You are on page 1of 145

Edward

E v a n s -P ritc h a rd

LKELLERDE DN

Trkesi Hsen Portakal

TEK YAYINEV

teki

ANTROPOLOJ
Yapm TEK AJANS

Kapak Tasarm KORAY ARKAN

Redaktr SEVAL BOZKURT

Birinci Basm EYLL 1998

Bask ve Cilt TEK MATBAASI

YNETM YER Mediha Eldem Sokak 52/1 06420 Kzlay/ANKARA Tel; 312 435 38 33 Fax; 312 433 96 09

ISBN

975-584-080-X

NDEKLER

G iri ......... ........................................ ......................... ............. ,..,,.,....,7

Psikolojik Kuramlar.................................................. ...................... 27 Sosyolojik K uram lar................................................. ................. . 59

Levy-Bnfarn E le tirisi.................................................... 93 S o n u ....... ....... ......................... ....................................................... 119

GR
Bu konumalar boyunca, antropolog dediimiz ya da en azndan almalar antropoloji alanna giren yaptlar incele yeceim; bunlar ilkel insanlarn dinsel inanlaryla uygulamala rn ieriyor ve aklyor. lkel insanlarn dinleriyle ilgili kuramlar inceleyeceim i da ha batan aklamak isterim. Din zerine olan daha genel tar tmalar benim konumun dnda kalyor. Ben sadece antropo loji alanna giren yazlarla, zellikle de ngiliz yazarlaryla yeti neceim. lkel dinlerin kendilerini aklamaktan ok, bunlar aklamaya ynelik eitli kuramlarla ilgilendiimizi siz de g receksiniz. Basit insanlarn dinlerinin bizi niin ilgilendirdiini soracak olursanz, nce u yant vereceim: Hobbes, Locke, Rousseau'dan Herbert Spencer, Durkheim ve Bergson'a dein byk fi lozoflar ve ahlaklar, ilkel yaamn byk bir anlam tadn ve genel olarak toplumsal yaam anlamaya izin verdiini d ndler. Ayrca belirteceim gibi, geen yzylda bizim uy garlmzn dnce akmlarn deitiren, byk mitlerin ya ratcs Darwin, Marx ve Engels, Freud, Frazer (ve Comte) gibi insanlar, ilkel insanlara byk bir ilgi duydular ve her ey t myle yitirilmi olmamakla birlikte, gemite bizi yreklendi renin ve avutanlann artk geerli olamayacan bize gstermek 7

iin bu konudaki bilgilerini kullandlar. Tarihin iinden bakld nda, m cadelenin yine de yararl olduu grlr. V ereceim ikinci yanta gre ilkel dinler, dinsel olgunun bir parasdr; dinle ilgilenen kim varsa -ilkel insanlarn dnce lerini ve dinsel uygulamalarn inceleyen herkes- bunlarn son derece deiiklik gsterdiini, genel olarak dinlerin nitelii zerine kimi sonulara varmamza yardmc olduunu kabul ediyorlar; sonu olarak bu dinler, daha yksek dinler denilen ta rihsel ve olumlu (pozitif) dinler olaca gibi, bizimki de iinde olmak zere, "vahiy" dinleri olabilir. Yahudilik, H ristiyanlk, M slmanlk, Hinduizm ve Budizm gibi ortak br kkene sahip olan ve daha evrim lem i bulunan dinlerden ayr olarak dnya nn cra blgelerindeki ilkel dinler, birbirleriyle tarihsel balan olmadan ancak bamszca gelim i olabilirler; bunlar dinsel olgularn tem el niteliklerini belirlem eye yarayacak karlatr ma yapmaya ve genel dzeyde yarglara varmaya izin verebilir ler. Bununla birlikte, semitik dilleri ve tekileri inceleyen tarih ilerin ve teologlarn, ilkel dinlere aldr etm ediklerini ve bunlan nemsemediklerini bilmiyor deilim, ama bundan en az ya rm yzyl nce Max Mllerin genel olarak dili ve dini anlamak iin Hint ve in dinlerinin nemini kavramay reddedenlere kar nasl savam verdiini dnerek avunuyorum. Bu sava henz kazanlm ad am a ilerlem eler gerekletirildi. G erekte daha uzaa giderek diyeceim ki, vahiy dinlerinin niteliklerini tmyle anlamak iin doal denen dinleri anlamak gerekir, n k balangta eer insan belli belirsiz bir vahiy kavramma sahip olmasayd, daha sonra vahiy (Tanr esini) olmazd. Ya da daha dorusu yle dem em iz gerekiyor: Doal dinle, vahiy dini ara snda bir ayrm yapmak yanltr ve yanl anlamaya yol a maktadr, nk belli bir anlam da tm dinler, Tanr esini dinler dir; her yerde d dnya ve akl insanlara Tanrsal varl esin8

lemitir ve kendi z doasnn ve yazgsnn bilincine vardrmtr* Erm i Augustin'in u szleri zerine dnebiliriz: "Gnmzde H ristiyan dini dedikleri ey, eskilerde de vard; insan soyunun var olm asndan, sa'nn varoluuna dein vard; gerek din dedikleri -Hristiyanlk- daha nceden vard." H er ne kadar ilahiyat rencileri bize biraz kmsemeyle baksalar da, antropologlarn -yazl m etinlerine sahip olm ad m z - ilkel dinler zerine toplad eler sayesinde bu bilim ku rulabilmitir. Y ine her ne kadar kesin olm asa da, karlatrm al dinler ve henz ok eksik olan antropolojik kuram lar semitik, Hint-Avrupa ve eski M sr gibi klasik dillere hizm et etm itir ve yine hizm et edebilir. Bu konum alar boyunca, bu kuram lardan kinlilerini inceleyeceim ve yine ngiltere'de Tylor ve Frazer'in Fransa'da Durkheim, Hubert, M auss ve Levy-Bruhl'n yaptla rndaki eitli bilgi dallarnn etkilerinden de burada sz edece im. Bu kuramlar gnmzde kabul edilm eyebilir ama kendi dnemlerindeki dnce tarihinde nemli roller oynadlar. Bu konumalarda dinle ne denmek istendiini tanmlamak kolay olmayacaktr. Eer inanlar ve uygulamalar zerine s rarla duracak olursak, S ir Edward Tylorm dine verdii tanm kabul edebiliriz; bu tanm bize biraz glk karm olsa bile: Ona gre din, ruhsal glere inanmadr. Tylor'm tanmnn te sine gidecek varsaymlar analiz etmek ve tartmak zorunda kalsam da, baka bir tanm semek elimde deil. Kimi kez din bal altnda by, totem ve tabu kavramlar da toplanyor; byclk bite buna katlyor, "ilkel anlay" szcn kapsa yan, A vrupalIlara gre usd ve bo inanlara dayanan ne varsa. Ben sk sk by szcn anacam , nk birok yazar dinle by arasnda bir aynm yapmyor, bysel dinden sz ediyor ve dinle bynn evrim iinde birbiriyle balantl olduunu d nyor. Dierleriyse, dinle by arasnda bir ayrm yapyor 9

ama her ikisi iin de benzer aklamalar getiriyorlar. Kralie Victoria dneminin^ bilginleri ve Eduard VE, ilkel halklarn dinleriyle ok ilgilendiler; kukusuz ta m n nedeni, kendi dinlerinin bir bunalm dneminden geiyor olmasyd, ayrca bu konuda ok sayda yaz ve kitap yaynlanm t. E er bu yazarlara bavuracak olursam , yapacan konum alar yaz balklar ve yazar adlaryla dolar. yleyse ya en ok etkisi olan yazarlar arasnda bir seim yapacam ya da din olgusunu analiz etmekle kendini gsteren yazarlar seeceim ve bunlarn ku ram larn antropolojik dnceleri tem sil ediyor diye tartaca m, Bu yntem ler ayrntlar asndan bir zayflk olsa da, daha byk bir aklk bunu dengeleyecektir, lkel din zerine kuramlar, psikolojik ve sosyolojik diye ay rlabilir; psikolojik kuram lar da, Wiihelm Schm idfe gre zekya ve duyguya gre ayrlabilir. H er ne kadar kimi yazarlar byle bir snflama yapm asa da ya da bu snflamay her ikisi iin de geerli klsalar, bu snflama, aa yukar, tarihsel sralam aya gre konuyu aklam ak iin bir tem el oluturacaktr. Bu yazarlara kar kat davranacam belki dnebilirsi niz, am a din olgusu konusunda yaptklar aklam alarn ne denli yetersiz, hatta gln olduunu grdnz zaman, benim ge tirdiim snrlam alar size abartlm grnmeyecektir. Bu din lerden olmayanlar, yaptklar yanllklar ya da en azndan yazdklarnn doruluunun kuku gtrr olduunu belki bilmiyorlardr. Gemite ve gnmzde renim kuram larnda by, animizm, totemizm vd. zerine herhalde ayn eyler ser gileniyor. Buna gre ben de ayn eyi yapm aktan ok eletir meliyim ve bir dnem kabul edilen kuramlarn, daha sonra niin
* Kralie Victoria dnemi, Ingilterede geen yzyln ikinci yarsn kaps yor. 1901-1910 yllarnda kral olan Eduard VII, Victoria'nn oludur.

10

kabul edilm ez olduunu, btnyle ya da ksmen reddetm ek ge rektiini gsterm eliyim. Eer birok karanlk nokta ve belirsizlik olduuna sizi inandrabilirsem , bouna alm am olacan. O rtaya konulan sorulara ak yantlar bulduunuz zaman, bu inancnz bir kuruntu olm ayacaktr, nsan durup gerilere bakt zaman, ilkel insann inanlar dinin geliim i ve kkeni zerine bir sr kuramn nasl dile ge tirildiini anlam akta glk ekiyor. Bunun nedeni sadece yeni aratrm alarn bize rettiklerini, o dnem deki yazarlarn bil m em esi deildir. Buras ak am a konuyu ortaya koyula ilgili olgular onlar iin ulalabilir olduu halde, saduyu asndan ne denli ok eyi elikili bir ekilde sylem i olduklarn gr m ek bizim iir artcdr. B ununla birlikte, bu insanlar, iyi eitim grm , konunun uzm an bilginlerdir. Bugn bize yanl ve yetersiz grnen bu yorumlar ve aklam alar anlayabilm ek iin, o dnem in grleri zerine tam bir incelem e yapm ak ge rekir; duygusal dinsellikle birlikte, pozitivizm ve evrim ci d nceyle snrlanan o dnem in entelektel koullar titizlikle incelenmelidir. D aha sonraki konum alarda bu kuram lardan ki m ilerini ele alacaz am a im diden size bir kitab okum anz salk vereceim: F.B. Jevons'm Dinin Tarihine Giri adl bu ki tab, yaynland zaman, ok beeni kazand ve klasik yaptlar arasna girdi. F.B. Jevons bu kitabn yazd zam an (1896), Durfaam (ngiltere) niversitesinde felsefe profesryd. Ona gre din totem izm in oktanrcla ve tektanrcla doru tekbiim li ve evrim ci geliimiydi; anim izm ise dinsel bir inan bi im inden ok, ilkelliin felsefi bir kuram yd.1 Bununla birlikte, ben onun kuram larm tartm ak niyetinde deilim . Ben bu kita b, ilkel dinler zerine kum lan kuram larn ne denli yanl olabiieceini gsterm ek iin tandm en iyi kitap olarak anyorum, nk gnm zde geerli olabilecek bir tek tmce ya da kuram
1 F.B. Jevons, An Introduction to the History of ReJigion, 1896, s. 206.

11

iermediini syleyebilirim. Bu kitap sama varsaym lar yap snn, dayanksz sanlarn, bo kurgularn, varsaym larn, usa aykr onaylarn, yersiz benzetm elerin, yanllarn ve yanl yorum larn br koleksiyonudur; zellikte totem izm zerine ya zlm olanlar, bir sam alk dokusundan baka bir ey deildir. Sunacam kimi kuram lar safa grnse de sizden kim i olgular aklnzda tutm anz rica edeceim . Bu kitap yazldnda, ant ropoloji ocukluk am yayordu -ve henz ocukluktan k t-, Son gnlere dein* yazn adam lar iin ho bir alan olu turan bu konu modas gem i, bo kurgu ve felsefe alan olarak kald. Eer psikoloji bam sz bir bilim olm aya don ilk adm larm 18601 yllarda attysa ve felsefi gem iin basklarndan ancak krk ya da elli yl sonra kurtulduysa, toplumsal antropoloji de ilk adm larn nerdeyse ayn yllarda att ve nndeki engellerden son yllarda kurtuldu. Ortada olaanst bir olay var: lkel din zerine kuram lar olan antropologlardan hibiri, ilkel bir toplu lua asla yaklam adan etkili oldular; bu olay, bir kim yacnn bir laboratuvara hi adm atm am asna benziyordu. Bu antropologlar kiflerin, din yayclarnn, yneticilerin ve tccarlarn verdii raporlara gvenm ek zorunda kalyorlard. Bunlarn edindii bil gilerin dikkatle ele alnmas gerektiini aka ifade etmek iste rim, Bu bilgilerin tm yle uydurma olduunu sylemiyorum geri kim i kez yleydi- ama Livingstone, Schweinfurth ve Palgrave gibi kimi nl gezginler bile dikkatsiz ve kaygszd. Bu bilgilerin ou yanlt -gvenilmezdi- ve modern aratrma kurallarna gre yzeyseldi, konuyla balantl deildi -ve bu yarg, ilk meslekten antropologlar iin de doruydu. yice d np tarttktan sonra diyeceim u ki, ilkel halklarn d ncelerinin ve davranlarnn ilk betim lem eleri, dahas, bun lara dayanan yorumlar, safa kabul edilemeyecei gibi, kaynak
* Elimizdeki bu kitabn yazl tarihi 1965'tir,

12

lan incelemeden de kabul edilmemeli ve doru kantlar aranmal, D aha nce kiflerin ya da dier gezginlerin dolat yer lerdeki ilkel insanlar arasnda aratrm a yapanlar, en basit gz lem lerde bile bunlarm^raporlannm ounlukla yanl olduunu grebilir -zellikle de dinsel inan konusunda-. Benim iyi bildi im bir blgeyi rnek olarak vereeeim. nl kif Sir Samuel B akertn 1866'da Londra Entoloji D erneinde yapt konumada, Kuzey Niloteler'in dinleri zerine syledikleri, yazdklar ve m onografileri artcdr: 'stisn asz onlarn hibiri yce bir varla inanmad gibi, hibir klt ya da tapnm a biim i de bil m iyorlar. Tm yle bilisiz kafalarndan bo inan bile gem iyor; kafalar ylesine durgun ki, onlarn zavall dnyasn bataklk oluturuyor."2 1871 'den itibaren Sir Edvvard Tylor, elindeki bilgilerle bunun doru olm ayacan gsterdi.3 Bir toplum un dinsel inancndan sz ederken, son derece dikkatli davranm ak gerekir, nk yer liler zerinde yaplan dorudan gzlem ler AvrupalIlarn dikka tinden kayor; kavram lar, im geleri ve szckleri anlam ak iin, dili sonuna dein iyi bilm ek ve kavram lar sistem ini tanmak ge rekiyor, nk bunlara katlan, inanlarn ve tapnm alarn btnnden ayrlan zel inanlarn tek balarna hibir anlam yok tur. Bu yeteneklerin dnda, aratrm aclarn bilim sel bir anla ya sahip olduklar da pek seyrek bir eydi. Kimi din yaycla rnn iyi bir eitim grdkleri, dili iyi konutuklar dorudur am a konum a dilini iyi kullanm ak, onu iyi anlam ak anlam na gelmez; ben bunu ou zam an Avrupallar, A raplar ve A frikal lar arasnda gzledim. Bu yeni bir anlam azlk nedeni ve yeni bir risktir. Y erliler ve din yayclar ayn szckleri sylyorlar ama bu szckler birbirinden ayn anlam lar tayor. Y erliler arasnda kurum lan, alkanlklar ve treleri (yneticilikten, din
2 3 Sir S, Baker, The Races of the Nile Basin, 1.867, s. 231. E.E. Tylor, Primitive Clture, 1891, s, 423-424.

13

yayclmdan ve ticaretten uzak kalarak) ok yakndan incele meydiler, sadece herkesin ortak karndan sz eden br diya lektii renebilirler. Basil bir rnek alalm; bu rnek yerlilerin "Tanr" derken kullandktan szck olsun. Y erliler iin bu sz ck, din yayclarn Tanr kavram na gre belirsiz bir karla sahip olduu gibi, olduka da snrl kalyor. A rtk aram zda ol mayan profesr Hocart, bu tr gze arpan bir belirsizlik rne ini Fidjiden vermiti; (H ristiyan) din yayclar ndina 'y anarak Tanrdan szederken, baka Tanr olmadn sylem ek istiyorlar. Yerliler bundan, insann gvenebilecei bir tektanrnn var olduunu ve bir tektanrnn i grdn anlyorlar. D ier Tanrlar baka anlarda etkili olabilirler ama onlara gvenilm ez (onlardan bir ey beklenm ez) retmen b ir ey sylerken, rencilerin baka eyi anladm gsteren rneklerden birisidir bu. Her iki yan da genel olarak birbirlerini anlamann bilmeden m utluluunu ta yorlar. Bunun bir tek ilac vardr: D in yayclarnn yerlilerin alkanlklarn ve inanlarn ok iyi bilmeleri gerekir. Ayrca bilginlerin kendi kuramlarn betimlemek iin kullan dklar raporlar sadece yanl deildi -bu konumalarn balca am ac budur-, ayrca aka semeciydi. Gezginler kendilerine ilgin gelen barbar ve heyecan verici ne varsa, bunlar not edi yorlard. By, barbar dinsel ritler, bo inanlar, ilkel insann yaamnn onda dokuzunu temsil eden gncel yaama ar ba syordu ve onun balca kaygsn oluturuyordu. Bu gncel uralar ava ve bala gitmekti; meyve ya da yenilebilir bitki kklerini toplamakt; tarm ileriyle uramakt; srye bak mak, ev, alet ya da silah yapm akt, son olarak da gnlk ilerle uramakt. Bu ilikiler, trelerin ngrd yaam iindeki gerek yeri tutmuyordu. Sonu olarak gzlemciler gizli ve gi zemli saydklar bo inanlara ar dikkat ederken, mistik insan 14

ilkellerin yaam nda daha ok yer igal ediyordu; yle ki, gncel dnya, deneysel saduyu ve sradan iler ikincil nem kazan yordu; onlar iin yerliler otoriter yneticiye, gayretke misyo nerlere gereksinim duyan ocuksu varlklar tem sil ediyordu; zellikle de bunlarn dinsel trenlerinde birka karanlk ize rast ladklarnda, bunu frsat biliyorlard. Bylece bilginler, dnyann drt bucandan kk frsatlarla edindikleri bilgilere gre alyorlar ve Altn D al, Gizemli Gl gibi ilgin adlar tayan kitaplar yaynlyorlard. Bu kitaplar retilm i im geleri ya da daha dorusu ilkel insan aklnn bir ka rikatrn tem sil ediyordu: ocuksu, bo inanlara dayal, d ncelerinde tutarl olam ayan ya da eletirisel yarglam a yete neinde bulunamayan. O lgularn kullanlm asnda bu ayrt etme eksiklii bu dnem in tm yazarlarnda bulunur: Amaxosalar saldrgan olm ak iin sr d iiyorlar. nl Mantuana otuz tane efin dn imiti; bunun kendisine g vereceini sanyordu, Birok halk, rnein Yaruhalar "kann yaam olduuna inanyordu. Yeni Kaledonyallar, gl ve cesur olmak iin ldrdkleri dmanlarn yiyorlard. Timorlaut'da, gszl iyiletirm ek iin lm dmann eti yen i yor. Halmehara'nn insanlar, gzpek olmak iin len d manlarnn kanm iiyorlar. Amboina 'da savalar cesur o l mak iin kurbanlarnn kann iiyorlar. Celebes'in insanlar, bedenlerine g katmak iin dmanlarnn kann iiyorlar. Dieri yerlileri ve komu kabileler gl olmak iin insan eti yiyor ve kanm iiyorlar, hastalar ovmak iin onun yan kullan yorlar.^ Yazl tm yaptlar byle srp gidiyor. M alinowski sayesinde bu yntemin gvenilm ezlii byk lde otadan kalkt; nk o rnekler vererek ilkel insanlar
4 A.E. Crawley, The Mystic Rose, 1927, s, 134-135.

15

zerine yaplan aratrmalarn glnln gsterdi; bunlar bilginlerin kullandklarn ortaya koydu. Biz ''antropologlar et kileyen ve yerlileri birer gln varlk gibi gsteren uzun t ralardan sz ediyor Malinowski. rnein, "BrobdignacienM lerde bir kim se kaynvalidesine rastlad zam an birbirlerine hakaret yadrm aya balyorlar, sonra gzleri m orarm olarak ayrl yorlar. Bir Brodiag bir kutup aysna rastlad zaman, kap kendini kurtaryor ve kim i kez ay onun peinden gidiyor. Kaledonya kentinde, yerlinin birisi yolda rastgele bir ie viski bulduu zam an, bir dikite ikiyi bitiriyor ve bir baka ie aram aya b aly o r/'5 H enz basit dzeyde ilk yanllarn araya girdiini gryo ruz, Rahat koltua yerlem i bilginlerin derlem e yntem leri, baka yanl anlatm lara da yol ayor. Btn olarak tarihsel eletiriden ve tarihinin olgular deerlendirm esi iin kulland kurallardan son derece habersizdiler. Eer gzlem ciler ilkel insanlarn varlnn gizem li grnn hakl karm ak iin bu na ncelik vererek yanl bir izlenim brakyorlardysa, bu izle nim "karlatrlm al yntemin gsterili bir albm diye ni telendirilerek ortaya konuyordu. Bizim konumuzla ilgili olarak bu yntem, dnyann drt bucandan ve birinci elden bilgileri topluyor, bunlar kendi balanmlarndan uzaklatrarak olgula r bozuyor, yalnz garip, yabanc, gizem li, bize bo inan gibi grneni alyor ve ilkel insann kafa yapsn temsil ettiini sand tm bu bilgileri, bir elabukluu ile bir mozaik iinde topluyordu. Buna gre ilkel insan zellikle Levy-Bruhl'n ilk yaptlarnda tmyle akldan yoksun bir varlk gibi grnyor du; kukulu ve korkulu bir dnya iinde, doast terr altnda yayor, by ya da duayla bu tehlikelerden kam aya al yordu, Bu tablonun gerei tmyle yanl anlatt konusunda gnmzn antropologlar szbirlii edebilirler.
5 B. Malinowski, Crime and Custom in Savage Society, 1926.

