Son yıllarda estirilen yapay "barış (!)" rüzgarıyla bu göç bir hayli hızlanmış ve
geri dönüş de durmuştu. Aksa İntifadası geriye dönüşleri yeniden harekete geçirdi.

Bütün bu sebeplerden dolayı olacak Lübnan'daki sünni Müslümanların müftüsü


Muhammed Reşid Kabbani,Şaron'un provokasyonunun İsrail işgalinin sonunun başlangıcı
olacağını dile getirdi.