You are on page 1of 3

Filistin Haberleri Vahdet.com.

tr

Çocukların Hedef Alınması


Gizli bir yahudi terör örgütünün lideri olan Haham Aydo Alba bundan birkaç yıl önce
yaptığı açıklamada karşı direnişin durdurulamaması halinde kadın veçocukların da
öldürülebileceğini ifade etmişti.Filistin topraklarında yayınlanan ve yahudilere ait Maariv
gazetesinin yazdığına göreel-Halil şehrindeki Kiryât Arba yahudi yerleşim merkezinde
oturan Haham Albâ: "Her ne kadar kadınlar ve çocuklar kendilerini öldürenlerin
hayatlarını tehlikeye sokmuyorlarsa da savaşın devamında düşmana yardımcı
olmaktadırlar" diye söylemiş ve bu görüşünde İsrail'in ileri gelen hahamlarının fetvalarına
dayandığını da dile getirmişti. Alba, Tevrat'taki öldürmeyi ve kan dökmeyi yasaklayan
hükümlerin bir yahudinin yahudi olmayanı öldürmesine engel teşkil etmediğini, bu
hükümlerin yahudilerin birbirlerini öldürmelerini ve kendi aralarında kan dökmelerini
yasakladığını belirtmişti.

Çocukları ve bebekleri katletme işini aynı zamanda dini bir temele dayandırmaya çalışan
siyonist terörün, babasının arkasına sığınan 7-8 yaşlarındaki Muhammed Cemal ed-
Durre'yi nasıl özellikle hedef alarak şehit ettiğini bütün insanlık görmüştü. Mayıs 2001'in
başlarında da bütün insanlık dört aylık İman Haccu adlı bebeğin karnına saplanan top
mermisi şarapnelinin onun vücudunu nasıl delip geçtiğini gördü. Ama ne yazık kisiyonist
vahşet karşısında yine bir hareketlenme, söze gelir bir tepki olmadı. İşte bu
duyarsızlıktan cesaret alansiyonist vahşet saldırılarını günden güne yaygınlaştırır oldu. 19
Temmuz 2001 tarihinde deŞaron'un fikirleri doğrultusunda oluşturulan ve bir tür özel tim
gibi çalışan Yolların Güvenliği Örgütü adlı yahudi terör örgütüne mensup teröristler,
Ziyauddin et-Tumeyzi adlı üç aylık bir bebeği alnına tabancayla mermi sıkarak öldürdüler.
Bunlar sadece birkaç örnek. Bunların dışında da daha onlarca bebek ve çocuk öldürüldü.

Siyonist vahşetin çocuklara yönelik saldırılarıAksa İntifadası'nın başlangıcından itibaren


sürekli devam edegeldi. Bu yüzden Aksa İntifadası'nda ölenlerin ve yaralananların en az
yarısını çocuklar oluşturdu. Bu yüzden çocukların öldürülmesi konusunu burada biraz
daha ayrıntılı olarak ele almak istiyoruz.
Çocukların hedef alınması emri İsrail'in "barış yanlısı (!)" olarak gösterilen başbakanı
Ehud Barak tarafından verilmişti. Hatta Barak bu konuda: "İzle, siper al ve öldür!"
şeklinde sloganlaştırılan bir uygulama da başlatmıştı. Bu sloganla izlenmeleri ve siper
alınarak öldürülmeleri istenenler çocuklardı. Bu durum en başta siyonistişgal devletinin
"güvercin" olarak tanıtılan liderleriyle "şahin" olarak gösterilen liderleri arasında herhangi
bir fark olmadığının açık göstergesidir.

İşgal devleti çocuklara yönelik saldırılarını temize çıkarmak için çocukların anne ve
babaları tarafından ateş hattına sürüldükleri iddialarından yararlanmaya çalıştı. Fakat
bizzat kendi tutumu, ekranlara yansıyan görüntüler onun iddialarını yalanladı. Örneğin
Aksa İntifadası'nın ilk günlerinde öldürülen Muhammed Cemal ed-Durre'nin ekrana
yansıyan görüntüleri siyonist saldırganların çocukları özellikle hedef aldıklarını gayet net
bir şekilde ortaya koyuyordu. Babasının arkasına sığınan bir çocuğu özellikle nişan alarak
karnından vurmanın bir başka izahı olamazdı çünkü. Onun gibi daha birçok çocuk benzer
şekilde kasten ve bilhassa hedef alınarak öldürülmüştür. Yine Ziyauddin et-Tumeyzi adlı
üç aylık bebeğin özellikle alnından ve yakın mesafeden tabancayla öldürülmesi de
çocukların ateş hattına sürülmeleri sebebiyle değil bilhassa hedef alınarak
öldürüldüklerini gösteren önemli bir gelişmeydi. Üç aylık bir bebeğin ateş hattına
sürülmesi söz konusu olamaz elbette.