16

Bu yntem e yanl olarak "karlatrlm al yntem " deni yor; eer bununla analitik karlatrm a denm ek isteniyorsa, gerekte bu ok az bir karlatrm ay ieriyordu. Kimi ortak nitelikleri var sanlan eleri bir araya getirmekle yetiniyordu. Bu bir karlatrm al yntem deildi, psikologlarn "anekdotik dedikleri bir yntem di bu. eitli tiplerdeki ok saydaki rnekler, genel bir ideyi betim lem ek iin bir araya getiriliyor ve bir yazarn tezine dayanyordu. A m a bir kuram ayklanmam rneklerle dorulanmaya allmyordu. Hipotez denilen -en sama- varsaymlar ortaya kyordu. Tmevarmc mantn en basit kurallar bile bilinmiyordu. Freud'un da onaylad bir r nek ele alalm : Eer Tanr, baba imgesinin idealize edilmi ve yceltilmi bir yansmas ise, eitli Tanrsallk kavramnn, ayr ayr tipteki toplumlarda babann aile iinde tuttuu yere gre deitiini de gsterm ek gerekir. ok seyrek durum larda gz nne alman olum suz rnekler de gecikmi, km ekte olan, can ekien ya da geriye doru evrim iinde yaayan gelim eler olarak reddedilm itir. nk gelecek konum am da da grece iniz gibi, ilk antropolojik kuramlar, yalnzca ilkel din iin psi kolojik aklamalar aramyordu, ayrca bunu ilerlemekte olan bir evrimin iine ya*da toplumsal gelimenin bir aamasna yerle tiriyordu. B ylece tmdengelim yoluyla mantksal bir geliim zinciri kuruluyordu. Tarihsel belgeler eksik olduu iin, byle bir durum da tarihsel gelim enin bir m antk rneine uygun dt n gnl rahatlyla sylemek olas deildi. Gerekte ge en yzyln ortasndan itibaren ilerleme kuramndan yana olanlarla, gerileme kuramndan yana olanlar arasnda bir kavga vard; birinciler, yava da olsa, ilkel toplum larn ilerlem ekte olan bir geliim iinde olduklarn, uygarla dora yol aldkla rn belirtiyor; kinciler ise, bu toplumlarn yksek teolojik kav ramlarn kimi ilkel toplumlarda bulunduunu ve bunun daha teye gidecek bir gereklik olduunu sylyordu; teki 17

blm de bulunan insanlarsa, bu kavramlarn daha eski bir uy garln kalntlar olduunu ileri sryordu, Herbert Spencer (1820-1903, evrim ci felsefenin kurucusu), tm soranlarn dnda bam sz bir anlaya sahipti,6 Ama (Andrew Lang ve bir noktaya dein Max Mtiller bunun dnda kalarak) teki antropologlar ve sosyologlar ilerlemeciliin parti zanydlar, G elim i toplumlarm at evrim leri gsterecek tarihse! kantlarn eksiklii karsnda, bu basam aklarn ykse len ve ou zaman deim eyen bir sray izledii dnlyor du. nem li olan, aa yukar m antksal gelim enin basam ak larna uygun den ve -yazara gre- dzenli bir gelimenin u ya da bu emasnn tarihsel doruluunun kant saylabilecek bir rnei -nereden olursa olsun- bulmakt. Eer ben yalnzca antropologlardan oluan bir okuyucu kitlesine seslenecek olur sam, artk kullanlmayan yntemlerden sz ettiim iin beni bo una zaman harcamakla sulayacaklardr, tikellerin dinini betimlemek iin yaratlan zel terimler, g lkleri daha da artrd, nk bunlar ilkellerin anlaynn bi zimkinden ok ayn olduunu ve bizim sz haznemizle, bizim ulamlarmzla onlarn kavramlarnn aklanamayacan telkin ediyorlard, lkel din "animist", "pre-animist", "fetiist" idi. Bylece yerlilerden tabu (Polinezya), mana (Melanezya), totem (Kuzey Amerika yerlileri) ve baraka (Kuzey Afrika Araplar) gibi szckler alnd. Terim lerin tayaca anlam larn byk glkler karacan yadsmayacam. rnein ngilizce ile Franszca arasnda nemli glkler var ve ilkel dilden bizim dillere aktarma yaptm z zam an bu tr glklerle daha da ok karlayoruz. B unlar bizim ura alanm z iinde byk so ranlar yaratyorlar; bu nedenle bu konuyu daha da amama izin veriniz.
6 H, Spencer, The Principles of Sociology, 1882, s. 106,

18

Eer bir etnolog, Orta Afrika insanlarnn ango szyle k pek demek istediklerini ileri srerse, bu tmyle dorudur, ama o ango szne ok snrl bir anlam vermi olur, nk yerlilerin ango szcne ykledii anlam, bizim iin "kpek" szcn den ok ayrdr. Kpein nemi bizim iin ayr, onlar iin ayr dr; onunla ava giderler, onu yerler. Metafizik terimler sz ko nusu olduu zaman, aradaki anlam ne kadar ok deiiyor! Geri yerlilerin terimleri de kullanlabilir ve bunlarn anlamlan ayr balamlarda ve ayn durumlarda gsterilebilir. Bununla birlikte bu aka snrl bir yoldur. Eer bu snr zorlanacak olursa, o zaman bu yerli halk kendi diline gre betimlemi oluruz. Bura da byk yanllklara yol alabilir. Totem teriminde olduu gibi, yerli bir dilin terimleri standartlatrlabilir ve dier top lumlarda birbirlerine benzeyen olgulan betimlemek iin kulla nlabilir; bu da kendi kaynana uygun der. Ama bu kimi kez byk yanllklara yol aar, nk benzerlikler yzeysel olabi lir ve sz konusu olgular ok farkl olabilir, terim tm anlamn yitirebilir. Goldenweiser'in de gsterdii gibi, gerekte bu totem teriminde bamza geldi. lkel dinlerle ilgili kuramlar anlamak iin nem tadndan bu terimler zerinde srarla duruyorum. Gerekte yerlilerin d ncelerini evirmek iin onlann kendi dillerinde bir terim ya da bir tmce bulmak olasdr. Byle yerli diliyle konuulan bir szc "Tanr", "akl", "ruh" olarak evirebiliriz, ama bu du rumda bu szcn yalnz yerliler iin ne anlama geldiini sor makla kalmamal, evirmenler ve okuyucular iin de ne anlama geldiini aynca sormalyz. yleyse iki anlamda da tanmn yapmalyz: ki szck arasndaki anlamn ksmen kapsanmas daha iyi olur. Szcklerin anlamna ilikin glkler her zaman ok ol mutur, bunlar sadece ksmen zlebilmitir. Kar tarafn sunduu soruna da byle bakabiliriz, rnein din yayclarnn 19

Incil'i yerlilerin diline evirirken gsterdikleri abay gz nne getirebiliriz. Eski Yunancadaki fiziktesi kavram lar Latinceye evrildii zam an da, zc sonular ortaya kt ve yanl yo rum lara yol at. D aha sonra ncil ngilizce, Franszca, Almanca, talyanca gibi eitli Avrupa dillerine evrildi, nciPden bir par ay, rnein bir m ezm uru alp evirm ek ve eitli dillerin buna verdii zel nitelii grmek bana ok retici geldi. braniceyi ya da semitik dilleri bilenler, bu yorum lan ilkel deyim lere evi rerek elde edilecek etkiyi grmek iin oyunu tamamlayabilirler. lkel dillerin durumu bizim iin ne denli umutsuz! Hristiyan din yayclarnn "kuzularmz otlatnz tm cesinde olduu gibi, "kuzu" szcn eskim o diline evirm eye alm lard. Elbette Eskimolann tand bir hayvan rnek vererek, szgeli m i "foklarm yaynz" diyerek bu szler onlara anlatlm aya a llabilir, am a bu durum da Yahudi bir oban iin kuzu ne ise, bir Eskim o iin de fok o olmu olur. rnein yle bir tmce nasl iletilebilir: M srllarn atlan "ettir, ruh deil", eer bir in san m rnde hi at grm em ise ve Yahudilerin ruhta olutuu konusunda bir ey bilmiyorsa, bunu nasl alglar? Bunlar sradan rnekler. zin verirseniz daha karmak r nekler sunaym. u tmce hottentot diline nasl evrilebilir: n sanlarn ve meleklerin dilini konusam bile, Tanr sevgisinden yoksun isem... tik nce ermi PauFn dinleyicilerinin bu tmceyi nasl anladklarna bakm ak gerekir ve 'nsanlarla m eleklerin dilinin dnda, hangi yorumcular eros (ak), agape (len) ve caritas (hayrseverlik. Tanr sevgisi) szlerinin anlam iin derin bilgilerine bavurmadlar? Peinden Hottentot dilinde bunlarn karlm bulmak gerekiyor ve bulunmad iin de, ne bulu nursa onunla yetiniliyor. "Balangta sz vard" tmcesi Ame rikan yerlilerinin diline nasl evrilir? ngilizcede bile (In the beginning was the Word) bunu evirmek iin, dinbilgisel ara trmalar yapmak gerekiyor. Din yayclar bu glkleri amak 20

iin cesurca ve byk bir itenlikle kavga verdiler, ama benim edindiim deneyim lere gre yerlilere rettikleri eyler hi de dora drst anlalm yor ve ilerinden ou bunu kabul ediyor. Genelde bulduklar zm yolu, ocuklarn kafa yapsn, Av rupalI ocuklarn kafa yapm a dntrm ek, am a bu bir zm deil ki. D ikkatinizi Hristiyan din yayclarnn zerine eki yorum, ama bu sorunu burada brakm ak gerekiyor, nk ko num ann konusu, din yayclar d e il A yrca genelde eviri sorununu da tartacam , nk bunu da ksa kesm ek olas d e il Herkes "traduttore, traditore" (evir men haindir) formln biliyordur. E er konum am n giriinde bunlar anyorsam , bunun nedeni, ilkel dinler zerine kuramlarn deerini yarglarken, bilginlerin kullandklar szcklere ne an lam verdiklerini aklda tutm ak iindir, ilkellerin eilim lerini na sl yorum ladklarn anlamak istiyorsak, bunlar yorum layanla rn kafa yaplarn da anlam alyz; ayrca iinde bulunduklar durumu bilm eli ve toplumsal snflarna, cinsiyetlerine ve bu lunduklar aa gre eyleri nasl yorum ladklarn gz nne almalyz. Din konusunda bunlar, benim bildiim kadaryla, bir ya da teki dinden olduklar iin, her eyi biliyorlard. yi tan dm z antropologlarn adlarm buraya alalm: Tylor Kuveker'di, Frazer Prespiteryen, Marett Anglikan, Malinowski Kato lik'ti, oysa Durkheim, Levy-Bruhl ve Freud Yahudi kkenliydi, Bununla birlikte, bir ikisinin dnda bunlarn gem i durum lar ve kkenleri ne olursa olsun, yaadklar dnem de yazdklarnn en byk etkisi, bunlarn bilinmezci ya da ateist olmalarndan ileri geliyordu. Bunlarn gznde ilkel dinler, dier inanlardan ayr bir deer tam yordu; bu ise bir yanlgyd, B ergsonun dedii gibi bunlar kendilerine unu sormuyordu: "Nasl olur da, akl sahibi varlklar, akla aykr inanlar kabul edebilirlerdi ve ediyorlar, nasl bunu hl uygularlard?7
7 H. Bergson, Ahlakn ve Dinin ki Kayna, 1956, s. 103,

21

Bununla birlikte, on sekizinci yzyln aklc filozoflarnn iyim ser kanlarna gre -eer insanlar aptal ve kt idiyse, bu nun nedeni, kuram larn kt olmasyd; eer insanlar kt ku ram lara sahipse, insanlar bilisizdi ve bo inanlar vard; eer insanlar bilisiz ve bo inanlara sahipse, bunun nedeni din adna sm rlm olm alaryd; bu sm rnn banda kurnaz ve a gzl papazlarla, bunlarla dayanma, iinde olan utanmaz top lum sal snflar vard. Bu kanlar az ok bilinli olarak payla yorlard; onlarn dncelerinde ve kavramlarnda az ya da ok st kapal bir ekilde bunlar yer alyordu. Eer bu bykJ)ilginlerin kuram larn anlam akjstjjorsak,, onlarn eilimlerinin m olduunu dajanlamaiyjz. B unlar ilkel dinlerde, H ristiyanla lmcl bir darbe indirecek bir silah aryorlar ve bulacaklarn sanyorlard. Eer ilkel dinin bir heyecan geriliminin ya da bu-\ nun toplum sal ilevinin tahrik ettii bir bo kuruntu, usa aykr5 ve sama olduu aklanabilir ve geersiz klmabilirse, buradan: hareket edilerek byk dinler de gzden drlebilir ve benzer ekilde ortadan^kaldnlabjlirdi,,-Krmi.durum larda bu eilim pek gzlerimemitir; rnein Frazer, King ve Clodd'un yaptlarnda. Ben bunlarn itenliinden kukulanyorum; bir yazmda gs terdiim gibi,8 onlara yaknlk da duyuyorum ama onaylamyo rum. Bununla birlikte, sorun bizim iin onlarn hakl ya da haksz olduklarn bilmek deil; aklda tutulmas gereken ey, o dne min tutkulu aklclarnn ilkel dinlerle doldurduklar tabloyu bozmu olm alar ve bugn bize grnen ekliyle insann cann skan ya da dahas gln kaan yetersiz bir tondaki yaptlarn verilmesidir. Bu antroggloglar^IinM m dinsel inanlar samayd, dnk ve bugnk antropologlarn ou iin de durum yine aym. Bununla birlikte, b u jam al m ^ d a bir aiklanm as bulunm alyd ve bu aklam a psikoloji ve sosyolojinin terim leriyle sunuluyor. lkel
8 Din ve Antropologlar, Nisan 1960.

22

dinleri inceleyen yazarlarn eilimi, byk dinler de iinde ol mak zere tm dinlerin tem el niteliklerini aklam aya hizmet iin, ilkel dinlerin kkenini aklamakt. lkel halklarn dinleri nin aklanm as, "ilkler" denilen, yani srail dinnin ve bunun sonucu olarak, bu dinden kan Hristiyanln kkeni iin ak ya d kapal bir ekilde geerli olmalyd. rnein Andrew Langn dediklerine bakalm: "Atalar kltn tm inanlarn anahtar sayan kuram c, Yehova'da gelim i bir ata ruhunu ya da bir dikm e taa bal bir tr Tanry fetii- belki de bir l eyhinin m ezar tam grecektir.* Hi ekige koym adan totem varsaym na hayranlk duyanlar, boalar vc altn dana kltnde bu kuram a kant bulabilecektir. Doal olaylara hayranlktan yana olania, Yehova ile frtna yldrm ve Sina atei arasndaki iliki zerine srarla eilecektir."9 Bu yazarlarn tarihleri, dinbilim ler ve ritleri ok daha iyi bi linen byk dinleri incelem eye balam ak yerine, niin ilkel in sanlarn dinlerini setikleri sorulabilir. Bylece daha iyi bilinen, daha az bilinenin nnden gidebilirdi. Hi kuku yok, o dnem de var olan yeterince nazik koullar iinde yaplan can skc tartm alardan kam ak iin byk dinleri bir yana braktlar, ama onlar iin nemli olan dinin kaynan ortaya karmakt ve bunu da ilkel toplumlarda bulm ay dnyorlard. Bunlarn arasndan kimileri "kken" sznn zaman iinde esneklik an lamna gelmediini, yapnn basitliini anlattn ileri sryor du ve basit yaplarn daha sonraki gelimelere yol atna ina nyorlard. Kken kavramnn belirsizlii, antropoloji alannda ok byk yanl anlalm alara yol at. Son konumamda size din zerine antropoloji kuram laryla ilgili rnekler verme frsat bulacam zaman, bu konuya yeniden geleceim ve ayn za
* 9 lk Yahudi peygamber kabile efleri. Tanr ile grtkleri yere bir ta dikiyorlard. .N. Andrew Lang, The Making of Religion, 1898, s. 294,

23

m anda burada yle bir deindiim sorunlara da dneceim. Yaptlarn inceleyeceim iz yazarlar dinbilim ini, tarihini, yo rumlarm, dine yaplan vgleri ve H ristiyanlk sim gelerini dikkatle okum u olsalard, ilkellerin dncelerini ve dinsel uygulam alarn deerlendirm ek iin daha yerinde hareket eder lerdi diye sadece dikkatinizi ekmek istiyorum. Bununla birlikte, ilkel din konusunda otorite geinen bilginler arasnda m m inlerin ritlere ballklar ve dinsel duygulan ko nusunda, tarihsel dinleri bilenler pek azd. B ununla elbette antropologlarn dinsel tapnm alara katlmala n gerektiini sylem ek istemiyorum , sadece sorunun ak ve belirsizlikten uzak olmasn istiyorum. Dinsel idelerjter doru olsun, ister yanl^M tropploglarla.ilgili deildir. A ntropologlar / ilkel dinlerdeki ruhsal varlklarn varl ya da yokluunu bilme I olanana hibir zaman sahip deildir; byle bir eyi gze ala\ mayz. Bir antropolog iin inan,, s o sy o lo jik tir .olgudur, teolojik deildir. Onun ii dinler arasndaki ya da dinlerle toplumsal olaylar arasndaki ilikilerle uramaktr. Onun inceledii sorun ; bilimseldir, m etafizik ya da ontolojik (varlkbilim sel) deildir. Onun kulland yntem, ou zam an fenom enolojik denilen yntemdir, (Tanr, kutsallatrma ve kurban gibi inanlarn ve ritlerin karlatrmasn yapan incelem ede) bunu, yantlaya caklarm ve bunlarn.toplum sal anlamlarn belirlemek iin kulM ir,Tnann deeri, din felsefesi diyebileceim iz alana aittir. nk olumsuz ve st kapal da olsa, ok sayda antropolog ilahiyat bir tavr taknd, ilkel dinsel olgulara nedensel bir aklama yapmaya alt ve bylece bana gre konunun yasal snrlarn atk. Din zerine olan antropolojik kuramlar daha sonra gzden geireceim. Okuduum kitaplarn eletirisini yapacam sy lememe izin veriniz, nk yle oluyor ki, ou zaman renci ler yazarn kendisini deil, onun zerine yazlanlar biliyorlar 24

(rnein L6vy-Bruhrn kitaplar, ya uygulam a grmeden ya da onlar hi okum ayan kiilerce sk sk yalanc bir k altnda sunuldu). Bu belgeleri yeniden gzden geirirken, u ya da bu gr asndan bunlarn yetersizliini belirtm enin ou zaman yararsz olacan saptayacaz, nkii daha sonra adn anaca m z dier yazarlar bu eletirileri yaptlar. Bu sylendikten sonra, toplum sal olgular gz nne sermenin ve tartm ann tek yolu bulunduunu kabul etm enin olanaksz olduunu ekleyece im; yani siz hakl olursanz, tekiler de haksz kacak. Ku ram larn ilkel dini usavurma, heyecan ve toplumsal ilevle aklam asnn tm yle d o a olm adnn, bunlarn birbirlerini btnlediinin nsel bir nedeni olamayaca ynnde bir eilim olamaz; bununla birlikte, bu aklam a benim iin yeterli deil. Bununla ilgili yorum lar eitli dzeylerde olabilir. Benzer e kilde, birbirinden ayn birok aklam a, eer birbiriyle elikiye dm yorsa, doru olmamas iin bir neden yoktur, nk bun larn her biri ayn olayn ayr niteliklerini aklayabilir. Gerekte birlikte inceleyeceim iz kuramlarn hepsi bana pek kabul edile bilir grnmyor; olayn aklanma biimi kabul edilebilir gibi deil, nk bunlar elikileri ve mantkszlklar ieriyorlar, nk bunlarn hem doruluu, hem yanll gsterilebilir ve sonu olarak etnografik olgular bunlar geersiz klyor. Son olarak bir sz daha: Bugn kimileri "ikel" ya da "yerli" ve daha nem li bir nedenle de "vahi h a lk la r1szlerini duyduk lar iin oke oluyorlar. Ama ben adlarm andm yazarlarmn yapt seimi kimi kez kullanmak zorundaym, nk onlar bu kitapta sz konusu olan halklar yaralayacak bir dili kullanma riskini o dnemlerde tamyorlard. Bununla birlikte, Weber'in de dedii gibi, ben bu szckleri keyfe bal bir deer vererek kullanyorum ve etimolojik adan onlar knayacak bir yan yoktur. Her ne olursa olsun, ben "ilkel" terimini ok basit kltr materyali ile yaznsz yaayan kk topluluklar belirtmek iin 25

kullanyorum; bu terim, terk edilm eyecek biim de iyice yerle mitir, zc bir dunm , nk bu terim antropologlar arasnda artk anlam azla yol amyor. M antksal ve tarihsel bir deere sahip olan bu szc en ciddi bilginler bile kimi kez yanl kullanyorlar. Konuya giri iin dikkatinizi bu kadarck ekm i oldum ve gem iin dnce okyanusuna alm adan nce bu kadarck bir u y an gerekliydi. Tm bilim dallarnda olduu gibi, birok adada deniz kazasna uram denizcilerin m ezarna rastlayacaz. Bununla birlikte, insanlarn dnce tarihinin btnn gz nne alrken, ilkel dinin ya da genel olarak dinin nitelii zerine ok az bilgiye sahip olduum uz iin um utsuzlua dm eyelim ya da onu reddetmeyelim, nk bunlar aklanm as gereken talimini ya da zel kuramlardr. Ama yine de Yunan antolojisin de bir denizcinin m ezar tandaki yazdan esinlenerek cesareti mizi toparlayalm ve incelem em izi srdrelim: D enizde kazaya uram Ve hu yana gm lm bir denizci, Sizi denize alm aya aryor. Ka kez yolumuzu yitirdiim iz halde Ka tane gem i, dayand frtnalara.

26

II
PSKOLOJK KURAMLAR
V oltaire nin ad ve onunla m ektuplaan President de Brossesun* kuram na gre dinin kkeni fetiizm di. Bu kuran geen yzyln ortalatm a dein kabul edilmiti. D aha sonra C om teun ee ald bu tez yle aklanyordu;2 Portekizli de nizcilere gre fetiizm , Bat A frika kylar zencilerinin hay vanlara ve cansz nesnelere kar uygulad bir kltt; bu kl tn gelim esi oktanrcha, daha sonra da tektanrcla yol at. Bu tezin yerini daha sonra bilgince terim lerle kalem e alman ve benzer psikolojilerin etkisi altnda baka kuram lar ald. B un lar espri ya da ruh kuram lar altnda toplanabilir. Bunlardan bi risine ya da tekine gre ilkel insan olgular usa aykr, yanl ve acem ice bir tarzda aklanm olsa bile, yine de iyi bir ekilde aklla donatlm t. Bu kuram lar kabul edilm eden nce doac okul kuram laryla yarm aya girdi ve tartm a aydnlarn da araya girecei ekilde iddetlendi. K onuya girm ek iin dinin kkeninde doa mitinin bulunduunu syleyen aklam adan ksaca sz edeceim ; nk tarih srasna gre birinci aklam a bu olm utu; ayrca daha sonra hi deilse ngiltere'de doa mitolojisi terk edilirken ani m ist kuram lara kar da tepkiler dom utu.
1 2 Prsident de Brosses (1709-1777): Feti tanrlarnn klt ya da eski M sr diniyle, bugnk (1760) Nigritie dininin paralellii. Olgucu felsefe kurslar, 1908.

27

Doal mitler okulu, zellikle Hindo-Avrupa dinleriyle ilgile nen Alm anlarn okulu oldu. Bu akmn destekledii teze gre antik an Tanrlaryla, her an her yerde bulunan Tanrlar, kiietirilmi doal olgulardan baka bir ey deildi. rnein gne, ay, yldzlar, afak, baharn yenilenm esi, byk rm aklar vd. B akm n en nem li temsilcisi (rom antik air W ilhelm Mllerin olu) Max Mller oldu. Bu Alman bilgini gne miti blmne aitti (ayr ayrs blmler arasnda bir sr tartma vard). Yaamnn byk bir blmn, profesr olduu Oxfordda geirdi ve Petlow of Ali Souls'un bir yesiydi. Parlak bir dilbilimci, sanskrit dilinin uzman, byk bir bilgindi. Haksz yere ekitirildi, gzden drlmeye alld. Olaylar kimi Alm an meslektalar kadar uzaa gtrmeye hazr deildi; bu nun nedeni yalnzca Qxford'da olm as deildi; nkii o dnemde bilinmezci olmak tehlikeliydi; bana sorarsanz, bir Lterciydi, dinsel inanc vard ve duygusald. Bununla birlikte dolambal bir anlatm nedeniyle, ok saydaki yaptlarnda dnceleri iyi ilenmemiti ve belirsizdi. yle anlalyordu k i5 ona gre in sanlar her zaman Tanrsal bir sezgiye ve sonsuzluk kavramna sahipti -sonsuzluk ve Tanr tek ve ayn eydi-, bu sezgi onlara duyumsal deneyimlerle verilmiti. Buna gre kimilerinin yapt gibi, dinsen inancn kkenini ilkel esinlerde ya da dinsel bir g dde aramak bounayd. Tm insan bilgisi duyumlardan doar -dokunma en net gereklii verir-, tm dnme duyumsama zerine kuruludur ve din iin de ayn ey geerlidir: nihil in fide guod non ante fuerit in sensu (Daha nce duyularda olmayan hibir eye gvenm e). O ysa gne ve gkyz gibi elle doku nulamayan eyler, insanlara sonsuzluk kavramn verirler ve Tanrsallk yaratacak maddeleri salarlar. Max M ller, byk doal olaylarnn Tanrsallatrimasyla dinin baladn ner miyor ama bunlarn insanlara sonsuzluk duygusu tadn ve simge grevini yerine getirdiini dnyor. 28

M ller zellikle H indistan ve eski dnyann Tanrlaryla il gilendi. Bununla birlikte, aklam alarnn genel bir dzeye sahip olduunu dnerek kimi ilkel m ateryalleri aklam aya da a lt. Sonsuzluk dncesinin yldzlar ya da daha ziyade onla rn zel nitelii gibi bilinen dnyann kim i grkemli grnm nn verdii sim geler ya da metafor!arla dile getirilebileceini destekliyordu, A m a o zaman kim i zel nitelikler kendi metaforik anlamn yitiriyor ve Tanrsallk olarak zel bir anlam ve ba m szlk kazanyordu. Namna (adlar), numina (keramet) olu yordu. Bylece dinlerin bir "dil hastal olduu sylenir oldu. zl ama m utsuz bir anlatm la M ller bunu tm yle unutturamadan aklam alarda bulunmaya alyordu. Buradan kan sonuca gre, ilk insanlarn dinlerinin anlam m ortaya karmak iin tek kar yok Tanrlara adlarn, tarihlerini ve zgn anla mn veren filolojik ve etimolojik aratrmalar yapmakt. rne in Apollon Daphneyi seviyordu. Daphne ondan kaar ve def neye dnr. Eer aslnda Apollon'un bir gne Tanrs olduu ve Daphne'nin de -Yunancada defne- afak anlamna geldii bi linmiyorsa, bu efsanenin hibir anlam yoktur. Bu bize mitin anlamn aklyor: G ne afaki kovalyor. Mller de insan ruhunda ve kendi grntsel biimi iindebenzer ekilde inanlar inceliyor. nsanlar bedenle, yine bede nin iinde ondan baka bir eyi duyumsadklarn ayr ayr dile getirmek istedikleri zaman, akllarna maddi olmayan ve ya amla balantl soluk szn sylem ek geliyor. Daha sonra "psyche"* szn yaamn, ruhun, cann ve benin ilkelerini dile getiriyor. nsan ldkten sonra "Psyche, grnmezlerin yeri olan Hades'e gidiyor. R uhla beden kartl bir kez dncede ve dilde yaratlnca, araya felsefe giriyor ve materyalist ve spiritalist felsefe sistemleri kuruluyor. Ve dilin ayrdklar, bir kez daha bir araya geliyor. Bylece dil dnce zerinde egemenlik
* Psyche: Yunancada "ruh".

29

kuruyor ve dnce bundan kurtulm ak iin srekli mcadele veriyor am a bouna. Benzer ekilde, balangta can sz de soluk anlam na geliyordu ve manes (kutsal ruhlar) da glgelerle ayn anlam a geliyordu. Balangta simgesel olan bu anlatm lar, daha sonra somut bir anlam kazand, Hi kuku yok, doa mitologlar olan Mller ve m eslekta lar, kendi kuram larm samalk derecesine dein gtrdler. Troya'nm bulunduu yerin, bir gne miti olduunu ileri sr" yordu M ller, Bu tr yorum lan gln duram a drm ek iin, birileri kyor, bir kitapk yazyor ve Mllerin kendisinin g ne miti olup olm adn soruyordu! nce bu bilginlerin yan llarm bir yana brakalm . Bu tr aklam alar ne denli ustaca olursa olsun, inandrc olm ak iin tarihsel olgulara dayanm ad aktr; dahas, sadece sanlara dayanyordu. D oa m itilerine kar, kendi adalarnn dile getirdikleri knam alar burada anm sam a gereini duym uyorum , nk -onlarn balca tem silcisi olan- Mller, antropoloji alannda sahip olduu etkiyi bir sre sonra hzla yitirdi. Spencer ve Tylor, doac kuramlara dmandlar; onlar bu soruna ayr bir adan baaryla yakla tlar. Antropolojinin nemli yntemsel kavramlar borlu olduu, ama sonra unuttuu Herbert Spencer, Sosyolojinin lkesi adl yaptnn nem li bir blmn ilkel inanlara ayrd, orada yapt yorumlar, her ne kadar S ir E. Tylormkine benzemi olsa da ve Tylorin lkel Kltr'nden sonra yaynlansa da, o dn celerini bu kitabn yaynlanmasndan ok nce gelitirmiti. l ke! insan diyor, aklla donanmtr ve ilkel olan bilgisi gz n ne alndnda, dn ve usavurmas yerindedir. Giden ve gelen gnei, ay, bulutlan ve yldzlar grerek ikilem (duality) kavramm gelitirdiler; grnr ve grnmez olan dier gzlemler, fosiller, civcivler ve yumurtalar, krizalit ve kelebek bu kavram glendirdi, nk Spencer ilkel halklarn 30

doay aklayacak hibir kavram a sahip olm adklarn ne karm t; am a bu olm adan pratik alm alarn nasl gerekle tirmilerdi! E er eylerde birbirinden ayr doann iki esi varsa, bu ikilem niin insanda da olmasn? nsann sudaki yan sm as ve glgesi de gidip geliyor. Bununla birlikte, ilkel insann gerek serveni olan dler ona kendi z ikilem inin idesini ver di; gece dolaan ben-dle, gndz grnen ben-glgeyi z deletirdi. eitli biim deki geici duyarszlklar, uyku bayl malar, katalepsi* vd. ikilem kavram n destekledi; yle ki, lm uzam bir tr duyarszlk gibi kabul edildi. E er insann bir benzeri -teki teki- olan ruh varsa, benzer dnten hayvan larn, bitkilerin ve dier cansz eylerin de birer ruha sahip ol duu sonucu kar. . Bununla birlikte dinin kaynan ruhlardan ok grnmeyen varlklarda -esprilerde- aram ak gerekir. Ruh geici bir yaamsonrasna sahiptir; ller unutulm ad srece -dlerde grlen ller insana bunu dndrm ektedir- ve doast bir varlkta bulunabilecek ilk kavram sa, bir fantom olm utur. Bu kavram sa, bir nesnenin iinde bulunan ve esprinin varln ieren fetiten nce gelir. Esprilerin varl kavram her yerde vardr -feti iin bu geerli olm ad gibi, fetiler en ilkel topluluklarn karakte ristii de deildir. Espriler kanlm az olarak Tanrlar oluyorlar ve Spencer'e gre ok eski atalarn ya da stn kiilerin esprileri Tanrsallk kazanyordu; llerin gm tleri zerine braklan yiyecek ve iecekler lihation** olurken, kurban kesm ek de, Tanrlarn gzne girm ek iindi. Spener'in vard sonuca gre "atalar klt, tm dinlerin kkdr." Btn bunlar fizik bilim lerinden alnm, yerinde olmayan terim lerle ve kararl bir ekilde bilgi sunan bir stil iinde anla
* Catalepsy: Duyu yitimi. ** Libation: lkel alarda insanlarn tanrlar iin yere arap st ya da ya dkmeleri.

31

tlmtr. Yapt, yer yer insana dora grnen kantlarla ve r neklerle bezenmi, ncelikle bir kurgu kitab. Bu kitap, iebaksa! psikolojinin yanltc bir rneidir; yeri gelince buna sk sk antrm ada bulunacam . Eer Spencerin kendisi ilkel ko ullarda yaam olsayd, bu yolla ilkellerin inanlarm edine ceini sanyordu. E er ruh ve espri kavram bulutlar, kelebekler, dler ve kendinden geme konusunda b denli yanl bir usvurrnadan douyorsa, nasl oluyor da bu inanlar binlerce yl boyunca direndiler ve nasl oluyor da gnmzde m ilyonlarca uygar insan bu inanlar tayor diye sorm ak aklna gelmedi, Tylor'm animizm zerine kuram, Spencer'inkine ok benzi yor -bu terimi Tylor yaratt ve kuram n bir blmn Comtea borludur-, ama amma kavram nn belirttii gibi, o espri kavra mndan ok, ruh kavram zerinde duruyor. Antropolojik yaz larda "animizm" terimi, bir belirsizlik tayor ve ilkel insanlar yaratklarn yalnz bir yaam a ve kiilie sahip olduklarnn yannda, cansz nesnelerin de kim i kez bir ruha, sahip olduklar anlam nda kullanlyor. Tylor'm kuram bu k anlam da ieri yor am a biz zel olarak ikinci anlam la ilgileneceiz. Bu anlamda kuram balca iki tezi ieriyor, birincisi onun kkeniyle ilgili, kincisi geliimiyle. lkel insann lm, hastalk, kendinden geme, sanrlar ve zellikle de dler zerine dnceleri, onu bu sonuca gtryordu ve bu sonular maddi olm ayan bir olu un -ruhun- varl ya da yokluu ile aklyorlard. Espriler kuram yla, ruh kuram , dinin kayna zerine dler kuram nn iki ayr yorumudur. lkel insan bu ruh kavramn, kendisine benzeyen baka yaratklara, hatta kendisinin dikkatini eken cansz nesnelere aktard. Ruh, kendi kabndan ayrlabilirken, kendi maddi rtsnden bam sz olarak yaratlm saylabilir ve Tylora gre ruhsal varlklar kavram , dinin en kk tanmn oluturur ve sonunda bu ruhsal varlklar, insana ok stn Tan rlar oldular ve onun yazgsn ynetiyorlar. 32

Spencer'in kuram iin yaptmz itirazlar, Tylor* m kuram iin de geerlidir. Bilginler espri ve ruh kavramlarnn nasl doduu konusunda hibir olanaa sahip bulunmadndan, ilkel insana mantksal bir yap verildi ve onun inanlarna bir akla ma getirildi. Bu kuram, parsn neden beneklere sahip olduunu anlatan ykye benziyor. Ruh ve espri kavram, Tylor'm d nd gibi domu olabilir ama bunu kantlayan hibir ey yok. lkellerin dleri varlnn bir kant gibi aldklar ve ruh lar da esprilerin varlnn bir kant gibi saydklar gsterile bilir ama ne ruhlarn bu kavram dourduunu, ne de bir ruhun tekinin varlna yol atn kantlamaz. Swanton yerinde bir ekilde byle nedensel aklamalara kar kyor ve bir insan ldkten sonra bir bakasnn onu dnde grmesiyle niin bedenden ayr "maddi olmayan" bir yaama sahip olduu sonucuna vardn (Tylor) soruyor. Man tksal bir sonu, ama kimin iin? Yazar ayrca ilkel insanlarda lme ya da dlere kar bir tutumun olmad konusunda dikkatimizi ekiyor ve eer bu "mantksal kant" terimi yerinde nedensel bir sonu olarak alnacaksa, bu ayrmlarn da gz nnde tutulmasn sylyor.3 Ruh kavram insan espri kavramna gtrr m, ok kukulu bir ey bu. Bu iki kavram aa yahiler denilen insanlarda vard ve evrimci grnm iinde, tarih ncesi insana en yakn sayl yordu. Bu iki kavram sadece birbirinden ayr, deildi, ayrca bir birinin kartyd ve espri maddi deildi, insan bedenine yaban cyd ve her yeri kaplyordu. Gerekte Tylor iki kavram arasnda temel ayrm yapmay bilmedi ve Dr. Snaitbrtn gsterdii gibi,4 brani dncesi ko nusunda ciddi yanllklar yapt* Geriye en ilkel insanlarn, ya3 4 J.R. Swanton, "Three Factors in Primitive Religion", American Antropoogist, N.S. XXVI, 1924,358, 365. N,H. Snaith, The Distinctive Ideas of the Od Testament, 1944.

33

ratklann ve nesnelerin de kendileri gibi birer ruha sahip olduk larna inandklarm kantlamak kalyordu. Eer animizm -Tylorfm bu szce verdii anlamda- ilkel insanlarda ar basyorsa, da ha ileri kltre sahip insanlarda benim iin hibir tarihsel anlam olm ayacak, ama tpk avlanarak ve yiyecek toplayarak yaayan ilkel insanlarda bir Tanr kavram nn bulunm as gibi, evrim ci teze ters decekti. Sonu olarak, eer din bu denli basit bir ya mlsamadan doduysa, niin bu denli uzun srd diye bir kez daha sorulabilir. Tylor ilkel dinin ussal olduunu, ne denli yetersiz olursa olsun gzlem lerden doduunu ve ne denli yanl olursa olsun, m an tksal karsam alardan geldiini ve doann felsefi bir taslan oluturduunu gsterm ek istiyordu. By zerine yapt ince lemede, bunu dinden ayryordu, am a bunun nedeni, m antksal olm aktan ya da nedenbilimden ok, konuyu aklam a kolaylyd. "u samalk yn1 dediinin, ussal esi zerinde s ' rarla duruyordu. Bu inceleme, gerek gzlemler zerine kurul duu kadar, insan bilgisinin ilk nemli sreci olarak, benzerlik snflamas zerine de dayanyordu. Bycnn yanld yerde, o kendi kararn veriyordu, nk eyler birbirine benziyor ve bunlar arasnda gizem li bir ba var, nk dsel bir ilikiyi, gerek bir iliki yerine koyuyorlar, znel bir balanty, nesnel bir balant sanyorlar. Doay iledikleri kadar, kendi toplum sal yaamlarn da rgtleyen bu insanlarn nasl oluyor da byle yanllklar yaptklar sorulduu zaman, kendi ocuka byle rinin ayrmna varmyorlar diye yant veriliyor. Doa ya da b ycnn yutturmacas, ou zaman byden geldii sanlan eyleri yerine getiriyordu. E er bunu baaram yorlarsa, bu ba arszlk savsam ayla ya da byle bir yasan bilinm em esyle ya da araya dm an glerin girm esiyle aklanyordu, A yrca ba ar ya da baarszlk yargs da esnektir ve her yerde olgular deerlendirm ek kolay deildir, zellikle otoritenin arlnn 34

onaylanmas gereken eyi insan kabul etm eye ittii ya da bir inancn tersinin sylendii eyi reddetm ek gerektii yerde. Bu rada Tylor'm gzlem leri etnolojik verilerle onaylanmtr. Tylor'm by zerine dncelerini ivedilikle inceledim; bunun nedeni bir yandan, entelektel yorum lar betimlemesi, te yandan, beni bizim ilgilendiim iz soruna Sir James Frazertn katklarn dorudan doruya incelem eye gtrm esi. Frazer, antropologlarn en nlsdr, Spencer ve Tylora olduu gibi, ona da ok ey borluyuz. The Golden Bough (Altn Dal), byk bir alm ann ve derin bir bilginin rndr, batan sona ilkel bo inanca ayrlm tr. B ununla birlikte, T ylor1 din kuram na m ok ey katt da sylenem ez. B iri yalanc-tarih, teki psikolo jik olan iki yeni varsaym aktararak belirsizlii daha ok artr m tr. Frazer'e gre tm insanlk tane kltrel evreden ge mitir: Byden dine, dinden bilime. Com te'un durum dan esinlenm i olm as olasdr: Teolojik durum, m etafizik durum ve bilim sel durum ; bu iki sistem birbirleriyle tam olarak ak maktan yine de uzaktr Bu dnem in dier yazarlar rnein King, Jevons, Lubbock ve bir bakm a M arett ile Preuss ve Annee Sociologique (Sosyolojik Yl) akm nn tem silcileri de dinden nce bynn geldiine inanyordu. Szn ksas, diyor Sir Frazer, belki de en kavrayl zeklar, bynn kendi nerdii am alara ulaam adn, nk dene yimse! yollarla kendi glklerim aam adm grm ediler ve ince bir felsefe sayesinde kendi bunalm laryla yz yze gele bildiini ayrt ettiler ve baka bir yanlsam ann oyunca oldular ve kendilerine yardm edebilecek doast varlklara inandlar. Zam ann ak iinde kavrayl zeklar esprilerin de var olm a dn anladlar ve bu bulu, deneysel bilim in ykseliini bil dirdi, Bu teze destek veren kantlar, en azndan ok yzeyseldi ve etnolojik adan en ok kar klanlard. zellikle A vust ralyalIlarn verileri zerine kurulu sonular am atan ok uzakt, 35

nk kltr ne kadar basitse, bynn o kadar daha ok nemli, dinin o kadar daha az nemli olduunu gsterm ek iin A vust ralyalIlar buraya katlm t. O ysa avclkla ya da grup halinde yaayan insanlarn ok sayda AvustralyalI oyma ierdiini, inanlarnn bulunduunu, animist ve Tanrc dinlere sahip ol duklarn not etm ek gerekir. Bunlarda, teknolojik adan ilerle mi olan daha ileri kltrlere gre, by uygulam asnn eit ve say bakm ndan daha az olduu da ayrca aktr: E er tarm ya da metal ilem e olm asayd, tarm ya da dem ircilik bys de olmazd. Frazer tezinin psikolojik blm nde dine, by ve bilimle kar kyor; by ve bilim., deim ez doal yasalara boyun een bir dnyay tem sil ediyor; bu ayn zam anda Jevons'un da dncesiydi5 ve din, olaylarn esprilerin kaprisine baml ol duu bir dnyay temsil ediyordu. Buna gre, bu iki garip arka da kendi ilemlerini ileri rahat bir ekilde yerine getirirken, din adam, korkudan titreyerek kendi grevini yapyor. Demek ki psikolojik adan, bilim doru da olsa, by yanl da olsa, by ve bilim birbirlerine benziyorlar. Bilimle by arasndaki - benzeim , her ikisinin de ancak teknik olduu lde vardr ve antropologlarn ou, bu yaklamn ok yzeysel olduunu dnyorlar. Frazer burada Lvy-Bruhl ile ayn yntem yan lln yapt, nk deneyimsel teknikle byy ayn koullar iinde karlatraca yerde, modem bilimi, ilkel by ile kar latrd. Bununla birlikte, F razerin by ve din zerine tm yazdklar nemsenmeden geilemez. Orada iyi bir sz vardr. rnein (kendi yntemine gre canla bala alarak), Condorcet ve di erlerinin sadece ne srdklerini o kantlad: Dnyann en ilkel topluluklarn ynetenler ou zaman bycler ve din adamla ryd. Tylorm byye verdiine fazla bir aklam a eklem em ekle
5 F.B. Jevons, Report on Greek Mythotogy, 1891, s. 220.

36

birlikte, benzerlik birlii ve iliki birlii, yknmeci by ve bulac by gibi arm larn iki tr olduunu gstererek snflayc terim ler getirdi; nk Tylor'a gre, armlarn uy gulanm as yanlt. Bununla birlikte, inanlarda ve by ayin lerinde kim i duyumsal elerin ortaya karlabileceini gsterm ekle yetindi. Byde insanlarn dsel ilikileri niin gerek ilikiler gibi aldklarn ne Tylor, ne de Frazer aklad; oysa il kel insan benzer bir yanll baka etkinliklerinde yapnyor du. Bizce yanllk arm larn psikolojik deil, toplum sal br basm akalp olduunu tanm am aktan ileri geliyor ve benim ba ka yerde gsterdiim gibi,6 bunlar belli bir sre iinde ve yalnz zel ritel durum larda ortaya kyor. A lglam aya dayal tm bu kuram lar konusunda sylenecek bir ey varsa, o da bunlar eer rtlmezse, savunulam az da; bunun nedeni basittir, nk dinsel inanlarn kkenini onayla yacak hibir belge yoktur. Eksik bilgileri btnlemek iin ya zarlarn kurduu evrim basamaklarnn belki belli bir mant vard, ama bunlarn tarihsel deerleri yoktu. Bununla birlikte, evrim ci belirsiz varsaym lar bir kenara brakm ak gerekiyorsa da, ilkel insanlarn dnme yetenekleriyle ilgili byk blm aklda tutulmaldr. Belki de onlar kendi inanlarn, bu yazarlar gibi edinmediler, ama eksik gzlemlere, yanl karm lara ve sonulara karn, akl esi her zaman burada, yerinde. nanlar her zam an tutarldr ve bu insanlar kendi inanlarnn sistemi iinde, belli bir noktaya dein eletirici ve kukucu olabilirler. Bu insanlarn dilini renen ve yaam biim lerini inceleyenler iin, dnceleri de buna gre zekice. A om ist kuram , eitli biim ler altnda ve kar klm adan yllarca srd; tm yaznsal antropolojide etkisini gsterdi -u rnekleri verebiliriz: Dorman'n Amerika Yerlilerinin dinleri
6 "The Intellectualist Interpretation of Magic," blm 2, s. 282-311.

37

zerine tm incelem eleri, tm inanlar, totemcilik, byclk, fetiizm , anim izm in snrlarn aklyor. Bununla birlikte, ayn zam anda din ve onun geliim i konusunda kar kan sesler ykselmeye balad. Bunlarn neler dediinden nce, bu eletirilerin kendi ncel lerine gre iki stnle sahip olduunu sylem emiz gerekiyor. D uyum un az ok m ekanist bir kuram assosiyasiyonist psikolo ji*, deneysel psikoloji nnde geri ekildi ve antropologlar, ksa bir ekilde de olsa, onun terimlerini kullandlar. Bundan byle akln kavrama yeteneinden daha az sz edilecek ve isteme, g dlere, heyecanlara, duygulara, daha sonra da psikanalizin etkisi altnda komplekslerden, ket vurmalardan, yansmalardan vd.nden daha ok sz edilecekti. Ayrca Getalt psikolojisi ve sr psi kolojisi de etkili oldu. B ununla birlikte, en nemlileri, geen yzyln sonunda ve bu yzyln bandaki etnografyadaki iler lemeler oldu. Bu durumda yazarlar, bol bol bilgilerden yararlan dlar: Avustralya yerlileri zerine Fison, Howtt, Spencer ve Gillen'in incelem eleri; M aoriler zerine Tregear'n, M elanezyallar zerine Codrington, Haddon ve Seligmanm incelemeleri vd. Frazer'in bir noktada tmyle Tylordan ayrldn grdk: Dinden nce bir by evresinin yaandn destekliyordu. D i er yazarlar ayn gr onayladlar. Bir Amerikal olan John H, King, 1892 ylndaki iki ciltlik bir yapt yaynlad: "D oa st, Kkenleri, D oa ve Evrim. O yllarda egem en olan antmist iklim altnda pek dikkat ekmedi ve Wilhelm Schmidt bunlar yeniden gn na kanncaya dein unutuldular. Yine o dnemde kendi meslektalar kadar evrimci ve entelektelci olan King, espri ve ruh kavramlarnn, ilkel insanlar iin fazla esnek ve karm ak olduunu dnyordu -bu dnce o zam an temsil edildii gibi, evrimin temel ilkesinden mantksal olarak
* Assosiyasiyonist psikoloji: Tm zihinsel yaamn temeline arm ko yan psikoloji.

38

kyordu ve tm gelim enin daha basitten, daha karm aa gitmesini istiyordu. O na gre animizmden nce bir mana evresi olm alyd: M anada ans kavram , kurnazlk kavram ve gizem, gksel denilen eyi oluturuyordu. Bu ise, organik srelerin ve psikolojik durumlarn gzlem lerinden balayarak yaplan yanl karm lardan ileri geliyordu ve ilkel insan zel niteliin mana'nm nesnelerde ve olaylarda var olduunu, onlarn zne katldn varsaymaya gtryordu, Karaby kuram byle dodu ve bunun ekicilii byy yaratt. D aha sonra dler ve nevrozlar konusundaki yanl yarglar ve yanl dnler yznden ruhlara, bunun sonunda esprilere ve Tanrla inanl d sanld; bu birbirinden ayr evrim ler de, toplum sal kuram larn gelim esine balyd. A yrca King iin de buna gre bir yanlsam a ve zihinsel ilerlem eyle, m oral deerleri durduran bir ykm d; byle m asallara inanan ilkel insanlar da kk ocuklar gibiydi -burada bireyoluun geliim i, soyoluun geliim ine denk dyordu (psikologlar buna zetleme kuram adn veri yordu). Animizmden nce dinin daha ilkel bir evreden getiini onaylayan yalnz Frazer ve King deildi: Almanya'da Preuss ve ngiltere'de Marett ayn tezi desteklediler ve uzun yllar geerli saylan Tylor'm kuramna kar ktlar, ama zellikle tarih so rununa ve geliim srasna kar ktlar ve eletiriler bunlarn byle bir dnce evresinin hibir zam an olm adn sadece onaylam oldu. Ona en ok saldran Andrew Lang ve R.R. Marett adl rencileri oldu. Andrew Lang da adalar gibi bir evrim kuramcsyd, ama Tanrlarn kendi kaynaklarn ruhlardan ve esprilerden aldn kabul etmeyi reddediyordu. Samalkla kark -byk bir sa duyuyla yazyordu, ama o sralarda herkes animizmi dinin k keni sayd iin, onun ilkel din zerine syledikleri, Wilhelm Schmidt onun savunmasn zerine alncaya dein bilinmeden 39

kald. Rom antik bir edebiyat adam olan Andrew Lang, Prens Charles Edward ve M arie S teat zerine yazlar yazyordu ve ou zam an bir edebiyat, bir am atr yerine konuldu. Onun animist anlay yle aklanabilin O da Tylor gibi ruhlara ve esprilere anlayn psikolojik olaylardan, dlerden vd. doabilmi olduunu dnyordu ama Tanr kavramnn ruhla rn, hayaletlerin ve esprilerin kavramlarnn daha sonraki br uzants olduunu kabul etmeyi reddediyordu. Yaratc, ahlaksal, ataerkil, her eye gc yeten (Kadiri mutlak) ve her yerde var olan bir Tanr kavram nn en ilkel insanlar arasnda bulunduuna dik kat ekti ve ilkel insann kendini evreleyen dnyann stn bir varlka yaratlm olduu dncesinin, son neden ve ussal so nu denilen kantlardan doduunu sylyordu. Ne olursa olsun, evrimcilerin ltlerine gre Tanr kavram, ilkel kltrl insanlar' arasnda bulunuyordu ve bu espri ya da ruh kavramndan ya da baka bir kavramdan domu olamazd. Ayrca diyordu Lang, birok durumlarda bu insanlar, stn varlka bir espri gzyle bakmyorlard, en azndan bizim Tanrsal espriye baktmz an lamda -"Tanr esprisini ve onu kutlayanlar, ruhta ve gerekte de onu kutlamaldr (ona sayg duymaldr)"- ama onu daha ok bir kii gibi deerlendiriyorlard. Aynca Tanr kavramnn ruhlar ya da dler zerine dncelerde aranmasnn yararsz olduu so nucuna da varm t.7 Espri-ruh ile Tanrnn kkenleri birbirinden tm yle ayryd ve tektannclk bile animizm den nce gelmi olabilirdi; tarih gr asndan zaman iinde birisine ncelik vermek olanaksz olsa bile. Bununla birlikte, bu ok saduyulu aklamaya karn, Lang tektanrcln daha nce geldiine ger ekten inanyordu ve tektanncl daha sonra animist dnceler bozmutu. Dinsel dncenin bu iki kavram sonunda Hristi yanlkta bir araya gelmiti; bunlardan birisi brani kaynandan geliyordu, teki Hellen kaynaklarndan,
7 Lang, The Making o f Religion, s. 2.