Şunu özellikle vurgulayalım ki Filistinlilerin çocuklarını ateş hattına sürdükleri,


kendilerinin ise geri planda kaldıkları ve böylece İsrail askerlerinin çocuklarla karşı
karşıya gelmek zorunda kaldıkları iddiası tamamen tutarsız, gerçeklere aykırı ve siyonist
vahşeti temize çıkarma amacına yöneliktir.

Hiç şüphesiz bütün insanlar gibi Filistinliler de, çocuklarının üzerine titremekte, onlara
büyük değer vermektedirler. Bunun yanı sıra Filistinliaileler çocuklarını ateş hattına
sürerek kendileri geri planda kalıyor değiller. Onlar da çocuklarıyla yan yana, omuz
omuza işgale karşı direniyorlar. Aksa İntifadası görüntülerini inceleyenler, zaman zaman
yetmiş yaşındaki bir ihtiyarın yedi yaşındaki bir çocukla birlikte işgal kuvvetlerini
taşladığını, yine orta yaşlı kadınların genç çocuklarla birlikte siyonist vahşete
direndiklerini göreceklerdir. Bu durum da Filistinli ailelerin çocuklarını ateş hattına sürerek
kendilerinin geri planda kaldıkları iddialarının asılsızlığını ve tutarsızlığını ortaya
koymaktadır. Ancak siyonist işgal kuvvetlerinin saldırılarında özellikle çocukları hedef
almaları sebebiyle son Aksa İntifadası'nda öldürülenler arasında çocukların oranı bir hayli
fazla oldu.

İşgale karşı direnişte çocukların ve gençlerin orta yaşlılara ve yaşlılara nispetle daha çok
rol aldıkları, işgal kuvvetlerini taşlayanların arasında çocuk yaşta sayılabilecek olanların
daha büyük bir yekûn oluşturdukları gerçeği ise inkarı mümkün olmayan bir vakıadır.
Ama bunun sebebi siyonist işgal kuvvetlerinin iddia ettiği şeyler değildir. Burada daha
başka sebepler bulunmaktadır. Çocukların direnişte daha fazla rol almalarında
ailelerinden aldıkları eğitim ve kültürün bir etkisinin olması da doğal bir durumdur. Ancak
bunu ailelerin çocuklarını ateş hattına sürmeleri olarak değil, ailelerin onlara verdiği
direniş, özgürlük ve bağımsızlık ruhunun pratiğe yansıması olarak izah etmek gerekir.

İşgalcilerin saldırılarında özellikle çocukları hedef almalarının birinci amacı onların


ailelerine ağır darbeler indirmek suretiyle, onları bu yolla direnişten, mücadeleden
vazgeçmeye zorlamaktı. Çünkü bütün toplumlarda olduğu gibi Filistin toplumunda da
çocuk ailenin en değerli varlığıdır. Bir anne ve babanın çocuğunu sağlıklı bir şekilde
büyütebilmek için ne kadar büyük fedakarlığa katlandığı hepimizce bilinen bir gerçektir.
Bu açıdan bütün herkesin kendi kendini test etmesi, çocuklarına nasıl baktığını, onlara
nasıl değer verdiğini düşünmesi, Filistinli ailenin halini ve çocuğu konusundaki bakış
tarzını anlaması için yeterli olur. Ama Filistin'de siyonist işgale karşı direnen Filistin halkı
kutsal bir gayenin peşinde olduğuna, bu gaye uğrunda ölenlerin Allah katında büyük bir
değerlerinin ve makamlarının olacağına inanmaktadırlar. Bu yüzden çocuklarının işgal
kuvvetlerinin kurşunlarına hedef olması onların direniş konusundaki kararlılıklarını yok
edememiştir.

İşin gerçeğinde İsrail işgal devletinin birinci derecede çocukları hedef alması Filistin
halkının evlatlarına ne kadar değer verdiğinin bir göstergesidir. Çünkü belirttiğimiz üzere
işgal kuvvetleri çocukları hedef alırken onların ailelerini yıldırmayı amaçlıyordu.

İşgalcilerin bir diğer amacı ise direnişe katılan diğer çocukları yıldırmak ve onları
direnişten vazgeçmeye zorlamaktı. Fakat ailelerinin onlara kazandırdıkları fedakarlık ruhu
ve cesaret bu konuda da işgal kuvvetlerinin amaçlarını gerçekleştirmelerine engel
olmuştur.
İşgalcilerin çocukları özellikle hedef alarak öldürmelerinin önemli amaçlarından biri de
onları daha büyük tehlike arz edecekleri çağa gelmeden önce ortadan kaldırmaktır.
Çünkü işgal kuvvetlerinin çocuklarla uğraşmaları ve onları ortadan kaldırmaları gençlerle
uğraşmalarından daha kolay olmaktadır. Gençlik yaşına gelenler işgal kuvvetlerini daha
çok zorlamaktadırlar. Bu yüzden işgal kuvvetleri, kendilerini ileride zorlayacaklarını
düşündükleri çocukları daha çocuk yaştayken ortadan kaldırmayı ve geleceğin
"tehlike"lerini şimdiden yok etmeyi daha kolay ve külfetsiz gördüklerinden, tercih
etmektedirler.