40

Marett'in tezi ise ok ayryd. O yalnz anim izm ncesi bir evreyi desteklem ekle kalmyordu, ayrca metodolojiye dayana rak dini aklayan dne de kar kyordu, tikel insanlarda eylem i harekete geiren dnceler deildi, aksine, dnceler eylem lerden douyordu: "Vahi insann dini, dnlm , ge litirilm i bir din deildi, dans eden bir d in d i/'8 tikel dinde nem li olan harekettir, yoksa dn deil; eylem se duygusal durum lardan doar, M arett yle bir sonuca varmt: Animizm, ncesi en eski ada, din byden ay u t edilem ezdi, tpk daha sonra rgtl dinin m ahkum ettii ve baya bir anlam kazanan bynn dinden ayrt edilm em esi gibi, lkel insanlardan sz ederken, o "hysel-din" deyim ini kullanm ay yeliyordu -ben bunu can skc buluyorum, am a birok antropolog, zellikle Rivers ve Seligman bunu onaylad. Bununla birlikte, Marett'in kendisi, mana terimini yeliyordu; bu M elanezya terimini, kav ram lar aram a getiren antropologlar oldu am a bana kalrsa bu kavram n ykc etkileri vard, nk burada bylesine karmak bir sorunu tartm ak benim iin olanaksz da olsa, bana yle geliyordu ki, bu terimin ait olduu dili konuanlara gre mana, Marett'in dedii gibi kiilii olm ayan bir g anlam na gelm i yordu -yani neredeyse metafizik bir kavram deildi-. Marett'e gre ilkel insanlar, kimi kiilerin ve nesnelerin gizil bir gce sa hip olduunu sanyorlar; kutsal kutsal olm ayandan, grkemli dnyay, baya dnyadan ayran ey bu duygunun varl ya da yokluu. Tabunun ilevi ise, bu iki dnyay birbirinden ayrmak. Ve bu duygu, hayranlkla, grkemle, karla, saygyla ve belki de akla kark bir korku ve gizem duygusudur. Bu duyguyu artran ve gizem li saylan ne varsa, hepsi de dindir. Peki niin kimi eyler bu davran artryor, dierleri artrmyor ve niin kimileri buna duyarl, dierleri deil?
8 R.R. Marett, The Treshold of Religions, s. XXXI.

41

M arett bunu sylemiyor. Gerekte bunlar aklam ak iin ok az rnek veriyor ve rnekleri rastgele sralyor, Marette gre bu evrede her ne kadar by dinden ayrlmyorsa da, yine de o byy ayr bir ekilde sunuyor ve ona ayn heyecan karakterini veriyor. By, bir heyecan geriliminin r ndr, Ak ya da fke gibi iddetli bir heyecann etkisi altnda, ihanete uram bir n, sevdii kadnn resm ini atee atm as gibi, rahatlam a olana bulamayan insan, kendi gerilim ini azalt m ak iin dsel dnyaya koar. Marett'in gelim enin banda dedii by budur. Bu durum sk sk ortaya ktnda, tepki kendi dengesini buluyor ve gelim i by ad verilen eye d nyor, yani toplum un kabul ettii ve alkanlk haline gelm i bir davran m odeli. Bu durum da byc, simge ile gereklem e arasndaki ayrm n bilincine varyor. D m anna kar byl szler sylerken, m zran ucunu ona doru evirmenin gerekten etkili olm adn, bu hareketin onu m zrakla yaralam akla ayn ey olm ayacam biliyor, Tylor'm inand gibi byc dsel olan ilikiyi, gerek olanla kartrm yor; bunun sonucu olarak by ile bilim arasnda gerek bir benzerlik yoktur -Frazer de bunu destekliyor-, nk ilkel insan, bynn etkisiyle, m e kanik etkinin ilikileri arasndaki ayrm bilmiyor deil; benzer ekilde sim gesel etkiyle, deneyimse! etki arasndaki balanty da bilm iyor d e il D em ek ki by, am aca varmak im pratik olanaklar olm adnda, onun yerini alan bir etkinliktir; yatt rc ya da uyarc bir ilevi yerine getirir ve insanlara cesaret, rahatlama, umut ve direngenlik verir. Encyclopaedia ofReligion and Ethics'e yazd bir m akalede M arett, bynn kim i biim lerini her zam an yattrc gsterse de, yine de biraz ayr bir aklam a yapyor, Toplum sal yaam iinde yinelenen durum lar, eer kendini av, sava, ak gibi etkinliklere veremezse, youn heyecanl durumlara yol aar ve dans gibi, av sahneleri gibi, sa va ya da ak gibi sahnelerde ikincil etkinliklerle kendini gs 42

terir. Ama burada bir bakasnn yerine konulan etkinliin ile vi, kullanlm ayan enerjiyi boaltm aya yarar. D aha sonra bu et kinlikler, yaam sal etkinliklere katlm ak iin artk bir baka et kinliin yerini almaz olur ve gerekten yknmeden ok, bir yanklanm a da olsa, yknmeci niteliini korur. M arett, bynn aklanm asna ilikin yapt katklara na zaran ilkel din zerine olum lu bir katkda bulunm uyor. Durkfaeimin bol bol kulland "kutsal" zerine iyice seriliyor ve sz cklerle oynam aktan baka pek bir ey yapm yor. Oxford'un bir kolejinde ders ykm ls olarak, hi kukusuz yeterince belirsiz bir durum da bulunuyordu ve dinin kkenini belirleyen toplumsal antropolojinin konusuyla, bu dinin deerine uygun den teolo jinin konusu arasnda bir ayrm yaparak, bir filozof olmas ne deniyle iin iinden kt (ya da yle grnd). Bu tutum, belli bir noktaya dein, hepim izin tutum udur. Vard sonu uydu: "Ksaca, ilke! dinin am ac ve sonucu, kendi kutsalln yaam a aktarm ak, yaam istem ini harekete geirm ek ve bir i grmek" tir."* Parlak bir yazard M arett, am a bu stn yetenekli ve cokulu filozof, bir m akale yazdktan sonra, anim izm ncesi okulun ba na geti ve kendi kuram larn aklam ak iin gerekli kantlan ortaya koymad. Ne etkisi, ne de n uzun srd. lkellerie kafa yapsn anlam ak iin, vahiler arasna gidip yaam ak gerekm ediini, bunun iin Oxford'un salonlarnn yet tiini syledii zaman, szleri insan elendiriyordu ve gerek bir eyi ieriyordu, ama ciddiyetten ve derinlikten yoksundu. imdi de birok yaptn sahibi olan baka bir yazara -Emst Crawleye abucak geeceim. Onun yaptlar da, Marett ile ayn
* Religion, Encydopasdia, Britannica, 11. basm.

43

zam anda yaynlanm t. O dnem de hl geerlilikte olan kim i yanl kuram lar ykm ak gibi bir saduyu gsterdi: rnein eg zogam i (grup evlenmesi), ilkel kom nizm ve kararak evlenme kuram lar gibi, am a olumlu katklarnn deeri az oldu. The Jdea o f the Soul (Ruh Kavram) adl din zerine incelem esinde, Tylordan sonra o da espri kavram nn, ruh kavram ndan dodu unu varsayd ve bu kavram lar daha ileri bir kltr iinde, Tanr kavram n dourdu. Bununla birlikte Crawley, ruh kavram nn kkeni zerine Tylor ile uyum azlk iindedir. Crawleyin aklam asna gre Tylorm bu sorunla ilgili grleri, psikolojik adan bizi Hobbes ya da Aristotelesten daha teye gtrmez; ruh kavramnn dlerin kkeninde bulunmasna olanak yoktur; ruh kayna daha ok duyumlardr. lkel insan, var olmayan (hazr bulunmayan) insanlarn im gesini gzlerinin nne getirebilirdi; ruh ve espri kavram lar bu ikilemden, bu birlikte varolutan gelmitir. Buradan kan so nuca gre, her ne kadar hareket yeteneine sahip nesneler bir ruhu temsil etmeseler bile, zihinde canlanan her ey, bir ruha sahip olabilir, tpk Tylorm dnd gibi: "Ruhsal varolu, yleyse bir zihinsel varolutur ve espriler dnyas, zihinsel bir dnyadr.9 Tanrya ya da Tanrlara gelince, Spencer'in dedii gibi, bunlar sadece ruhlarn ya da yce bireylerin ruhlarnn bir araya gelmesidir. Buna gre din bir yanlsamadr. Eer Crawley din zerine baka bir ey yazmasayd, entelektalist snfna yerletirilebilir ve bu snflam a zerine yap lan yorum lar ona da uygulanabilirdi. A m a en ok tannan The Mystic Rose da iinde olm ak zere birok adalar gibi bana da bu yapt anlalmaz geliyor-, onun kimi yaptlarnn, daha genel bir din kuramna sahip olduu grlyor. lkel insann tm
9 A.E. Crawley, The ldea of Souls 1909, s. 78.

44

kafa alkanlklar dinseldi ya da bo inanlara sahipti. Bunun sonucu olarak byy dinden ayrm ann olana yoktur. O kendi bilisizlii iinde nesnel gereklikle, znel gerekliin birbirinden ayrlm ad gizem li bir dnyada yaad. T m dncesinin de rinliklerinde korku vard, zellikle kadnla erkek arasndaki ilikilerden korkma. Bu duygu ksmen gdseldi, ksmen de az ok bilindtm dan geliyordu; zellikler ve nitelikler bulac olduundan, bunlar deinm eyle geebilir. nsanlar fizyolojik edim lerde bulunduu zaman zellikle zayf durum dadrlar -dier bir deyile, yedikleri ya da cinsel ilikide bulunduklar zaman-, bu nedenle bu tabu edim lerine elik ediyorlar. Buradan Crawley u sonuca varyordu: 'T m dinsel kavram lar, az ok sabit fiz yolojik ve psikolojik ilevlerden k ay n ak lan y o rlar/'10 "Fizyolo jik dnceden" bile sz ediyor, nk ona gre ilevsel sre ler, bu ilevlere ilikin kavram lar az ok organik reflekslerle retiyorlar. Bu kuram a gre ilkel din, korkularn rn olan ta bulara ksa yoldan indirgeniyor. lkel insanlarn inand espri ler, tehlike ve korku kavram larndan baka bir ey deildir. Bu durumu, ruh "tm dinlerin tem elidir'4 1 kavram yla uzlatrm ak bana zor grnyor am a daha nce de dediim gibi, ben Crawleyi aklktan uzak bir yazar olarak buluyorum . B ununla birlikte, o tm kitaplarnda ayn tem ay koruyor; Sonu olarak din korkunun, kukunun, giriim yokluunun, bi lisizliin ve ilkel insann deneyim eksikliinin bir rndr, D em ek ki din, kendi bana bir ey, toplum sal yaam n bir yn deildir, am a yaamn tm blm lerine szan bir eilim dir ve organik yaam n tem el sreleriyle ve iklim koullaryla iliki lidir. Y aam sal gd ve yaam istem i dinsel duyguyla karr. Y aam n, saln ve gcn verdii her eye, din kutsal bir ni telik verir. Dinsel duygunun ne olduunu soracak olursak, bunun
10 Crawley,The Mystic Rose, 1926, s. 86. 11 Crawley, The Idea of the Soul, 1909, s. 1.

45

znel bir ey olm ad, ama "kutsalla varan tm duygularn eilim ya da nitelii"12 olduu yantn alrz. K endisinin de de dii gibi, Craw leylin kuramndan kan sonuca gre, korku ne kadar oksa, din. de o kadar vardr; bu nedenle, kltrn ilk ba sam aklarnda bulunan insanlar, daia ileri kltr iinde yaa yanlara gre daha dindardr ve kadnlar da erkeklerden yine daha dindardn Yine buradan, Tanrnn psiko-biyolojik srelerin br rn olduu sonucu kyor. M arett ile Cravvleyin din ve by zerine aklam alarn tar tmadan nce, birka benzer rnei daha inceleyelim . Burada Wilhelm Wundt zerine birka sz sylem enin ge rekli olduunun dnyorum, nk o kendi zamannda az etkili olmad ama bugn artk ondan pek sz edilmiyor. Semeci bir yazar olduundan onu bir yere yerletirmek kolay deil. Vlkerpsychologie yapt elbette Durkheim'i etkiledi, ama btn olarak aklam alarnn psikolojik olduu kadar, ayn zam anda evrimci, speklatif ve ou zaman da can skc olduu syle nebilir, Onun kendisinin de dedii gibi, algdan, mitolojik kav ramlardan dorudan doruya kmayan kavramlarn kayna, heyecan sreleri (zellikle korku -Scheu) iindedir ve "dar ya, evreye yanstlrlar/13 nce byye ve eytanlara inanta ve peinden yalnz bunun evrimi aamasnda -totem anda- szn tam anlamyla dini ve hayvanlar kltn buluruz. Daha sonra totem izm zayflyor, k a bilenin ata-toteminin yerini, insann atas alyor ve bu klt nes nesi oluyor. Bundan sonra atalar klt, kahramanlar kltne ve daha sonra da Tanrlar kltn dnyor -kahramanlar ve Tanrlar a. Belki de btn bunlara antropolojiden ok, tarih felsefesi dem ek daha dora otar. Gnm zde etnolojiye ok ya banc gelen bir bilgi bu.
12 Crawley, The Tree of Life, 1905, s, 209. 13 W.Wundt, Elements of Folk Psychology, 1916, s, 74.

46

imdi iinde bulunduum uz ada antropologlar incelemele rini yerinde yapyorlar ve yerli insanlar kendileri inceliyorlar, yoksa deneyim siz gzlem cilerin yazdklarna gre hareket etm i yorlar. Crow yerlileri zerine yapt incelem elerle antropolojik aratrm alara nemli katklar bulunan R.H. Lowie, ilkel dinin "Olaanst bir duyguyla, G izem le ya da D oastyle"14 karakterize edildiini sylyor (byk harflere dikkat ediniz) ve dinsel tepki "korkuyla kark aknlk ve sayg tepkisidir; kayna D oastnde, O laanstde, Olaandda, Kutsalda ve Tanrsaldadr"15 (byk harflere dikkat ediniz). O da Cravvley gibi zel olarak dinsel davrann olmadn dnyor; yal nzca dinsel duygular vardr; llerin ruhlarnda var olan Crow yerlilerinin inanc, dinsel bir inan deildir, nk bu onlarda bir heyecan uyandrmyor. Bylece militan bir ateist ile bir papazn her ikisi de, eer ayn duygunu duyumsuyorlarsa, birer dindar birey olabilirler; H ristiyanlk dogmas da, biyolojik evrim ku ram da, birer din retisi olabilir. Olguculuk, eitilik, saltlk ve akl klt dinden ayrt edilemez. Bir lkenin bayra, tipik dinsel bir simgedir. Bliyll heyecanla birletii zaman, o bir din dir. Aksi halde psikolojik gr asndan, Frazer'in dedii gibi, bizim bilime edeerdir. Yine bir Amerikal olan Paul Radin, Winnebago yerlileri zerine nemli bir inceleme yapt ve neredeyse ayn durumu benim sedi. zel olarak dinsel bir davran yok5yalnz dinsel bir duygu var, kimi inanlara ve kimi detlere kar normalden fazla bir duyarllk var: "Bu da kendini bir heyecanla, ululama duy gusuyla ve korkuyla, kendini tmyle d duygulara terk et meyle"16 gsteriyor, N eredeyse tm inanlar bu dinsel duyguyla birleebilir, am a zellikle baar, m utluluk ve uzun bir mrle
14 R.H. Lowie, Primitive Religion, 1925, s. XVI. 15 A.g.y., s. 322. 16 Paul Radin, Social Anthropology, 1932, s. 244.

47

birleiyor (burada "kutsal ruh dini"nin yanksn buluyoruz). E rgenlikte ve ilmde olduu gibi, yaam bunalm lar srasnda dinsel heyecan zellikle ak, By dinsel bir heyecana yol a t zaman, bir din var, aksi durum da bu bir folklordur. Tm bu antropologlarn Malinowski'ye kar bir minnet bor cu vardr, nk o alm alarn yerinde gerekletirm itir bununla birlikte, kuram sal yazlarnda, daha az bir zgnlk ve kiisel dnceler gsterm itir. D ierlerinin yapt gibi M alinowsk kutsal ile kutsal olmayan arasnda bir ayrm yapmtr. Kutsal olan kendi edimlerinde her zaman saygyla kark bir korku ve derin saygyla gerekletirilir. By dinden ayrlr, nk dinsel ritlerin daha sonras iin bir amac yoktur, ama ritlerde gerekletirilir -doum, ergenlik, lm trenleri-, oysa by kendi amalarna ritler araclyla varmak ister ama bun lara ritler iinde varam az; bylece ritler balkl ya da ekimi gzetir. Bununla birlikte, psikolojik adan by ve din birbirlerine benzer, nk her ikisinin de ayr ayr tutkular M artan" yatt rc bir ilevi var. Yaamn krizleri karsnda, zellikle lm karsnda insanlar korktuklar ve zntye kapldklar zaman, dinsel ritlerin yerine getirilmesinde bir yatma bulurlar. Son kitabnda M alinow ski byy tartrken,17 Marettin tezini ya kndan izliyor -bunu burada tartmay yararsz buluyorum. Bynn de din gibi, zntl ve acl durumlarda bir ilevi var. nsanlar iinde bulunduklar glkleri am ak iin gerekli deneyimsel bilgilere sahip deiller, bu nedenle onun yerini alacak bir etkinlik olarak byye bavuruyorlar; by, gszln yol at gerilim i yattryor, nk bu gerilim, giriimlerinin ba arsn tehlikeye atyor. R itlerin ykmeci biim i ve arzu edilen am alarnn esinledii eylem lerin yerine getirilm esi bu radan ileri geliyor. Demek ki by, deneyimsel eylemle ayn
17 Malinovvski, By, Bilim ve Din.

48

znel sonular douruyor; insana gven veriyor; insanlarn kendini verdii yol ne olursa olsun, bunu izlemeyi srdrebilir ler.
Eletirel bir yorum yapmadan, rnein Driberg ve Firth58 de bu aklamalar benimsediler. Gerekte, bu dnemin yazarlarn da heyecana dayal aklamalar bulmak zor deildi. Thumwa!d gibi dengeli bir ilkel toplumlar uzman bile, ilkel insanlarn dsel ilikiyi, gerek bir ilikiyle kartrdklarm syleyen gr destekliyordu; Tylor ile Frazer'in formlyd bu. Onla rn by edimleri, ylesine heyecan yklyd ki, arzulan yle sine iddetliydi ki, bu edimler, yaamlarnn teki ynlerine egemen olduunu dndkleri her eyi fel edebilirdi.19 Belki de bu gr as zerine en gzel aklama, Carveth Readin psikolojisinde bulunur; yle ki, heyecanlarn, arzularn, korkularn, fkenin vd.nin bir rn olan by, insanlarn kay glarn azaltacak bir ileve sahiptir. Read'n nsann ve Onun Bo nanlarnn Kkeni adl kitab,20 antropologlarn dikka tinden tmyle kama benziyor. Read, byy ve animizmi "dgcnn inanc bal ad altnda inceliyor ve f,alglama inancna" kar koyuyor; bu kincisi, saduyunun ve bilimin inancdr ve duyumsal alglamadan domaktadr. Burada Freud'n katklarndan da hi deilse birka keli meyle sz etmek gereklidir. Dierleri arasnda Van der Leeuw da Freud'n dncelerine uygulamada bir yol ayor. lkel in sanlar , diyor, dncelerinin temeli olan elikileri anlamyor lar, nk "kanlmaz duygusal gereksinimler, gerei grme lerine engel oluyor,"2* Neyi grmeyi arzuluyorlarsa, zellikle de by durumunda, onu gryorlar. Bir kmaza girdiklerinde, bi
18 J.H. Driberg, At Home with Savage, 1932, s. 188. R. Firth, Magic. Primitive. 19 R. Thumwald, Zauber, Allgemein, 1929. 20 C. Read, The Origin o f Man and o f his Superstitions, 1920. 21 G. Van der Leeuw, La Structure de la Mentalite Primitive, 1928.

49

reyin nnde seenekler var: Ya bundan kendi z becerisiyle kyor, ya da kendini geri ekiyor ve dgcnn kaprislerine kaplarak engeli ayor. Darya ya da ie dnebilir; iteki, bir by yntemidir; psikoloji diliyle syleyecek olursak, autism e'dir* Bycler dnyay bylerle deitirebileceklerini sa nyorlar ve buna gre dnceye en ok nemi veren u soylu insanlar snfna giriyorlar: ocuklar, kadnlar, airler, sanat lar, akn gizemine inananlar, sulular, dler ve deliler. Bunlarn hepsi de, ayn psikolojik dzenekle gereklie yana yorlar. Dnceye tannan bu zellii, gerekliin kat duvarm paralamak ya da ortadan kaldrmak iin esprinin bu olanan, Freud kendi hastalarnda kantladn sylyor; buna "dncenin salt erki" adn veriyor, lkel insann by rileri ve sihir leri, psikolojik adan saplantl edimlere ve nevrozlu hastalarn koruma formllerine denk dyor. Nevrozlu insan da, ilkel in san gibi "dncesiyle d dnyay deitireceine inan yor,22
Burada yine bireyolusal geliim ile, soyolusal geliimin koutluu karsndayz: Birey libidonun (cinsel enerjinin) evresinden geiyor: Narsizm, ana babaya bamllk altnda bi linen nesnenin kefi ve bireyin gereklii kabul ettii, ona uyum salad yerdeki olgunluk durumu, Bu evre, psikolojik a dan insann aklca geliiminin evresine denk dyor; bu ikinci evre: Animist evre (tekilerin by evresi dediklerini, Freud byle adlandryor), din evresi ve bilimsel evre. Narsik evrede, ocuk kendi hareketleriyle arzularm doyurma yetene inde deildir. Bu evre by evresine karlktr ve ocuk eyle min yerine dncesini koyarak im gelem gcyle glklerinin stesinden gelir. Bu evrede ocuk, bycnnkine benzer psi
* Autisme: D gereklerden kopma ve kendi iine kapanma. 22 Freud, T ote-m ve T abt.

50

kolojik koullar iindedir ve nevrozlu da byc gibidir, o da dncenin gcn olduundan ok deerlendirir. Baka trl sylenecek olursa, iddetli yoksunluk durumundaki gerilim, b y ritlerinn domasna yol aar; bynn ilevi, bu gerilimi azaltmaktadr. Buna gre by, sanr yoluyla doyuma varan bi reyin arzularn gerekletirmi olur. Benzer ekilde din de bir yanlsamadr. Onu douran ve s rekliliini salayan sululuk duygusudur, Freud, yalnz bir dhinin anlatabilecei br yk anlatyor bize, nk bu yky destekleyecek hibir kant yok ama bunun psikolojik bir yk olduu sylenebilir ve tarih asndan olduu gibi kabul edilecek gibi olmasa da, bir mit ne kadar gerekse, bu da gerektir. Bir varm, bir yokmu -yk bir peri masal gibi balyor- insan larn az ok maymunlara benzedii bir a varm; bir erkek tm sr zerinde egemenlik kruyormu ve tm diileri kendine saklyormu 23 Zamanla kadnlar ve ocuklar da ilerleme gs termiler, bu tekele ve Uranla kar ayaklanmlar, onu l drmler ve bir insan yeme enlii srasnda, zorbay yemi ler; Freud bu dnceyi Robertson Smith'den almtr. Oullar daha sonra buna piman olmular ve kendi babalaryla zde letikleri totemleri yemek konusunda tabular gelitirmiler. Arada bir anma trenleri yaparak ve sululuk duygularn yeni leyerek bu trenlere girimiler; bunun peinden zina yasan getirmiler. Bu yasak kltrn kkenidir, nk kltr vazge meden doar. Freud'n din kuram, bu alegorik ykde yatar, nk yutulan baba da Tanr'dr. Bu mit, Freud'n analiz ettii u Viyanah ailelerin dramn aklayan bir nedenler miti gibi saylabilir; Freud onlarn hastalklarn klinik adan analiz ederken, dramn ailenin yapsndan geldiini kabul ederek ge
23 Freud bu dnceyi J.J. Atkinson'dan alm t. Atkinson ise, Andrew Lag'm akrobasiydi. Lang; Social Origins adl yaptna ek olarak Primal Law (lk Yasa) adli makaleyi yaynlamt. Bu devler ailesine ikin hibir ey ortaya karlam ad.

51

nelde bunun tm ailelere temelde uygulanacan sanyordu. Bunun ayrntlarna girmek bana yararsz grnyor, Onun te zinin tm niteliklerini biliyoruz: ocuklar ayn zamanda ana ba balarn hem seviyorlar hem de onlardan nefret ediyorlar. Erkek ocuun bilindnda babasn ldrmek ve annesine sahip ol mak yatyor (Oedipus kompleksi). Kz ise bilindnda annesini ldrmek ve babasna sahip olmak arzusunu tayor (Electra. kompleksi). Yzeyde sevgi, sayg korunuyor ve gven duygu suyla bamllk gn na kyor; idealletirilen baba tasar lanyor ve sblimasyon yoluyla Tanrinm ataerkil imgesi yarat lyor, Sonu olarak din bir yanlsamadr ve Freud yaplma Bir Yanlsamann Gelecei adn veriyor.24 Bununla birlikte, bu nesnel bir yanlsamadr, nk znel olarak bir deildir, nk bu bir sanr rn deildir -baba gerekten vardr. Bununla ilgili olarak sonu gelmeyen yorumlar yaplabilir. Bunun iin Frederick Schleiter'in ilkel din zerine yazd o g zel yapttan bir rnek aldm ve Tanzi'nin Akl Hastalklar E M tab ile ilgili alayc grn burada veriyorum:
yi seilm i eretilem eleriyle ve tumturakl yapay parlakl yla yumuak bir ritim zerine kurulmu ilkel din ile paranoya arasnda -derin , nemli ve sarslm az- b ir koutluu temsil edi y o r... ilkel insann dininde belli bir hakllk ve saygnlk bulmay umut eden karakter zellikleri ya da ussal dnme, Tanzi'nin ilkel insann zihinsel sreleriyle, erken bunamann sreleri arasnda bir koutluk kurmad gereinden biraz teselli bula caklardr.^5

Demek k by ve din birbirlerini psikolojik durumlara in dirgiyorlar: Gerilim, duygusal yoksunluk, heyecanlar, duygular, kompleksler ve her trl dkrkl,
24 Freud, Bir Yanlsamann G elecei, 192B, 25 E ScMeiter, Religon and Culture, 1919, s. 45-47,

52

Dinin duygusal yorumlaryla ilgili olarak rnekler vermitim. Btn bunlardan ne sonular karmalyz? Ben kendi adma bu kuramlarn ounun u trden birer san olduunu dnyo rum: "Eer bir at olsaydm", yalnz u ayrmla ki "eer bir at olsaydm, u ya da bu nedenle, atlar ne yapyorsa, ben de onu yapardm" demek yerine, "atlarda var olduu sanlan u ya da bu duyguya gre atlar ne yapyorsa, ben de onu yapardm" deniyor. Eer biz de ilkel insanla benzer ayinleri yerine getirecek olursak, benzer heyecanl alkantlar iinde olduumuzu varsayabiliriz, nk aksi halde aklmz bize bu ayinlerin nesnel olarak yararsz ..olduunu syleyecektir. Bana yle geliyor ki, bu sonular bize sunanlar, dahas, yerinde inceleme yapma frsat bulanlar bile, bunlar dorulayacak ok az kanta sahiptir. Burada kendimize birka soru sorabiliriz. Adm andm ya zarlarn, kutsalln nitelii dedii bu korku yleyse nedir? Bunlarn bir blm, bunun zel olarak dinsel duygu olduunu onaylyorlar; tekilerse, zel olarak bir dinsel duygu olduunu onaylamyorlar. Ne olursa olsun, bir insann korkuyu ya da he yecan duyumsad nasl bilinebilir? Bu duygu nasl tannr? Nasl llebilir? Ayrca tmyle ayr, hatta kart davran bi imlerinde ayn heyecan durumlarnn bulunduunu, dier ya zarlarn da ou zaman belirttii ekilde Lowie kabul ediyor; rnein bir bar ile bir askerin davran birbirine zt deil midir? Eer antropologlar heyecanlara gre toplumsal olay lan s nflandrrlarsa, bundan bir kaos doar, nk bu heyecan du rumlarnn var olduu kabul edilse bile, bunlar yalnz bireyden bireye deimiyor, ayrca ayn bireyde ayr ayr frsatlarda ve hatta bir ayinin ayr ayr anlarnda da deiiyor. Lowie'nin kabul ettii ekilde, bir din adamyla, bir ateisti ayn ekilde snfla mak samalktr. Yine bir papazn pazar ayini ancak belli bir heyecan durumundaysa bunu kilisede gerekletirdiini syle
53

mek daha da samalk olacaktr. Tm bu durumlarda, bunlarn heyecan durumlar nasl saptanabilir? Eer toplumsal davranlar, varsaylan psikolojik durumlara gre snfladrmamz ve aklamamz gerekirse, o zaman ger ekten de tuhaf sonulara varrz. Eer din korkuya dayal bir duyguyla nitelendirilirse, o zaman bir yaban srnn saldrsna urayan bir bireyin, onun nnden kaarken dinsel bir edimi yerine getirdiini de syleyebiliriz. Eer by yattrc ileviyle nitelendiriliyorsa, o zaman bir doktorun klasik yollarla bir has tasn iyiletirmesi, skntlarn azaltmas da, bir by edimi gibi snflandrlabilir. Dier grler buna kar kyor. rnein kurban kesmede olduu gibi, herkesin dinsel bir nitelik verdii ok saydaki ritler, heyecanl alkantlarn, gizemli duygularn ve korkunun hi de sz konusu olmad durumlarda yerine getiriliyor. Bunlar gn lk, zorunlu ve basmakalp ayinlerdir. Gerilimden ya da bu tr baka eylerden konumak, bizde insanlarn niin kiliseye git tiklerini aklamak gibi samalk olur. Hastalk ya da lm annda, buna denk den olaylar yrek daralmasna ve byk acya yol aarlar ve eer bir ayinle bu nazik duruma elik edili yorsa, bu duygular da elbette orada hazr bulunur, ama bu du rumda bile, yine de sakinimi olmak gerekir. nk heyecann davurumu zorunlu olabilir; gmme trenine elik edenler gerekten ac duysunlar ya da duymasnlar, alamalar ve lye elik eden acnn davurumu heyecann bir paras olurlar ve trene katlrlar. Kimi toplumlar, meslekleri at olanlara bavurur.* Buna gre diyebiliriz ki, eer heyecan anlatmlar ayinlere elik ediyorsa, ayinlerin yaplmasna yol aan heyeca nn kendisi deildir, tersine, ayinler heyecanlan hareke geirir.
* B ir lnn arkasndan alamay i edinen alayclar eski Msrda vard; Anadolu'da bunlara yine de rastlanmaktadr. (evirenin notu.)

54

u eski soruyla kar karyayz: Mutlu olduumuz iin mi glyoruz, yoksa gldmz iin mi mutluyuz? Yourt bir he yecan iinde olduumuz iin kiliseye gitmiyoruz elbette ama ayinlere katlmak, bizi bu durama atabilir. Bynn yattrc denilen ilevine gelince, bir birey ava gitmek, bala kmak ve topra srmek iin byye niin bavuruyor? nk kendini yoksun durumda buluyor ve eer bir gerilim durumundaysa, ayinlerin yaplmas, onun kaygsn ya ttryor. Oysa bana yle geliyor ki, bu birey ya ok az kaygl ya da deil. Duygulan ne olursa olsun, byc bu ayinleri yap maldr, nk bu ayinler onun zorunlu grevleri arasndadr. lkel insann, ayinlerin etkinliine inand iin bunlar yapt sylenebilir; yle ki, kendini yoksun sanmas iin bir neden yoktur, nk karsna kan tm glkleri aacak olanaklara sahip olacan bilmektedir. Bynn gerilimi azalttn syle mek yerine, bynn sunduu olanaklara sahip olmann, gerili min kmasna engel olduu sylenebilir. Tersine u da syle nebilir: Ayinlerin kkeninde heyecanlar yoksa ve bunlar ayinle rin sonucuysa, psikolojik koullarn ortaya kard jestler ve ayinlerin nedeni olarak, varsaylr. Ayrca bynn ve dinin bir bakas iin yapldn unutmamalyz; ayinler byc ya da din adam iin yaplmyor, bunlar koruduklar kimseler iin ayin yapyorlar. Burada ileri srlen insan, gerilim iindeki bir kimse olmad gibi, szleri ve hareketleri gerilimi yattracak grevli bir kimse de deildir. Sonu olarak, eer hareketleri ve bys bir heyecana yol ayorsa, bu yapmack bir heyecandr. Burada, Malinowski'nin anlattklar konusunda benim ekleyeceklerim var: Onun gzledii ayinlerin ou onun kendisi iin ve para karl, kendi adrnda yaplmtr. Dier bir deyile, all mn dna klmtr. Bu koullar iinde, gerilimin ve duy gusal yoksunluk izlenimlerinin heyecan belirtilerine nasl yol atn ben anlayamyorum.
55

Aynca* Radinm de belirttii gibi,26 insanda ayinlerin re nilmesi ve inanlar heyecanlardan nce geliyor ve heyecanlarn daha sonra yetikinlikte bunlara elik ettii ne srlyor, o cuk bunlara hibir heyecan duymadan nce katlyor. Nasl olursa olsun eer heyecan durumu varsa, bunun kkeni ve ak lamas olamaz Ayinler, bireyin iinde doduu kltrn bir parasdr, ona dardan benimsetilir, tpk kltrn geri kalan tm paralan gibi. Kltr toplumun bir rndr, yoksa bireyin dnmesi ve heyecann doyurmak iin deildir. Bu nedenledir ki Durkheim bize toplumsal bir olgunun psikolojik yorumunun, yanl bir yorum olduunu sylyor.
Yine ayn nedenle, arzularn gerekletirilmesi kuramlarn reddetmeliyiz. Bu kuramlar nevrozlu insan bycyle karlatnrken, nevrotik insann edimlerinin ve formllerinin znel bir durumdan doduunu, oysa bycnn jestlerinin ve for mllerinin kendisine iinde yaad kltrn ve toplumun ge leneksel ve toplumsal yoldan benimsettiini, bycnn bu top luma uymas gerektiini bilmiyor. Kimi durumlarda, yine kimi d benzerlikler olabilmekle birlikte, psikolojik durumlarn zde olduu ya da benzer koullardan doduu sonucuna varla maz. ilkel insanlar nevrozlularla, ocuklarla vd.leriyle ayn ulamda saylrken, yanllk yle bir eye inanmaktan ileri geliyor: nk eyler zel bir noktada birbirine benziyor, bunlar tm noktalarda birbirinin benzeri ve pars pro toto (btnn par as olarak) hepsi iin yan tutuluyor. Btn bunlarn kantlad na gre, bu yazarlann gznde, bu birbirinden ayn insanlar, hibir zaman bilinmsel tarzda dnmyorlar. Bununla birlikte, kendi dnceleriyle dnyay deitirebileceine inanan bir vahiye kim her zaman rastlamaz? Bunun onun iin olanaksz olduunu bilir. Yine daha nce szn ettiimiz benzer trden ykye geliyoruz: "Eer bir at olsaydm: Eer benim de vahi
26 Radin, Social Anthropology, s. 247.

56

bir byc gibi davranmam gerekseydi, benim de nevrozlu has talar gibi hastalklarm olurdu/' Elbette biz kendimizi umarsz olarak bu yorumlarla yargl klmyoruz. Bu yorumlar, abartlm bir entelektalizme kar harekete geerek yararl bir grevi yerine getirdi. Bilinli ya da bilinsiz arzular ve tepiler insann davrann; gdler, ilgilerini ynetir ve onu eyleme iter. Bunlar elbette dinde de bir rol oy narlar. Bu nokta yadsmlamaz. Bununla birlikte, t a arzularn, bu tepilerin doasn ve gerekletirdikleri rol belirlemek gerekir. Bunlarn sahip olduu salt ve basit neme kar kyorum ve dinin heyecanla, hatta sanrl terimlerle aklanmasn reddedi yorum.

57

fil
SOSYOLOJK KTJRAMLAR
Benim sunmu olduum ilkel dinin heyecan asndan ak lamas, pragmatizmi ok etkilemitir. Ussal bir kafaya sahip olan bir insana, ilkel inanlar ve ayinler ne denli sama grnrse grnsn, bunlar yoksul ve yeteneksiz insanlarn kendi soranla ryla yz yze gelmesine, mutsuzluklarna katlanmasna, hare ketlerini fel eden umutsuzluklarm, datmaya yardm ediyor; yaamn yenilenmesine ve tm etkinliklerine yeni bir anlam ve rerek bireyin rahatlna uygun den inanca katkda bulunuyor. Bu aklamalarn sunulduu, Malinowski'nin din zerine kura mnn doduu dnemde pragmatizm ok modayd ve by, dorudan doruya Willian James yaptndan kabilirdi -belki de bu durum yaand: Eer din bir destek, bir g ve bir rahat lama, bir gven salyorsa, pragmatizmcilerin sze verdii an lamda din ve dinin deeri gerekti; dier bir deyile, yaam, iin yararlysa, gerekti. lkel dnceyi inceleyen yazarlar arasnda Carveth Read'n adm anmak gerekir. Geen blmde adn verdiimiz kitabnda pragmatizme yaknlk aka ortaya konuluyor. nsan akl niin by ve dinle karartld diye orada soruluyor (O byy dinden nceki evrede kabul ediyor ve dinin kaynan ise dlere ve esprilere inanta gsteriyor). Bunlarn verdii psikolojik rahat lama bir yana diye aklyor, bu bo inanlar, toplumsal evrimin
59

ilk basamaklarnda yardmc oldular; eflerin dzeni salama snda, treleri yrtmesinde ve otorite kurmasnda destek oldu lar, Bunlarn ikisi de yanlsama ama doal ayklama bunlarn her ikisini de (din ve byy) kollad. Totem danslar iin bize unlar sylyor: "ok gzel bir bedensel altrma oluyor, or tak alma anlayn gelitiriyor ve bir eit uygulama olu turuyor."1 Ve bu trden bir sr baka eyler syleniyor. Ge nelde toplumcu kuramlarn da din zerine benzer eilimde ol duunu greceiz: Din toplumun birliine ve srekliliine yar dmc oluyor; onun deeri ite buradan ileri geliyor. Pragmaclk bunu felsefi bir reti olarak oluturmadan ok nce, din byle pragmatik bir ekilde deerlendiriliyordu. r nein toplumsal antropolojinin babas Montesquieu (Kimileri bu onum Montaignee tanyor), dinin ayn zamanda bir yalan ileve sahip olabileceini sylyor; din bal olduu hkmetin tipine uyar ve halkn dini olarak genelde yaam biimiyle uyuur. Bu ise bizim amzdan bir dinin bir lkeden baka bir lkeye akta rlmasn zorlatrr. Buna gre ilevle gereklii birbirine ka rtrmamak gerekir, !!En gerek ve en kutsal retiler, toplumun ilkeleriyle iliki iinde olmaynca, en kt sonulara varabilirler; bunun aksine, en uydurma retiler, bu ilkelere yant verdikleri zaman, ok iyi sonu verebilirler/'2 Condorcet gibi yzyln en aklclar bile, bu yalandan da olsa, dinin toplumsal adan ya rarl bir ilevi olduunu kabul ediyor: Din uygarln gelim e sinde de nemli bir rol oynamtr. nsan toplumlar zerine yazlan ilk yazlarda da benzer sos yolojik dncelere rastlyoruz. Kimi kez bunlar gnmzde yapsal diyebileceimiz terimlerle kaleme alndlar. Aristoteles Politika'snda akladna gre "tm insanlar Tanrlarn da bir
1 2 C. Read, a.g.y., s, 68. Montesquiee, Yasalarn Ruhu, 1748.

60

krala sahip olduunu sylyor, nk onlarn kendilerinin de bir kral oldu, nk insanlar Tanrlar kendi imgelerine (grleri ne) gre yaratyorlar, btmu yalnz d grnlerine gre deil, kendi yaam, biimlerine gre de yaratyorlar/'3 Hme (1711-1776) de aa yukar benzer eyleri sylyor ve birok antropoloji melemesinde, politik geliim ile din ara sndaki yakn ilikide bu gre rastlanr. Herbert Spencer'e gre, "bir kral efi olduu aristokratlara gre nasl salt bir yere sahipse, Zeus da tam tamna dier Tanrlara gre yle bir yere sahip,4
Max M llere gre "henoteism (her Tanrnn, yce varln tm sfatlarn paylat bir dini betimlemek iin bu terimi icat etmiti), bamsz kabilelerin bir ulus oluturduu dnemlerde ortaya kt, nk bu, bir imparatorluk dininden ayr olarak or~ taklamac bir dindi, Yine Kinge gre politik sistemler geli tike, onu oluturan blmleri, koruyucu Tanrlar temsil ettiler ve uluslar oluturmak iin blmler birletii, kabileler bir araya geldii zaman, yce bir varlk kavram da ortaya kyor, Damk elerin tmne egemen olan, grubun koruyucu Tanrs oluyor. Sonuta snrsz g (kadiri mutlak), lmsz olan ev rensel durumun yanstcs gksel tektanrclk geliyor, Robertson Smith, eski an klasik oktanrclm, Asya'nn tektanna l n a kart olmakla, Roma'da ve Yunanistan'da monarinin aristokratlarca devrilmesiyle, oysa bu durumun Asya'da srme siyle aklyor; "Politik yazgnn eitlilii, dinsel hareketin e itliliinde yansyor/'5

Ben benzer dn biimini izliyorum. Ama btn bunlar bana biraz safa grnyor, Andrew Lang'n yazlaryla, Wil3
4 5

1,2,7,
a.g.y., I, 207, W. Robertson Smith, The Religion o f the Semites, 1927, s. 73,

61

heJm Sehmidtin birok yaptlarnn verdii bilgiler, politik i levleri olmayan halklarn, dier bir deyile, yce br varln politik modeline sahip olmayan avc ve yiyecek toplayc halk larn ounun tektanrc olduunu gsteriyor; yle ki, bunlar baka Tanrlar yadsmamakla birlikte, bir tektannya sahipler (nk bu ikinci anlamda tektanrc olmak iin, bir tektannch olmas gerekiyor), Sir Heury Maine'in karlatrlmal hukuk bilimi zerine ya ptlarnn sosyolojik analizlerinde de baka rnekler bulunur. r nein Dou ilahiyat ile Bat ilahiyat arasndaki ayrm, Dotfda ilahiyatn Roma hukuku bilimiyle birlemesiyle, Yunanca konu ulan hibir toplumda "hukuk felsefesi kurmak iin en az bir dav rann ortaya kmamas"6 ile sade ekilde aklyor. lahiyat kurgulan, eski Yunan metafizik havasndan, Roma hukuku hava sna geiyor. Bununla birlikte, din zerine en ileri gitmi ve en btn yapt, Fustel de Coulanges'm La ite Antgue (Antik Kent) adl sosyolojik incelemesidir. Bu Fransz tarihisi, rencisi Durkheim kadar bizi ilgilendiriyor; din zerine yapt incelemeyi imdi sunacam. Antik Kenti o konusu yledir: Eski klasik top lum, szn geni anlamyla aile zerine kurulmutu ve yasalarla bal olan bu grubu bir korporasyonda tutan ve ona sreklilik ka zandran atalarn kltyd. Aile bakan, din adam grevini ya pyordu. Bu merkez kavrama gre ller ailenin Tanrlaryd ve o dnemin tm trelerini anlamaya izin veren tek ey de budun rnein evlenme kurallar ve trenleri, tekelilik, boanma yasa , bekr kalma yasa, len erkek kardein eiyle evlenme, evlat edinle hakk, ataerkil yetki, soy ve miras kural, yasalar, zel mlkiyet, adlandrma sistemi, takvim, klelik ve baka detler, Kent-devletler, en eski toplumsal koullar iindeki dinlerin oluturduu yapsal modellere gre gelimitir.
6 H.S. Maine, Ancient Law, 1912, s. 363.

62

Robertson Smith, Durkheim'in dinsel kuramn ve benzer ekilde F.B. Jevons'un, Salomon Reinach ve dier yazarlarn yaptlarm ok etkilemiti. Kimi temel dncelerini, yine ken disi gibi sko olan J.F, McLennan'dan almt. Onun varsay mna gre eski Arap semiik toplamlar, anaerkil klanlardan oluan toplamlard ve her klan, kendi totemleri olan zel bir trde bir hayvanla kutsal bir baa sahipti, Bu varsaymlarn sa lam bir temeli yok, ama R* Smith buna inanyordu, Smithe gre klann yeleri ve totemleri ayn kana sahipti. Klann Tanrs da ayn kandand, nk o etiyle, kemiiyle klann kurucu babas saylyordu. Toplumbilim diliyle sylenecek olursak, Tanr, idealletirilmi ve Tanrlatrlm kland. Bu yanstma, totemik yaratk iinde maddi bir temsile sahipti; klan ise, dzenli aralklarla kendi yelerinin birliini dile getiriyordu. Klan totemik yarat ldrerek, onun etini kutsal bir lende i i yi yerek bir kutsal ayinde "kutsal bir kurbann eti ve kan payla larak Tanr ve ona bal olanlar bir araya gelir/'7 Tanr, klann yeleri ve totem ayn kandan olduklarna gre, klann yeleri yalnz Tanrlarnn eliinde deil, ayrca kutsal bir ayinde kendi z yaamlarn kattrdklar kutsal bir yaamn bir par asn da, kutsal yoldan emerler. Yahudilerin kurban oluumu, kendi kaynam byle bir kutsal enlikten almtr. Bu kuram destekleyen kantlarn artmas, ihmal edilebilir ama Jovensin bunu onaylamasna bir engel oluturmaz, bununla birlikte, bir sko Protestan papaz iin bu giriim tehlikelidir. Ayrca Ro bertson Smith'in kendisi ya da The Religion o f the Semites'm (Samilerin Dini) ikinci basmnn sorumlusu, ncite saygszlk olaca dncesiyle, ona ilikin kimi blmleri karmtr.*

Dn biiminde ak veren ve pek salam olmayan bu kuram zerine tm sylenebilecek ey, totem hayvann yutul
7 * The Religion o f Semites, s. 227. Kitabn ilk basm 1889'da, ikinci basm 1894'te yaplmtr.

63

masnn, kurban kesmenin, ilk biimi ve dinin kayna olabile cei konusunda hibir kantn var olmamasdr. Ayrca dnyada totemizm zerine ok sayda yazlar var, rnein AvustralyalI bir topluluk kendi totemini trenle yiyor ama bu rnein anlam, tankln gerekliini kabul ettirmeye yetmedii gibi, itirazlar da ieriyor. Bu bir yana, Robertson Smith kendi kuramnn ge nelde tm ilkel insanlara uygulanacan dnse de, ilkeller arasnda kurban kesmeyenlerin says az olmad gibi, dierlerinde de kurban kesmenin kutsal bir ayinle ilgisi de yok. Bu noktada Robertson Smith, Durkheim ve Freud' yanl yola sevk etmitir. Aynca Yahudilerde ilk kurban kesmelerde kutsal bir ayin dncesinin olmas olasl son derece azdr; olsa bile, gnah deme inancyla birlikte yaplyordun Szn ksas, Robertson Smith, nerdeyse hi bilinmeyen Sami tarihinin bir dnemi ze rine varsaym yrtmekten baka bir ey yapmyor. Bu nedenle onun kuram eletirilerin gvencesidir, ama gten ve inandr clktan uzaktr. Gerekte bu tarihsel deil, evrimci bir kuramdr, tpk o d nemde tm antropolojik kuramlarda olduu gibi; byle bir ayr m aka ortaya koymak gerekir. Kitapta batan sona dein ev rimci bir yan tutulduu grlyor. Bylece gelimenin bana ruhsal olana kart olarak somutu koyuyor. lkel dinin kiisel niteliine kart olarak haksz yere sosyal nitelik zerinde srar ediyor, Bylece Victoria ann tm antropologlarnn temel grlerini ortaya koyuyor, nk onlar en ilkel insanlar d nce ve tre asndan, spiritalizmin bireycilii belirledii kendilerinin tam karsnda sanyorlard, Robertson Smith'in eski Sami dinini ve genelde ilkel dini na sl incelediini ve geni lde Durkheimin analizini anlamak 64

iin, onun ilkel dinde inan ve dogma olmad ynndeki d ncesine dikkat ekmek gerekir. Ona gre ilkel dn "sadece kurumlardan ve uygulamalardan oluuyordu."8 Gerekten de ayinler mitlere balyd ama bizim mitler ayinleri aklamyor. Eer durum byleyse, ilkel dini anlamak iin onu kendi ayinle rinde aramalyz, nk eski dinde kurban kesme, nemli bir ayindi; biz de kurban olayn inceleyeceiz. Ayrca kurban kes me genel bir kurum olduuna gre, onun kaynan genel ne denlerde arayacaz. Fusiel de Coulanges ve Robertson Smith, bizim dinin yapsal kuram diyebileceimiz eyi batan sona temsil ediyorlard; onlara gre bu, ilkel toplumun kendi doasndan kyordu. Ayn zamanda bu Durkheim'in de gryd, ayrca o dinin kkenle rini gstermeyi de nermiti. Eer iki gr gz nne alacak olursak, Durkheimin yapsnn deerini anlamamak olmaz; mo dem sosyologlarn en by kukusuz odur. Birinci gre gre din toplumsal bir olaydr, yani nesneldir. Dini kiisel psi koloji terimleriyle aklamaya alanlar o kmsyor. Nasl olur diye soruyor, eer din basit bir yanllktan, bir yanlsama dan, bir tr sanrdan doduysa, nasl evrensel olabilir, nasl s reklilik kazand ve byle bo bir kapris; yasalar, bilimi ve moral deeri retti? En tipik biimleriyle var olan animizm, ilkel top lamlarda deil, in? Msr ve eski Akdeniz gibi daha iieri oplumlarda bulunuyor. Natrizme gelince (doal mit okulu), burada din dilin bir hastal gibi, bir eretileme belirsizlii gibi ve dlerin, ken dinden geme durumlarnn bir sonucu olarak dilin dnce zerindeki etkisi gibi daha iyi ekilde aklanamaz m? Bu aklamay da animist aklama kadar az doyurucu bulup bir
8 The Religion o f Semites, s. 16.

65

yana brakacak olursak, ilkel insanlarn bize en ilgin gelen doa olaylarna -gne, ay, dalar, deniz, vd.- ok az ilgi gsterdikleri aktr, nk bunlarn dzenli ve tekdze ritimleri, onlara t myle sradan grnyordu,9 Oysa yazarmzn en basit din olarak sayd totemizmde, kendisine gre kutsallatrlm nesneler hi de sayg uyandrmyor ve bunlarn ou rdek, tavan, kurbaa ya da solucan gibi kk basit yaratklar; bun larn gerek nitelikleri, esinlemi olduklar dinsel duygularn elbette kayna olamazlar. Dorusunu isterseniz dini dnen, duyan ve arzulayan bi reylerdir -nk toplum, bu gibi ilevleri yerine getirecek yete nekte deildir-; bu nedenle din bireysel psikoloji olaydr; znel bir olaydr ve olduu gibi incelenebilir. Bununla birlikte, daha az sosyal ve nesnel bir olay da deildir ve bireysel espriden bam szdr; sosyoloji onu bu durumuyla inceler. Ona bu nesnellii veren nitelik vardr: nce din bir kuaktan tekine aktarlr; eer bir anlamda din bireyselse, bir baka anlamda da, bireyin dndadr; nk insann doumundan nce vardr ve lmn den sonra da var olacaktr, Bir dil nasl reniliyorsa, din de yle renilir; bunun iin belli bir toplum iinde domak gerekir. kincisi, din geneldir, en azndan kapal bir toplum iinde. Her kes ayn inanc tar ve ayn tapnmay yerine getirir; bu genel ya da ortaklaa zellik ona bir nesnellik verir ve bu da onu tm bireyin psikolojik deneyiminin stne yerletirir. ncs, din zorunludur. Olumlu ya da olumsuz cezalar bir yana, dinin genel bir zellik tamas, kapal bir toplumda zorunlu anlamna gelir, nk bir bask olmasa bile, bireyin baka bir seenei yoktur
9 Hocart, Fiji Adalan'nda kasrgalarn her yl konuma konusu olduunu sylyor ama bu sorunla ilgili olarak yerlilerin bir kurarn gelitirdiklerini hi duymam; ayrca bu frtnalar onlarda azck bir dinsel korku yandrmyormu. Man, 1914, s, 99.

66

ve dili nasl kabul ediyorsa, herkesin kabul ettii inanc da kabul etmek zorundadr. Bir kukusu olsa bile, kukularm evresinde aka sylenebilen inanlara gre dile getirebilir. Birey eer ayr bir toplum iinde dnyaya gelseydi, baka bir dile sahip olabilecei gibi, baka bir inanca da sahip olacakt, Durkheim ve meslektalarnn ilkel toplumlar iin gsterdikleri ilginin, bu topluluklarn kapal bir evre olmasndan ileri geldii burada sylenebilir. nanlarn zorunlu olarak aktarlmad ve eitlilik gsterdii ak toplumlarda, sonuta din daha az zo runlu ve bu okulun grlerine uygun den sosyolojik yorum lara pek iyi gelmeyen yorumlara ak. Dinsel olgularn bamszl, aklda tutulmas gereken ikinci derecede br nem tar. Bunu sadece burada anacam, nk bu Durkheim'in dini inceleme tarzndan aka ortaya kyor -ve bu bizim konumuz. Durkheim, sylendiinden ok daha az materyalist ve deterministti. Gerekte ben onu bir irade ci, bir idealist gibi grme eilimindeyim. Organizmalarn sre leri olmasayd zihin ilevleri de olmazd ama ona gre bu demek deildir ki, psikolojik olaylar organik olaylara indirgenebilir ve bylece aklanabilir; organik ilevler nasl organik srelere sahipse, bunlar da tpk onlar gibi sadece organik bir temele sa hiptir. Olgular her dzeyde kendi bamszlna sahiptir. Ben zer ekilde, zihnin psiik ilevleri olmadan sosyokltrel ya am da olamaz ama toplumsal sreler bu ilevleri aar ve bunlarla etkili olurlar ve bireyin akimn dnda kendi bama bir varolua sahiptir, Dil, Durkheimin varmak istedii gzel bir r nektir. Dil, genel, geleneksel ve zorunlu bir zellie sahiptir. Dilin bir tarihi, bir yaps ve ilevi vardr; dili konuanlar bunun ayrmna varmazlar ve bireyler dilin oluumuna katkda bulun salar bile, bu bir bireyin aklnn rn deildir. Ortaklaa, zerk ve nesnel bir olgudur bu.
67

Durkheim din analizinde daha uzaa gidiyor. Din sosyal bir olaydr. Toplumsal yaamn kendi doasndan doar ve en basit toplumlarda hukuk, ekonomi, sanat, vd. gibi toplumsal olaylara baldr. Daha sonra bu toplumsal olaylar kendi bamsz var lklarn srdrmek iin dinden ayrlrlar. zellikle din, toplumu basit bir bireyler toplamndan baka bir ey yapan bir duygunun yansmasdr; dayanmay bu duygu salar, sreklilii bu g vence altna alr, Marksistlerin ilen srd gibi, din toplumun sadece ikineik bir olgusu deildir. Din ortaklaa bir etkinlik sa yesinde kendi varln kazanr, belli bir bamszla kavuur ve her ekilde oalarak yaylr ve bu toplumun yapsyla deil, baka dinsel olaylarla ve kendine zg bir sisteme sahip olan baka toplumsal olaylarla aklanr. Bu iki noktay akladktan sonra Durkheim'in tezini sunmak iin ondan ayrlmyoruz. O, Robertson Smithten ald drt nemli grten hareket ediyor: lkel din, kabile kltdr ve klt totemiktir (totemizmle blml klan sisteminin birbirinden ay rlamayacan dnyor) ve klann Tanrs, kutsallam Tanrnn kendisidir; totemizm, en basit ve en ilkel din biimidir; bu anlamda bizim tandmzdan da zgndr. unu demek is tiyor: Toplumlarda ok basit maddi ve sosyal yap bulunur ve dala nceki bir dinden hibir e alnmadan din aklanabilir Buna gre Durkheim, dini ya da az ok onun en eski biimlerini totemizmde gren McLennan, Roberson Smith, Wundt, ilk ya ptlaryla Frazer, Jevons ve Freud ile ayn grtedir. Peki ama totemizmin bir din olgusu olduu gr neye da yanyor? Son yazlarnda Frazer onu by kategorisine yerle tiriyor. Durkheime gre din, gerek ya da ideal kutsal olan ok daha geni her eye aittir, kutsal ile kutsal olmayan iki snftan birisine aittir. Yasaklar kutsal olmayana da uygulanrken, kutsal olan yaltlm olmasyla ve yasaklarn korunmasyla aka
68

belirtilebilir, Marett tabuya ne ilev veriyorsa, o da ayn ilevi veriyor. "Dinsel inanlar, kutsal eylerin doasyla dile gelen temsillerdir", ayinler ise, "kutsal bir nesne karsnda nasl dav ranl mas gerektiini gsteren davran kurallardr."10 Bu ta mnlar hem din, hem de by iin geerli, nk Durkheim'in lsne gre bunlarn her ikisi de kutsaldr. Bunlar birbirinden ayrt etmeye izin veren bir baka l neriyor. Din her zaman grubun, ortak yaamn iidir; kilise (tapmak) olmadan din ol maz. Bynn tapma deil, yandalar vardr; bycyle ona gidenin ilikisi, doktorla hastas arasndaki ilikiye benzer. Di ne son bir tanmm veriyoruz: H din, inanlarla, kutsal eylere Bir ilikin uygulamalar (tapnmalar) birletiren bir sistemdir; bu rada kutsal eyler, ayr yeri olan ve yasak eylerdir -bir tek manevi cemaat iinde birleen inanlara ve tapnmalara tapmak denir ve herkes oraya katlr.H1 1 Bu tanmda Durkheimin brani ncelleri bana gre kendini iyice gsteriyor, hem de ok uygun bir ekilde; bununla birlikte ne olursa olsun, onun lsne gre totemizm, bir din gibi say labilir; nk tabularla evrilidir ve bir topluluun gsterisidir. Bu totemik dinde, nnde saygyla eilen nesne hangisidir acaba? Herhalde sayklayan bir dgcnn basit bir rn de ildir. Bu nesne amal bir dayanaa sahiptir. Her ne kadar bu klt uygulayanlarn sand gibi olmasa-da, gerekten var olan bir eyin kltdr bu. Bu ideal temsillerde insanlarn hayran ol duu ey, toplumun kendisi ya da bir blmdr. Bundan daha doal olan ne vardr, diyor Durkheim* nk bir toplum, kutsal duyumsamann ruhlarna aktarlmas gereken ne varsa, onu su nar. nsanlar zerinde salt bir erke sahiptir ve onlara her zaman
10 E. Durkheim, Les Formes 16mentaires de la vie religieuse, 1912. 11 Durkheim, a.g.y.

69

kendisinin bamllnn altnda olduklar duygusunu verir. Bir yceltme ve sayg nesnesidir bu. Byleee din, bir ideler sistemi dir ve onun araclyla ait olduu toplumda birey temsil edilir, ilikilerini onun araclyla kurar. Durkheim, kimi AvustralyalI yerlilerin dinlerini rnek alarak kendi kuramnn doruluunu kantlamak istedi test iin Kuzey Amerika yerlilerini kullanrken, ne srd gereke, bunlarn bilinen en basit dne sahip olmalaryd. Sosyal olgularn kar latrlmal br incelemesini yaparken, bu olgularn ayn tip toplumlar iinde not edilmesini hakl olarak destekliyordu ve iyi denetilmi bir deneyimin yasalara varmak iin yeterli olduunu sylyordu -bana yle geliyor ki, byle bir kant, szde bu ya sann aksini syleyen rnekleri bilmiyor. O dnemde antropologlarn dikkati Avustralya da Spencer, Glen, Strehlow ve tekilerin en son ortaya koyduklar olgulara evrilmiti. Ne olursa olsun, Durkheim'in bu blgede yapt seim pek verimli olmad, nk kimi yeni ltlere gre bu topraklarda yaayan yerlilere ilikin yaznlar ok belirsiz ve yetersizdi. "Blackfellow" denilen AvustralyalIlar, avcydlar ve yiye ceklerini toplayarak geiniyorlard. Bunlar kendi kabilelerinin topraklarnda kk kmeler halinde dolayorlar, av hayvan, meyve, allk ve dier eyleri aryorlard. Kabile birok gebe gruptan oluuyor. Bir kimse gebe bir grubun iine katld ve bu gebe grup da kendi topraklar zerinde yaad zaman, o grubun yesi oluyor. Tm Avustralya anakaras zerine yayl m bu trden ok kabile vard. Bir kabilenin yesi olunca, bu kabilenin dier yeleriyle zellikle hayvanlar ve bitkiler konu sunda doal ilikiler iine giriliyordu. Bu bitkinin ya da hayva nn tr, kabile iin kutsald, bu ne yenilebilirdi, ne de ona zarar
70

verilirdi. Her kabile, bu trden kendi doal, olgularna sahipti ve doann tm kabilelere aitti. Bma gre toplumsal yap, doal olaylara gre bir snflama modeli oluturuyordu. Kabilelere gre snflandrlan eyler, onlarn totemleriyle ortakt ve ayrca kutsal bir nitelie sahipti, nk bir klt dierini ieriyor ve hepsi ayn dine, kabilenin dinine katlyor, Totemik varlklarn yceltilrnediine dikkatimizi ekti Durkheim, oysa McLennan, Tylor ve Wundt, bu varlklarn y celtildiini sylyorlard ve bunlar sayg uyandran grnmleri iin seilmemiti. Ayrca birinci derecede nem tayanlar ya ratklarn kendisi deildi -bunlarn kutsal olduu doru, ama ikinci derecede-. Bununla birlikte, bu yaratklarn simgeleri uzun tahta paralan ya da cilal talar (churinga) zerine oyuluyordu ve oradan kesilerek bir tr boynuz gibi kullanlyordu. yle g rnyor ki, gerekte seilmi olan totemik yaratklar, resimle gstermeye uygun denlerdi. nce bu desenler imgelerde, hayvanlarda ve insanlarda yaygn olan kiilikten uzak simgeler dir ama ikisini birbirine kartrmamak gerekir, nk bir nes nenin kutsal zellii, onun kendi znden ileri gelmiyor, ona ekleniyor ve st ste geliyor. Totemizm, dnyada kendiliinden var olan ve kiilik d bir tr Tanry ngryor ve ok sayda eye yaylmtr; ilkel toplumlarda mana ve dier benzer kav ramlara denk der, rnein Kuzey Amerika yerlilerinin Wakan ve O rendd s gibi. Ama AvustralyalIlar onu soyut bir biim al tnda deil, bir bitki ya da hayvan gibi alglyorlar: Totemin "maddi biimi altnda, imgegc maddi olmayan bir zdei temsil e d e r/'12 nk bu z, bu yaamsal ilke ayn zamanda hem insanlarda ve hem onlarn totemlerinde bulunur ve her ikisi iin de temel bir nitelik tar. Bir Blackfellow, rnein kargala
2 Durkheim, a.g.y.

71

rn kardei olan bir insann da karga olduunu syledii zaman, onun ne demek istediini anlayabiliriz, ikinci olarak, desenler kabilenin kendisini simgeliyor Totem ayn zamanda Tanrnn simgesi ya da yaam ilkesi ve toplumun simgesi, nk Tanr ve toplum tek ve ayn eydir. "Kabilenin Tanrs, toemik yasa, sonu olarak totem diye hizmet eden hay van ya da bitkinin grnr biimi altnda kiilemi ve dligcnde temsil edilen kabilenin kendisinden bakas deildir / ' 13 Kabilenin yeleri, totemik simgeler araclyla ahlaksal kim ilklerini, birbirlerine ve grubun tmne olan ballk duygularn dile getiriyor, nsanlar ancak bir iaret araclyla iletiim ku rarlar ve bu dayanma duygusunu iletmek iin, bir simgeye, bir bayraa gereksinim vardr. Bu yerliler iin kendi totemleri bu ilevi yerine getirir; her kabile kendi totemik; amblemiyle ayn zamanda hem birliini, hem de kendine zg niteliini dile geti rir. Somut simgeler gereklidir, nk kabile, bu denli ilkel zeksyla kendi tm karmak birlii irinde aka temsil edilmek iin ok karmak bir g e r e k l i k t i r . Ba s i t ve saf kafalar, toplumsal bir grup olarak ancak somut simgeler araclyla kavrarlar. Tote mik ilke (yasa) demek ki totemik amblemin maddi biimi altmda temsil edilen klandan bakas deildir. Kabile yeleri zerinde bu yolla etkili olurken, onlar da egemen olan d glerin kav ramn uyandrr ve bu d gler, d eylerle, totemik biim lerle temsil edilirler. Kutsal, kendi yelerini simgelerle temsil eden toplumun kendisinden ne biraz fazla, ne de biraz az eydir. Avustralya yerlilerinin, totemizm denileden ayr dinsel kavramlara sahip olduklarn Durkheim kabul etmiti; ama, bunlarn da kendi kuramyla aklanabileceini sanyordu. Ruh
13 Drkheim, a.g.y. 14 a.g.y.

72

kavram, totemik ilkede, her bireyin iinde canlanm manadan baka bir ey deildir. Her yesinin iinde toplumun kendisi temsil edilir, toplumun kltr ve toplumsal evre, basit bir hayvan yerine yesini toplumsal bir varlk olan kii yapar. Top lumsal kiilik, bireysel organizmadan ayrt edilir, nsan dnen ve spiritel bir hayvandr ama bu dnen ve spiritel paray toplum olarak organik blmn stne koyar. Durkheim!i yo rumlarken ne diyor Miss Harrison: "(insann) bedeni doal yasalara boyun eiyor, kafas toplumsal buyruklara uyuyor."*5 Buna gre ruh, Tylor ve dierlerinin savunduklar gibi salt bir yanlsama deildir. Biz kutsal ile kutsal olmayanda olduu gibi, birbirine kart iki ayr ksmdan olumuuz, 'Toplum bizde kalc bir ekilde yerlemitir,, Biz, birbirinden ayr ynlere bakan ve neredeyse elikili gerekten iki ayr varlktan yapl m z ve biri dieri zerine gerek bir stnlk uyguluyor. Her kes kendisinde birlikte var olan bedenle ruh, maddi varlkla ruh sal varlk arasndaki antitezin derin anlamm aa yukar ak a byle kavryor... Bizim doamz iki yanldr; bizde gerekten Tanrsal bir parack vardr, nk bizde grubun ruhu olan bu byk idelerden bir parack vardr,
Bu yorumda insana ya da dine dokuncas olan hibir ey yoktur. Tersine, "kendimizi fiziksel glerden kurtarmann tek yolu, ona ortaklaa glerle kar koymaktr."17 O zaman insan, Engels'in dedii gibi, zgrlk lkesine varmak iin, gereksinim lkesinden kurtulabilir.

AvustralyalIlarn maddi olmayan varlklarna gelince, -Tylor gibi Durkheim de bu kavramn ruh kavramndan ktna ina
15 J.E. Harrison, Themis, A Study o f the Social Origin of Greek Religion, 1912, s. 487 16 Durkheim, Les formes eMmentaires de la vie religieuse. 17 a.g.y.

73

nyordu- bunlar Durkheim'e gre belli bir zamandaki totemlerdi Ne olursa olsun, imdi kabile gruplarna denk dyor. Her blgede birok kabile temsil ediliyor ve her birinin kendi totemik amblemi ve klt var ama bunlarn hepsi boya ait ve ayn dine sahip, bu kabile dininin de kendi Tanrlar var. Boylar ierdikleri kabilelerin kendi aralarndaki toplumsal ilikileri yanstan kabi leler aras bir nitelie sahiptir, zellikle teki kabile yelerinin, yeni kabilelerin katlmnda niteliklerini temsil eder. Bylece, ruhlar ve espriler gerekte var olmadklar halde, gereklie uy gun dyorlar ve bu anlamda gerek oluyorlar, nk simge letirdikleri toplumsal yaam yeterince gerek.

Buraya dein Avustralya toteminin ayinsel yan zerine he nz hibir ey sylenmedi. imdi burada Durkheim'in tezinin en karanlk ve daha az inandrc yanma geliyoruz Olaslkla ayn boyun yeleri olan ayn kabilenin yeleri, kutsal ilikiler iinde bulunduklar tr artrmak amacyla ayin yapmak iin dnemsel olarak bir araya geliyorlar. Kendi totemik yaratklarn yiyem e dikleri iin, ayinler teki kabilelerin yararna ynelik oluyor, nk onlar bu yaratklar yiyebiliyorlar, Bylece tm kabileler genel yiyecek salama iine katkda bulunuyor. Yerliler ayinle rin amacm aklyorlar ama aklanan amala, gizil ilev ayn deil ve onlarn kendi ayinlerini kutlama konusunda Durkheim'in yapt sosyolojik yorum, onlarn yapt yorumun gr" ne uymuyor. ntichiuuma ad verilen bu trenler, gerekte tr bytme (oaltma) amacn tamyor; Durkheime gre bunun kant, bir tek varsaylan ve remeyen wollunqua totemi ylan var olmad zaman da bu ayin yaplyor ve szde tr oaltma amacn tayan bu trenin kendisi, inisiyasyonlar ve dier du rumlar iin de yaplyor. Bu ayinler, kimi dnceleri ve duy gular uyaryor, imdiyi gemie, bireyi toplulua balyor. Ama ikincik kalyor, bunu nereden mi anlyoruz? nk bu
74

uygulamay deitirmedii halde, ayinlerin maddi etkinliine olan inanlarn var olmad durumlar olabiliyor. Usu kuramlar genelde kavramlarn ve inanlarn dinin z n oluturduklarn gz nne aldlar ve ayinler ise sadece bir davurumdan baka bir ey deildi. Bununla birlikte, daha n ce dier yazarlarn bize gsterdii gibi, dinsel yaama egemen olan eylemdir. Bu konuda Durkheim'in yazdklar:18 Daha nce grdmz gibi gerekte yaam, belli bir yo unluk derecesine varrsa, dinsel dnceyi uyandryor, nk fiziksel etkinlik koullarm deitiren bir kaynama durumunu belirliyor. Dirimsel enerjiler ar uyarlmtr, tutkular daha canldr, heyecanlar daha gldr. Bu durum, sadece bu (din sel) anda ortaya kar. insan kendini tanmaz ; kendini dn m sanr ve bunun peinden kendisini evreleyen ortam d e itirir. Duyumsad ok zel izlenimleri anlamak iin, nitelik leriyle en ok dorudan doruya ilikide olduu, ama onlarn ilikili olmad eylere yol aar: Baya deneyim nesnelerine sahip olmayan olaanst gler ve erdemler. Bir tek szckle, kutsal d yaamnn doduu gerek dnyann stne, b ir an lamda yalnz dncesinde var olan, ama birinci dnyasna gre daha byk bir saygnlk duyduu b ir baka dnyay koyar. Bu na gre ideal bir dnya, bu ift niteliktedir.

Bir toplumun kendi bilincine varmas ve gerekli younluktaki duygu derecesini korumas iin, dzenli aralklarla bir araya gelmesi ve toplanmas gerekiyor. Bu toplumsal younluk, zi hinsel yaamn etkinliini tahrik ediyor ve bir grup oluumun dan ideal kavramlara varyor.
18 Durkheim, a.g.y., P.U.F., s. 603.

75

Demek ki, bize ilevleri sylenen ayinleri belirleyenler, on larn amalan de il Bunlarn gerek anlam, nce kabilenin yelerini bir araya getirmek, kincisi, onlarda dayanma duy gusunu yenilemek. Ayinler tm bireysel duygularn ortadan kalkt ve insanlarn kutsal eyler araclyla ortaklaa bir yaam oluturduu zihinsel bir uyarya yol ayor. Bununla birlikte, kabilenin yeleri birbirinden ayrld zaman, dayan ma duygusu yava yava azalyor, bu nedenle yeni toplantlar yaparak, trenleri yenileyerek toplumu canlandrmak, gerekiyor ve toplum bylece kendini salamlatryor, insanlar ayinlerin eyler zerine bir etkisi olduuna inansa bile, gerekte sz ko nusu insann akln etkilemektir. "Heyecana" yazarlarn, ayin lerin heyecan durumunu yattrdn sylediklerine ve Durk heim'in bu konuya deinmediine burada dikkat ekmek gereki yor, Heyecan durumuna yol aan ayinlerdir. Bu bakmdan bunlar gnah deme ayinleriyle karlatrlabilir: rnein l gmme trenlerinde insanlar kendi inanlarn onaylamak ve topluma kar olan grevlerini yerine getirmek iin dua ediyorlar; yoksa hi tamadklar heyecanlan yznden d eil te Durkheim'in kuram byleydi. Freud'e gre Tanr baba dr, Durkheim'e gre Tanr toplumdur. Oysa eer onun kuram Avustralya yerlileri iin geerliyse, bu kuram genel olarak din iin de geerli olmaldr, nk totemik din, diyor, en gelimi dinler de iinde olmak zere, dier dinlerin tm elerini ieri yor. Birisi iin iyi olann, dierleri iin de iyi olacana inanmak gibi bir saflk gstermiti Durkheim. Eer kutsallk, ruh ve Tanr kavramlar sosyolojik adan AvustralyalIlar iin aklanyorsa, o zaman ayn aklama ilke olarak ayn temel nitelikleriyle ve kavramlaryla birlikte tm insanlar iin geerlidir. Durkheim, tarihsel materyalizmi yeniden sergilemekle sulanmak istemiyordu. Dinin temelde toplumsal olduunu gsterirken, bireysel
76

bilin nasl sinir sisteminin basit bir gelimesi deilse, ortaklaa bilincin de toplumun fizyolojik temelinin basit bir ikincil olay olmadm sylemek istiyordu. Dinsel kavramlar, ortaklaa ha reket eden bireysel eilimlerin bireiminin sonucudur ama bir kere varolunca, bunun kendine zg bir yaam olur: Duygular, kavramlar ve imgeler ,!bir kere yaratld m, kendi z yasalarna uyarlar"19 Bununla birlikte, eer Durkheim'in din zerine kuram do ruysa, o zaman artk kimse dinsel inanlar kabul etmez, ama bunlarn toplumsal yaamn kendi eyleminden ktklarn ve srekliliinin gerekli olduunu da yine kendisi gstermitir, Bylece bir ikilem iine dmtr. Onun tm syleyebilecei ey, ruhsal anlamdaki din ortadan kalkmaya yarglyken, laik bir topluluun da ayn ilevi yerine getirebilecek ayn duygulan ve kavramlar tretebileceidir. Bu gre balanrken, Fransz Devrimini bize mek gsteriyor; nk bu devrim vatanperver lik, zgrlk, eitlik ve kardelik, akl gibi kavramlara kutsallk verdi, bunlardan Tanrlar yaratt, kendi yaratt toplumu kut sallatrd. Ruhsal din kerken, o da Sait-Simon ve Comte ile birlikte laik ve hmanist bir dinin bunun yerini almasn umut ediyordu. Durkheim'in sav sadece iyi sunulmuyor, ayrca gz kama trc ve dgc, hatta iir dolu ve dinin psikolojik temellerini kavryor: Ben'den ayr ve daha byk bir eyin bir paras olarak sadece var olan ve anlam tayan benin ve kiiliin elenmesi. Ama ben bunun bir tahmin olduundan korkuyorum. Totemizm sr gdsnden domu olabilir ama elde byle bir kantmz yok, Dinin dier biimleri de, totemizmden ya da totemik ilke denilen eylerden gelimi olabilir, Durkheimin kuramnda
19 a.g.y.

77

uygulam olduu gibi, ama bu konuda da elimizde kanl yok. Dinsel kavramlarn toplumsal dzenle ve ekonomik, politik, ah laksal gibi toplumsal olgularla ilikili olduu kabul edilebilir bunlar toplumsal yaamdan kabilir, yle ki, toplum olma ynca, ne din, ne de kltr olabilirdi. Ama Durkheim, bundan ok daha onaylayc. Tm dinse! kavramlarn -ruh 5 espri- toplumun ya da toplumun bir blmnn yansmas olduunu ve kaynam bir uyan ma durumundan ("cokudan") aldn, ileri sryor. Benim yorumlarm ksa ve az sayda olacak. Mantksal ve felsefi eitli itirazlar yapabilirim ama ben etnografik planda sulamada bulunmak isterim. Etnografi desteini kutsal olanla olmayan arasndaki kat ayrmdan m alyor? Bundan kukula nabiliriz. "Kutsal" ile "kutsal olmayan" denilen eyler, elbette ayn dzeydeki yaam deneyimidir ve bunlar birbirinden ayr lacaklar yerde, birbirinden ayrlmayacak ekilde i ie ge milerdir. Buna gre bunlar bireysel ve toplumsal planda birbir lerini yadsyacak ekilde kapal alanlara yerletirilemez ve bi rine girilince, teki terk edilemez. rnein bir suun cezas olduuna inanlan bir hastalk du rumunda tbbi tan, hastann moral durumu ve doast el atma bir btn olarak ve birbirinden ayrlmayan nesnel bir deneyimi oluturur. Bu tr formllerde benim kullandm test ok basit tir: Bir ya da teki durumda kutsaln kutsal olmayandan ayrl masnn yararl olduunu ben hibir zaman saptamadm. Burada Durkheim'in tanmnn durumun kararszln gz nne almad varsaylabilir ve belli bir balamda ve belli ko ullar iinde "kutsal" olann, baka bir durumda ve koullar iinde "kutsal olmayaca" dnlebilir. Daha nce byle bir gzlemde bulunmutuk. Azandelerde atalar klt, avlunun orta snda ykselen mezarlar zerinde younlamtr ve tren ya
78

plan gnlerde ya da baka bir frsatta oraya adaklar braklr. Ama bunlar ayinsel amalarla kullanmadklar zaman, Azandeler oraya mzraklarm brakyorlar. Szn ksas, birok top lumlarda . yasaklar yoluyla "kutsaln" snrlandrld dora olabilir ama Durkheim'in ileri srd gibi, bu evrensel olarak doru deildir, nk Nil halklarnn ya da onlarn arasnda bir blmnn karmak kurban ayinlerine katlrken hibir yasaa uymadklarn sylerken, yanldm sanmyorum. AvustralyalIlar rneinde ileri srlenler: Durkheim'in duru munun zayflklarndan birisi de, Avustralya yerlilerinde, grubu oluturanlarn son derece dank olan kabilelerin deil, nce sr halinde yaayanlarn, sonra boylarn olmas savndan ileri geliyor, Eer dinin ilevi, birlik duygusuna en ok gereksinim duyan topluluklarn dayanmasn srdrmekse, cokuya yol aan ayinleri gebe yaayanlar ve boylar yerine getirmelidir, yoksa kabileler d e il20 Durkheim, bu zayf noktay, bana pek doyurucu gelmeyen u yantla ortadan kaldrmak istedi: Bunun nedeni, kabilelerin bir eflerinin ve ortak topraklarnn olmamas, toplumsal balarn eksikliidir; oysa ancak bunlar olursa zaman zaman dzenli bir ekilde bir araya gelirler. Peki ama trenlerin dnda oluma yan ve hibir etkinlii olmayan toplumsal kmelerin dayan masn bu trenlerle srdrmenin ne yaran var? Durkheim savn totemizme dayandrd ve neredeyse tmy le Avustralya totemizmi zerine. Oysa Avustralya totemizmi, ok zel bir durumdur ve doru bile olsalar, buradan karlacak sonular, genel olarak tm totemizm iin geerli deildir. Ayrca
2-0 Avustralya yerlilerinin politik gruplarnn terminolojisinin sadece belirsiz olmadn, ayrca yanltc da olduunu belirtmek gerekir, nk "boy", "kabile, "ulus, sr" ya da "aile" kavramlarnn ne anlama geldiini tam olarak bilmek kolay deil.

79

totemizm olgusu, Avustralya'm! tm blgelerinde de birbirine eit durumda deildir. Durkheim verilerden ve materyallerden br seme yapt ve bunlar Avustralyann merkeziyle, zel ola rak da Arunta ile snrlan. O kendi kuramnda, Avustralya ana karasnn dier blgelerinde intichiuma trenlerinin ok ayr bir nem tadna, ok daha az nemli olduuna, hatta ne bir nem, ne de anlam tadna aldr etti. Demek ki teki in sanlarn totemi, Durkheimin zerinde durduu niteliklerden yoksun, rnein bir yerde toplanma, trenler, kutsal nesneler, topluma katlma trenleri, amalar vd. Ayrca totemizmin daha gelimi bir kurum olmas ya da geerliliini yitirmilii kant bizim iin kabul edilir grnmyor, nk ister Avustralya'da olsun, ister baka yerlerde, totemizmin tarihini bilmeye olanak yoktur. Avustralya totemizminin, totemizmin zgn biimi ol duunu sylemek, tmyle keyfi bir vargdr ve en basit dn bi iminin, en basit kltre ve en basit toplumsal rgtlenmelere sahip topluluklarn sahip olduu grne dayanr. Bununla birlikte, byle bir lt kabul edince, AvustralyalIlar gibi teknik bakmdan ok az gelim i avc ve yiyecek toplayc ve ok ilkel toplumsal rgtlenmelere sahip insanlarn totemlere sahip ol madklarn (ne de klanlara) ya da totemlerine nem vermedik lerini ama yine de inanlara ve ayinlere sahip olduklarn gz nne almak m gerekir? Durkheim iin totemizmin temelde bir kabile dini olduunu, bu trden bir toplumsal blnmenin rn sayldn ve bunun sonucu olarak kabilenin, olduu yerde tote min bulunduunu ve totemin bulunduu yerde, toplumun kabi leler halinde rgtlendiini gstermek gerekir -bu bir yanlg dr, nk totemsiz olan topluluklar olduu gibi, bir toteme sahip olduklar halde, kabile yaam srmeyen insanlar da vardr.21
2i Lowie, Primitive Society, 1921, s. 137,

80

Gerekte, Goldenweser!in de iaret ettii gibi, Durkheim AvustralyalIlarn kabileler halinde rgtlendiini sanarken yamlyord, ayrca etnografik adan da bu yanlt ve bu yanl onun kuramnn tmn tartmaya ayordu ,22 Ayrca Durk heim doal yaratklarn fi grlemi temsilleri zerinde srar ederken, ciddi eletirilere de uruyordu, nk totemlerin ou byle figratif ekilde temsil edilmiyorlar. Yine AvustralyalI Tanrlarn, totemlerin bir bireimi olduu da pek az bir olas lktr, onlarn varlndan kurtulmak iin ustaca bulunmu bir yol olsa da. Tylor, Marett, Durkheim ve tm dierlerinin, bylesine serbeste yazdklar konular iin bu insanlar arasnda birka hafta geirmemi olmalarnn znt verici olduunu insan sylemeden edemiyor! Durkheim'in kuramnn doruluunun kukulu olduunu or taya koymak iin bana gre yeterii saylabilecek noktalar ak ladm. Van Gennep'in bunaltc eletirilerinde bulunabilecek daha baka noktalara da iaret edebilirim; bunlar Durkheim ve meslektalarnn dta brakt ve bilmedii oranda gl ve yakc noktalardr .23
Bununla birlikte, imdiye dein incelediklerimize daha ya kndan bal yorumlar hzla gzden geirmeden nce, totemiz min kkeni ve genel olarak din zerine onun kuramnn son bir yorumunu yapmak istiyorum. Bu kuram onun sosyolojik ynte mine ters decektir, nk bu toplumsal olgularn psikolojik bir aklamasn sunuyor; oysa onun kendisi byle aklamalarn her zaman yanl olduunu bildirmiti. Dinin kkenini sanr dzeneiyle aklayanlara kar ok derin bir kmseme iin deydi ama ben onun kendisinin de ayn eyi yaptn ileri s
22 GoIdenweiser, "Religion and Society: A Critique o f Emile Durkheim's Theory o f the Origin and Nature o f Religion", 1917. 23 A, Van Gennep, L6tat actuel du probleme totemiqe, 1920, s. 40.

81

receim. "Yeinlik (gerilim)^ "coku", "uyar gibi szcklerle iyi oynuyor ama Blacfellowlann totemik dininin, bir raya top lanm bireylerin cokusal uyarsndan doduunu ve bunlarn bir tr ortaklaa histeriyi yaadklarm gizlemeyi baaramyor. Buna gre daha nce dile getirdiimiz kimi itirazlar, demek ki burada geerlidir. Blackfellowlann kendi trenlerini yaparken hangi zel heyecana kapldklarn bize hangi kant dorulaya bilir? Eer onlar byle bir durumdaysa, bu heyecanlara yol aan, Durkheimin kendisinin de dedii gibi, bu trenlerin ve ritlerin ortaya kard ayinler ve inanlardr- ve yleyse bu inanlar heyecanlarn bir sonucu saylamazlar. Sonu olarak herhangi bir iddetli heyecan ve zel bir heyecan durumu ayinlere elik ederse, bu ayinler iin nemli bir e olabilir ve birey iin derin bir anlam tayabilir ama bu onun toplumsal bir olgu olduunu aklamaz. Byle bir dn biimi, birok sosyolojik d n gibi bounadr -yumurta ve tavukta olduu gibi-. Ayinler uyarlara ve "cokulara yol ayor; bunlar da ayinleri gerek letirecek inanlar yaratyor. Yoksa sadece bir araya toplanma olay m bunlara yol ayor? Yn halindeki insanlarn psiko lojik bir olgusundan Durkheim toplumsal olgu sonucuna varyor.
Gerekte, sanki Trotterin bize sunduu gibi, dinin biyolojik aklamas Durkheim'in kuramndan uzak deil: nsan yaamna etki eden ve drt byk gdden birisi olan sr gdsnn bir alt-rndr bu; dier gd ise korama gds, beslenme gds ve cinsel gddr. Sanki Trotter bize byle bir tez sunu yor demitim, nk o bu konuda pek ak deil. Srye yakn dan baml birey, kendi z varlndan daha geni bir varla ulayor; kendisini evreleyen ve karmak durumunun bir zm bulduu, zlemlerinin gerekletii bir evredir bu.24 Bu nunla birlikte, Trotter'in kitab, bilimsel bir incelemeden ok,
24 W. Trotter, Instincts of the Herd in Peace and War, 1920, s. 113.

82

tresel bir tartmadr. Ayrca burada da Durkheim'in yaptyla ayn ateli idealizmi buluyoruz. Durkheim'in yaptnda bulunan kimi kavramlar, kendisinin etkisinde kalm olan meslektalar, rencileri ya da bakalar tarafndan gelitirildi, Eer bunlardan birkan -ivediliklegzden geireceksem, bunun nedeni, benim konumalarmn amacnn bir konuya ya da bir sorana daha ayr bir yoldan yak lamak olduu iindir, yoksa dncelerin lam bir tarihini ver mek ya da bu konuda yazanlarn bir listesini karmak deildir, Durkheim'in kurduu ve yaynlad L nnee Sociologigue'm en A iyi bilinen makalelerinden birisi, Eskimolarla ilgili bir edebiyat incelemesidir ve bunun vazan 5 yine kendisinin yeeni Marcel Mauss'tur (M.H. Beuchat ile birlikte).25 Bu makalenin genel ko nusu, Durkheim'in savnn ispatdr; buna gre din toplumsal younlamadan doar ve dzenli aralklarla yaplan toplantlarla srdrlr; yle ki, burada da zaman, eyler gibi hem kutsaldr, hem de dnyasal. Burada ayrntlara girecek deiliz: Yln bu blmnde (yazn) ve denizin buz tutmad bir srada, Eskimolarm nasl adrlarda ve aile kmeleri kurarak yaadklarn sylemek yeterli olacaktr. Buzlar yeniden oluunca, artk av lanma olana kalmyor ve k daha ok sayda insan bir arada geiriyor: Uzunluuna yaplm evlerde eitli aileler ayn oday paylayor ve daha geni sosyal ilikiler kuruyor. Bylece toplumsal dzen sadece ayn ayr oranlarda deil, ayr bir yapya da sahip, nk bu kk toplumsal grap sadece uyum iinde yaayan belli saydaki insanlarn oluturduu ailelerden olu muyor, ayrca yeni bir toplumsal kmelenme biimi alyor ve orada bireyler birbirinden ayr ilikilere sahip oluyor. Toplumsal ilikilerdeki bu deiim, yazn evreye yaylma srasnda var
25 M. Mauss, L'Anrre Sociologiqe, IX (1906).

83

olmayan yasalar, bir ahlak ve ayn detleri kapsyor. Daha ok saydaki gruplar olutuu zaman, yllk dinsel ayinler yaplyor; Eskimo rneinin. Durkheim'in kuranm dorulad bile sy lenebilir.26 Bu inceleme ne denli ustaca olursa olsun, sadece bir eyi gsteriyor: Dinsel trenleri yerine getirmek iin, ii olmayan yeterli saydaki insanlar bir araya getirmek gerekir. Ayrca Es kimo rnei, Avustralya yerlilerinden ok ayrdr; bu kincilerde totem trenleri iin kabilenin yeleri dzenli aralklarla bir araya geliyorlar. Oysa Eskimolar ayn nedenlerden dolay toplanyor lar ve daldklar zaman, bunu bir zorunluluktan yapyorlar, Mauss da Durkheim gibi iyi bir deneyime dayanarak bir yasa dile getirmek istiyordu ama byle bir forml varsaymdr, yasa deil. Ben kendim de Nuerler zerine bir inceleme yaptm; banlar t renler ncesi dnemde byk toplantlar yapmyorlar -bunun bir nedeni, zellikle uygun koullar arama, Mauss, LAnnee Sociologique'e nl tarihi Henri Hubert ile birlikte yazd baka bir makalede, daha nceden ve Durkheim gibi, byy dinden avut etmiti ve kutsalln bir paras olan by zerine tam bir inceleme yapmt.27 Oysa Durkheim bu sorunu kendi kitabnda incelememiti. Daha nce bu iki bilgin ayn gazetede Veda ve bran kurbanlaryla ilgili ok nemli bir analiz yaynlamlard.28
Geri bu analiz nemli de olsa, sonulan hi de inandrc deildi ve metafizik sosyoloji ile ilgiliydi. Tanrlar toplumsal
26 Mauss'un makalesi, Durkheim'in kitabndan nce yaynlanmt, ama Durkheim de dncelerini, kitabn yaynlamadan nce aklamt. 27 H.Hubert ve M. Mauss, Bynn Genel Kuram zerine Bir Taslak,

1904.
28 H.Hubert ve M.Mauss, Kurbann Doas ve levi zerine Bir Deneme, 1899.

84

gruplan temsil ediyorlar, dnlen ve idealletirilen ise toplu mun kendisi. Kurban vererek hakkn terk etme, toplumsal g leri, zihinsel enerjileri ve treleri besliyor. Kurban, bir zveri edimidir, birey bunun araclyla toplumu tanr, Tanrlarn temsil ettii ortak glerin varln, bireylerin bilincine yanstr. Bununla birlikte, zveri edimi sadece kurban kesmeyi ierse de, ortaklaa gle dayanma iinde olmaya da hizmet eder, birey bu edimden yararlanr, nk ona toplumun tm gcn aktarr ve toplumda bozulan dengeyi dzeltmesi iin olanaklar salar, insan, toplumun knamalarn ve yanllarnn sonularn d zeltir ve yeniden toplulua katlr. Btn bunlar bana bir onay lama ve sam karm gibi grnyor ve hibir kanta dayanm yor, Bu sonular, kurbann ijevi zerine yaplan o parlak ana lizden domuyorlar, tersine, onunla st ste geliyorlar. Burada yine sosyolojik ynteme rnek olarak, L'Anne e Sociologique \n gen yazarlarndan Robert Hertzin iki nemli yaz sndan sz edeceim.29 Bu her iki yazda da, kutsal olanla kutsal olmayan, her yerde birbirine kart olan sa ve sol el ile a rtryor: Sa el iyilii, erdemi, gc, erkeklii, Dou'yu, ya am, vd.yi, sol ise zt nitelikleri temsil ediyor.
teki yazdaysa, insanlarn niin llerini gmdklerini ak lamaya alyor; bu noktay anlamak ok kolay, ama niin gmme trenleri yaplyor, zellikle EndonezyalIlar niin lle rini iki kez gmyorlar. nce l bozulup dalncaya dein bir yere yerletiriliyor, sonra kemikler toplanp "aile kemikliine konuluyor. Bu sre, lnn paralanmasnn maddi simgesi al tnda, lnn ruhunun canllar dnyasndan ruhlar dnyasna bir durumdan tekine gei- yavaa geiini temsil ediyor ve bu hareket, nc bir duruma denk dyor: Geride kalanlar,
29 R. Hertz, Death and Right Hand.

85

lyle olan balarndan serbest kalyorlar, kinci gmme tre ninde bu hareket kendi amacna ulayor. Gerekte bunlar ayn tek bir srecin ayr grnmdr; toplumun kendi ye lerinden birisini yitirme sreci yava oluyor, nk insanlar lme boyun emiyorlar, ne fiziksel lme, ne ruhsal lme. ngilterede din zerine olan sosyolojik kuramlar, zellikle de Durkheim'in kuram, Jane Harrisonun da gsterdii gibi, tm bilginler kuan etkiledi -Gilbert Murray, AJB. Cook, Francis Comford ve dierleri; nk burada Harrison, Yunanllarn di nini ve tm dinleri, kavramlar ortak duygularyla aklyor. Burada din trenleri, grubun heyecannn yansmasnn ve yine grubun esrimesinin yol at ruhsal alkantnn (cokunun) so nucudur, "Vahiler beni yormakla ve irendirmekle birlikte, zo runlu olduum iin onlarn hareketlerini ve jestlerini zmek iin uzun bktrc saatler geiriyorum" diye bir itirafta bulunmu olsa bile, Avustralya yerlilerinin szde kafayaplarm Yunan toprana aktaryor -Yunan biimi altnda tm eski havalar ye niden buluyoruz-. Kutsallklar "sadece totemik dncenin altnda anlalabilir.30 "Eski Yunan'm dinsel olgular, mmin lerin toplumsal yaplarn dile getiriyor ve temsil ediyor.31 "Toplumsal yap iinde oluan ortaklaa bilin tm dinin teme lidir. Baks dini, thiasoshm ortaklaa heyecan zerine kum lu dur. Tanrs toplumsal grubun birliinin yansmasdr/' Dr. Verral, Euripidesin Baksleri zerine yazd makalede, aydnlatc bir yorumda bulunuyor: "Birliin cokusu en bata kendi ruhunu bir araya toplanmada buluyor/32 Birey de ayrca evrene kar ortaklaa hareket ediyor: "Kendi heyecann doal olaylara yaydn ve yansttm grdk; bu yanstmann onda mana, orenda... kavramlarm dourduuna tank olduk.
30 31 32 33 Harrison, a.g.y.. s. XII. a.g.y. XVII, a.g,y. XVIL a.g.y., s. 7 3 -7 4

86

Totemizm "ortaklaa dncenin bir evrimidir ve insan d ncesi bu evrenden gemek zorundadr/34 Kutsal (ayinler .n.) ve kurban, her ikisi de, m andnm bir hneridir, biz buna by diyoruz,35 "Buna gre din iki eyi ieriyor, toplumsal alkanlk ve ortak bilinle, bu ortak bilincin temsili. Bir tek sz ckle, birbirine i ie bal iki etkeni ieriyor: det olan ayinler ve ortaklaa eylemle, ortaklaa heyecann, ortak bilincin temsili mit ya da ilahiyat. Her ikisi de zorunlu ve birbirlerine baml dr."3^ -en nemli iki nokta-. Dinn kaynaklarnn ve nedenlerinin aratrlmasndan ileri gelen Durkheimin yanlglar, baka bir bilginin yaptnda ay rca belirtiliyor: Francis Comford, Durkheime ok ey borlu olduunu ayrca kabul ediyor. Ona gre de birey, en ilkel ortak yaam tipi organizmalarn dnda gz nne alnmyor. te yandan, sadece grup gz nne almyor ve doal dnya, top lumsal grubun yap modeli zerindeki kategorilerce snfland rlyor. Dine, ruhlara ve Tanrlara gelince, hangi trden olursa olsunlar, ayn yapnn basit temsilcilerinden baka bir ey de iller. Doann ve dinsel inanlarn kavranld her iki durum da, dncenin kategorileri, ortaklaa ruhun yansmalardr. Ruh, grubun ortaklaa ruhudur; tm bireyin ayn zamanda hem iinde hem dnda olan, bireyin kendisinin de katld toplu mun kendisidir. Toplum lmszdr, yeleri lse de, toplumun kendisi lmszdr. Ruh kavramndan balayarak Tanrnn temsili belli bir politik, bireyselleme ve yapaylk karmakl na vard zaman, bu temsil etme geliiyor. Sonu olarak tm dinsel temsiller bir yanlsamadr, Comford buna ! srnn ba S vurusu'1 diyor. Onun vard sonuca gre "dinin ilk temsili, ortak 1
34 a.g.y., s. 122. 35 a.g.y., s. 134. 36 a.g.y., s. 486.

87

bilincin bir temsilidir -yalnz moral g, dardan benimsetilmi gibi duyumsanabilir- ve sonu olarak temsil edilmeye gereksini mi vardr."37 Dinin sosyolojik yaklam, eski an olgularn yeni gr nm altnda incelemeyi nerirken, bunun etkisi ne denii yararl olursa olsun, benim aktarm olduum gibi grlerin sadece birer san olduunu ve yasal speklasyon snrlarn atklarm kabul etmek gerekir. Bu grlerin dayand olgular, ayn za manda zayf ve belirsiz. Daha yeni zamanlarda ngiltere'de Radcliff~Brown, ilkel di nin sosyolojik kuram zerine nemli bir kuram gerekletirdi. Durkheim'den (ve ayn zamanda Herbert Spencer'den) iyice et kilenmiti. Daha anlalr bir duruma getirmek iin Durkheimin totemizm kuramn yeniden ele ald ama sama bir sonuca varO Q d. Totemizmin insan topluluklarnda evrensel bir olgunun zel bir biimi olduunu gstermek istiyordu; maddi ya da olaylar kapsayan yasa, ritel bir tutumun nesnesi oluyor (ok kukulu bir genelleme). Avclkla ya da yiyecek toplayarak ya ayan topluluklar, buna gre kendileri iin yararl olan hayvan lara ve bitkilere kar ritel bir davran iindedir. Toplumda blmlenmeler olduu zaman, bu genel tutum, totemizmin do masna yol ayor. Radeliff-Brown, totemizm zerine yapt analizde, totemizmi sr psikolojisine balayan Durkheim ile ayn yanlgya dmekten kand. Bununla birlikte, baka bir yerde ve ayn konuda, rnein Andaman adalarndaki dansta, ayn tutumu onaylad.39 Dansta, diyor, bireyin kiilii toplulu un uygulad eyleme uyuyor; kiisel eylemler ve duygular, uyumlu bir birlik oluturuyor ve orada toplumsal grup en byk
37 F.M. Cornforci, From Religion to Philosophy, 1912, s. 82. 38 A. R. Radcliff-Brown, The Sociological Theory o f Totemisin, s. 295,309. 39 The Andaman Islanders, 1922, s. 246.

88

birlie ve uyuma varyor; buna katlan bireyler, bunu en youn bir ekilde duyumsuyorlar. Andamanlarda durum belki byledir ama ben bilimsel br yazmda byle bir genellemeye kar kmtm, nk Afri kada ou zaman danslar grme frsatn oldu; bu danslarda uyumsuzluklar oluyordu; daha sonra edindiim deneyimler, genliin bu kukusunu doruluyordu. Radcliff-Brovvn'u okurken, dinse! olgularn bu tr sosyolojik aklamalarnn ne denli az doyurucu olduunu saptyoruz. Ka mu nnde verdii son konferanslardan birisinde, dinin her yerde ve bizim dmzda ruhsal ya da moral bir gce boyun emenin davurumu olduunu aklyor: Schleiermacher ve teki filo zoflar bir yana, neredeyse herkeste bulunan ortak bit yerdir bu. Bununla birlikte, Radcliff-Brown, sosyolojik bir neriyi formllendirmeyi aratryordu ve bunun erimi, yeterince belirsiz olan bu genel yargy ok ayordu. Durkheim'in savnn gerekliini gstermek iin, toplumun eitli biimlerine gre Tanrsallk kavramnn da deitiini gstermek gerekiyordu -byle bir a lmaya Durkheimin kendisi girimedi-. Buna gre, diye ileri sryor Radcliff-Brown, dinin ilevi toplumdaki dayanmay srdrmek olduuna gre, toplumsal yapnn eitli tiplerine gre de deimesi gerekir. Aile temeline dayal bir sisteme sahip olan toplumlarda atalar kltn buluyoruz. braniler, Yunanis tan'n site devletleri ve Roma, politik yapya uygun ulusal dinlere sahipti. Bu aklama da Durkheim ile birlikte dinsel kimliin toplumun kendisi olduu demeye geliyor -byle bir dn hakl olarak kabul edilebilir-. Bu yarg bir kantla karlanma d zaman, ou kez olaylar bunun tersini sylyor: rnein atalar klt genellikle soy sistemi olmayan topluluklarn dinidir, kimi Afrikal topluluklarda olduu gibi. Soy sistemine en gzel mek ise, Mslman olan Arap bedevilerdir. Peki ama Hristi
89

yanlk ve Mslmanlk, birbirinden son derece ayr yaplara sa hip insanlarca kabul edilmedi mi? Bu tr sosyolojik aklamalar, imdiye dein de sylediimiz gibi, ciddi itirazlarla karlanyor, zellikle de, benim ortaya koyduum gibi, verilerin yanll, ou zaman belirsizlie ve skntlara yol ayor. Olumsuz rnekleri sessizce gememek gerektiini de bir kez daha sylemeliyiz, rnein kabileye ve to teme sahip olmayan ilkel topluluklar; ruhun lmezliine inanan lar ama ikinci gmlme treni ve lm ayinleri yapmayanlar; yksek nitelikteki ahlaklarnn, ama olarak dndklerine ya nt bulamayanlar; bir soy sistemine sahip olanlar ama atalar kl tn bilmeyenler. Tm bu ayrks durumlar kayda geildii zaman, geriye sa dece bir bulmaca kalyor; ayrca ylesine genel ve belirsiz bir nitelie sahip ki, bu nedenle ok az bilimsel bir deer tayor ve kimse bunlar nasl kullanacan bilmiyor, nk sonuta kimse bunlarn doru olduunu kantlayamad gibi, reddedemiyor da. Eer Durkheim'in ya da Mauss'un kuramlarn bir snavdan geirecek olursak, dinin kkeni ve anlam zerine yapacamz bu snavda, kuram nasl dorulayacaz ya da reddedeceiz? lnn iki kez gmlmesini aklayan Hertz'in aklamasna kar kacak olursak, bunun yanl olduunu nasl kantlaya caz? Dinin bir toplumun dayanmasn srdrp srdrme diini nasl reneceiz? Tm bu kuramlar belki dorudur ama ayn zamanda yanl da olabilir. Bunlar bize ustalkl ve man tksal grnyor ama daha sonraki aratrmalar boa karyor, nk betimlenemeyecek olgularn aklanmasn nerdii gibi, deneyimse! bir dorulamaya da izin vermiyor. Toplumsal yap larn deiiminin yalnzca dinsel dnceye uygun den dei imlere yol amad, ayrca bu uygunluun dzenli olduu da gsterilebilirse, belli tipte bir kltre bal belli tipte bir dinin,
90

belli bir dereceye dein olas olduu varsaylabilir. Ya da belli tipteki tm toplumlarn benzer dinsel sistemlere sahip olduklar gsterilebilir; bu ak bir gerektir; bu aksiyom Levy-Bruhl iin geerliydi; bu tartmaya katks olan Levy-Bruhl, gelecek ko numamzn konusu olacaktr. imdiye dein deindiimiz kimi kuramlarla benzerlik gs teren Marksist yazarlara ya da onlarn arasndan kimilerine k saca bir gz attktan sonra, bu konumay bitireceiz, nk bunlar birok bakmdan ve sosyolojik gr asndan daha ak aklamalar getiriyorlar. Din, toplumsal styapnn bir biimidir, toplumsal ilikilerin "aynas" ya da "yansmasdr ve kendisi toplumun ekonomik yaps zerine kuruludur. "Espri" ve "ruh" kavramlar, kabile eflerinin, patriklerin var olduu bir dnemin tarihini tar, "baka trl sylenecek olursa, iblmnn, ynetimin bln mesine yol at dnemlere" aittir40 Din, atalarn kltyle, klann yallaryla balar: Kkeninde "retim ' ilikilerinin (zellikle efendi-kle) ve bu ilikilerin koullandrd toplu mun politik dzeninin bir yansmasdr."41 Demek ki din, her zaman toplumun politik-ekonomik yapsnn biim alma yaps dr ve burada birinin dierine uyumu arasnda tarihsel bir aklk olabilir. Birbirlerine pek akraba olmayan klanlarn toplumunda, din oulcu bir biim alyor. Merkezi bir krallk olduu yerde, bir tektanr var; ticaret ve kle mlkiyetinin olduu bir cumhu riyette, (10 altnc yzylda Atinada olduu gibi) Tanrlar bir cumhuriyette rgtleniyorlar Elbette dinsel kavramlarn dene yimlerden geldii ve deneyimin bu kavramlara hizmet ettii dorudur.
40 Buharin, Tarihsel Materyalizm, 1925, s. 170. 41 a.g.y., s. 170-171.

91

Bu kuram, belli bir zaman boyunca dinin kavramsal biimle rini aklayabilir, ama onun kkenini, ilevini ve anlamn aklayamaz Ne otarsa olsun, etnografi ve tarih, bu sav destek lemiyor (Buharin'in de onaylad gibi, reform srasnda hkm sren prenslerin papadan vana olduklarn dnmek yanlt r ) 42 Bu sorunu derinletirmek benim iin olanaksz olsa da, Fransz okulu sosyologlarla, Marksist kuramclarn toplumsal olgular incelemeye yaklamlarnn ortak bir noktas bulundu unu sylemeliyim, Marksistler Durkheimi idealist bir burjuva sayyorlar ama yine de o Marx'm o nl aforizmasnm yazar olabilirdi, nk buna gre insanlarn varoluunu belirleyen kendi bilinleri deil, toplumsal varlk onlarn bilincini belirli yor.
Buharin Levy-Bruhl'den alnt yapyor ve onu onaylyor. Gelecek konumamzda da onu ele alacaz.

42 a.g.y,, s. 178.

92

rv
LEVY-BRUHLN ELETRS
Levy-Bruhl'n ilkel anlay zerine yazd o byk yapta zel bir ilgi gsterilmezse, ilkel din zerine yaplan tm kuram larn aklamas eksik kalacaktr; ilkel anlay deyimi, onun ki taplarndan biri olan La Mentalite Primitive'in adndan geliyor. lkel dncenin doas zerine vard sonular uzun yllar boyunca ateli konumalara konu oldu ve o dnemin antropo loglarndan ou, ona saldrmann zorunlu olduuna inandlar. Levy-BruhTn dncelerini sunduktan ve eletirdikten sonra, Paretonun bizin tartmalarmza sunabilecei kantlar hemen inceleyeceim; bunun nedeni, bir yandan onu Levy-Bruhl ile karlatrmak ok yararl olacaktr, te yandan, onun dedikleri bizi genel bir tartmaya gtryor ve onun peinden de bir zetleme yapacam. L6vy-Bruhl, ada Durkheim gibi kendini ilkel insan in celemeye verdi ve Jacobi ile Comte zerine incelemeleriyle de filozof nne eriti. La Morale et la Science des Moeurs' n (Ahlak ve Trelerin Bilimi) yaynlanmas, onu ilkel insann an[ayn incelemeye yneltti ve 1939da lnceye dein tek ilgi merkezi bu oldu. Balca aratrmalar sosyolojik olmakla ve daha nce szn ettiim yazarlarla birlikte snflandrlmakla birlikte, tam olarak onlarn snflamasna girmiyor; Bruhl, Durkheimci gruplandrmaya katlmay her zaman reddetmitir.
93

Bu durumda biz de Webb gibi onu Durkheim'in alma arka dalar arasna katarsak, bir yanllk yapm o lm a y z 1 . O sadece ve saf bir ekilde filozof olarak kald ve bu nedenle ilkel kuramlardan ok, ilkel dnce sistemlerine ilgi gsterdi. Toplumsal yaam incelemeye eitli davranlardan ok, d nceleri analiz etmekle balamann daha yasal olduunu savu nuyordu, Belki de kendisi mantk olduu iin buna ncelik verdii sylenebilir, ilekti eitli dnce bi imlerinin gerek tirdii gibi, onun kitaplarnda mantk sorunu en bata geliyor. Aa Toplumlarda Zihinsel levler ve lkel Anlay adl il kel insanlar zerine yazd ilk iki kitabnda, ilkel anlayn ge nel kuramn aklyor; ona n kazandran da bu almalar ol du. Kuramn son kitaplarnda gelitiriyor ama yerinde gerek letirdii son almalarnn altnda bu kuram yava ya va deitirmie benziyor, nk o alakgnll ve gsteriten uzak bir insand. Eer lmnden sonra brakt D efterlerim gre bir yargda bulunmak gerekirse, yaamnn sonunda tutu munu tmyle deitirdi ya da az ok byle bir eyi tasarlad. Bununla birlikte, antropolojiye katks olan kuramn ilk yapt larndaki grlerinde dile getiriyor, bizim tartma konumuz da bunlar olacaktr. O da Durkheim gibi ngiliz okulunu, toplumsal olgular bi reysel dnce sreleriyle akladktan iin knyor; nk bu, bilginlerin anlamaya alt zihinleri oluturan koullardan apayr koullarn rndr. lkel insanlarn inanlarna ve u y gulamalarna varabilecekleri yollar tasarlamlard onlar ama daha sonra onlar bu insanlara gtren bu yol oldu. Ne olursa olsun, ilkellerin kafa yaplarn bireysel psikolojik terimlerle aklamaya almak bounadr. Bireyin kafa yaps, onun ka
1 J.Webb, Dinin ve Bireyin Grup Kuramlar, 1916, s. 13 ve 41.

94

tlm olduu toplumun ortak temsilinden ileri gelir ve onun iin zorunlu br karakterdir ve bu simgeler kuramlarn birer ilevidir. Sonu olarak, kimi tip simgeler ve kimi dnme tarzlar, kimi toplumsal yap tiplerine aittir. Baka trl syleyecek olursak, toplumsal yaplar deitii gibi, toplumun temsil ettikleri ve bi reyin dncesi de deiiyor. Buna gre her tip toplumun zel bir anlay vardr, nk herkes ortaklaa temsilin belli bir g rnmnden baka bir ey olmayan alkanlklara ve kuram lara sahiptir. Ksaca bunlar, nesnel olarak gz nne alnm temsil lerdir, Bununla birlikte L6vy-Bruhl, bir topluluun temsillerinin, o topluluun kuramlarndan daha az gerek olduunu kastetmi yordu. Geri insan topluluklar ok eitli tiplere ayrlabilir, ama diyor L6vy-Bruhl, bunlar en yukardan bakarak gz nne al dmzda, balca iki tip vardr: lkel toplum-uygar toplum ve bunlara denk den iki kart dnce tarz. nk bunlar ara snda sadece bir derece ayrm yoktur, bunlar nitelike de birbi rinden ayrdr. Levy-Bruhfn ilkel insanlarla, uygar insanlar arasnda var olan ayrmlar zerinde durduuna dikkat edilmeli dir, Onun kuramsal gr ve zgnl zerine aklda tutul mas gereken en nemli gzlem kukusuz bu noktadr. eitli nedenlerden dolay yazarlar her zaman benzerlikler zerinde durdular, nk onlara gre insanlarla bizim aramzda bu ben zerlikler vard. Lvy-Bruhl'e gre tartmay deitirmek iin, dikkati ayrmlar zerine ekmek yerindeydi. Birok bakmdan ilkellerle olan benzerliimizi grmedii iin sk sk knand ama onun ne yapmak istedii anlald zaman, bu eletiri kendi deerini yitiriyor; O ayrmlar belirtiyor, onlar ortaya karyor ve benzerlikleri glgede brakyor. Olgular bozduunu biliyor du, -kafa kuruculuu yapyordu, o sralar dendii gibi- ama baka bir ey yapmay da hibir zaman ileri srmedi ve kullan d yntemi, yntembilim yerinde buldu.
95

Biz dier Avrupallar, diyor L6vy-Bruhl, arkamzda yzyl ane gl zihinsel speklsyonlar ve analizleri var. Bunun so nucu olarak biz manta doru yneldik, yle ki, biz doal olularn nedenlerini aratryoruz. Ve bilimsel adan aklaya madmz bir olay karsnda kaldmz zaman, yeterli bilgiye sahip olmadmz kabul ediyoruz. lkel dnceyse tmyle ayn bir nitelie sahip. O doastne doru ynelmitir. lkel anlayn tutumu ok ayrdr. inde yaad doa, ona apayr br grnm iinde kendini gsteriyor. Tm nesneler ve tm varlklar oraya bir katlm a ve gizemden dlanmayla katlrlar; oradaki yap ve dzen budur . lk nce dikkat isteyen ve yalnz dikkat eken de budur. Eer bir olgu aratrmacy il gilendirmise ve yalnz onu kavramakla yetinmiyorsa, yani edilgin ve tepkisiz deilse, bir tr zihinsel refleksle gizil ve grnmez bir gc hemen gzlerinin nne getirir ve bunlarn bu olgusu bir davurumdur ,2 lkel insanlarn niin nesnel neden ilikileri aramadklar eer bize sorulacak olursa, bizim yantmz, onlann mantk ncesi ve gizemli ortaklaa temsillerinin bunu engelledii yolunda olacaktr. Bu dorulamalar ngiliz antropologlar geri evirdiler, nk onlann empirik gelenekleri, felsefi speklasyon nitelii tayan ne varsa, bunlarn hepsini kukuyla karlamaktadr. Onlara gre Levy-Bruhl, basit bir alma odas kuramcsyd ve o da dier Fransz meslektalar gibi, ne bir ilkel insan grmt, ne de ona yaklamt. Ondan yana sz alan ok az ngiliz antro pologlarndan birisi olduumu syleyebilirim, bunun nedeni yalnz onunla ayn gr paylamak deil, bana kalrsa bir bilgin syledikleri iin eletirilebilir, ama sylemi olduu ileri srlen eyler iin eletirilemez. Onu savunmak iin, yaptn yorumlamak zorunda kaldm.3 Bu denli dmanlk yaratan
2

Levy-Bruhl, La Mentali6 Primitive, Alcan, 1922, s. 117-18, E.E. Evans-Pritchard, Levy-Bruh'n lkel Anlay Kuram, Kahire, 1934.

96

Levy-BrahFn deyim ve kavramlanm ne demek istediini ak lam aya altm : nmantk, anlay, toplum un ortak temsili, gizem, katlm , Levy-Bruhl, bu tr dnce biimini "onmantk" (ya da mantk ncesi) diye niteliyor. Bu terini ilkel insan iin ok ger ek, A vrupallara da ok sama grnyor (bysel-dinsel d nce biim i, nk o by iie din arasnda bir ayrm yapm yor). O nun bu terime verdii anlam, eletirm enlerin onda grdklerini ileri srdklerinden tm yle ayr. O ilkellerin tutarl bir biimde dnm e yeteneinde olmadklarn sylemek istemiyor, sadece onlarn inanlar bilimsel bir kavramla ve dnyann eletirisiyle badamyor. lkellerin anlalmaz (sama) olduklarn syle miyor ama onlarn inanlarnn bizim iin anlalmaz olduunu sylyor. Bu bizim onlarn dn biimlerini izlemeyecei miz anlamna gelmez, tersine; nk onlar mantksal dn yorlar ama onlar bizden ayr ncllerden hareket ediyorlar, bize sama gelen de bu. tikeller mantkl insanlar ama onlar bizden ayr ulamlara gre dnyorlar. Onlar mantksal ama onlann mantk ilkeleri bi zimkinden ayr, onlar Aristoteles mantna gre dnmyor lar. Levy-Bruhl ilkellerin kafasnda mantk ilkelerinin olmad n sylemiyor; byle syleseydi, sama olurdu. Mantk ncesi, mantksal olmayan ya da mantk kart anlam na gelmez. Mantk ncesini ilkel anlaya uygulamak, sadece bizim gibi elikilerle kafa kartrmaya izin vermemek demektir, tkisi ayn mantksal sreklilie sahip deildir. Burada bize olanaksz ya da sam a grnen ey, ou zam an bunlarn kolaylkla kabul edilmesidir.4 Burada Levy-Bruhl ok esnek davranyor, nk ona gre nmantk terimi, eletirisel anlamdan yoksun bilimsel
4 Levy-Bruhl, La Mentalite Primitive, 193, s. 21.

97

olm ayan anlam yla edeer; ona gre ilkel insann akl var, am a bilimsel deil ve eletirisel anlamdan, yoksun, "lkel anlayn" m antk ncesi ve bilimsel anlamdan tm yle yoksun olduunu syledii zaman, bireyin dnme yeteneinden sz etmiyor, onun dnd ulamdan (kategoriden) sz ediyor, ilkellerle uygarlar arasndaki biyolojik ve psikolojik ayrm lardan sz et miyor, toplum sal ayrm lardan sz ediyor. Buradan kan sonuca gre, psikologlarn ayr bir ekilde nitelendirdikleri sezgisel, m antksak romantik, klasik ya da baka anlaytan da sz et miyor. A ksiyom lardan, deerlerden ve duygulardan sz ediyor -dnce biim i denilen eylerden- ve ilkel insanlarda bunlarn gizem li bir nitelie sahip olduunu sylyor, dier bir deyile, bunlar dorulanamazlar, deneylere yabancdr ve elikilere il gisizdir. Bu sorun zerine Durkheim ile ayn tutumu takm yor ve bunlarn psikolojik deil, toplum sal olgular olduunu aklyor; bunun sonucu olarak genel, geleneksel ve zorunlu olgulardr. Bunlar edinen birey domadan nce de bunlar vard ve ldkten sonra da bunlar var olacaktr. Dncelere elik eden sevgi du rumlarn bile toplum belirliyor. Bu anlamda, bir halkn anlay , nesnel bir eydir. Eer bu basit bireysel bir olguysa, znel olur ama genel nitelii onu znel bir olgu yapar.

Bir toplumun anlaym oluturan bu dnce biimleri, L6vy~Bruhl'e gre, o dnemde Fransz sosyologlarnn ortakakullandklar ve Almanca Vorstellung'un evirisi olan ortaklaa temsillerdir. Bu terim burada ide, kavram ya da inan gibi belir siz bir eyi telkin ediyor ve bizim yazarm z bir tem silin ortak laa olduunu syledii zaman, bunun herkes iin ya da toplu mun yelerinin ou iin temsil edilen olduunu sylem ek isti yor, Tm toplum, kendi ortaklaa temsillerine sahiptir. Bizim iin eletirisel ve bilimsel bir anlaytr, oysa ilkel insanlar iin gizemlidir. Bana sorarsanz, insanlarn ounun bunlarn kendi
98

leri iin birer saymaca deere sahip olduunu L6vy-Bruhl kabul ederdi. Eer Levy-Bruhl ngilizlerin kukularn uyandrm ak istiyor idiyse, "gizemli deyimini kullansayd, daha iyi ederdi. Bununla birlikte, bu szcn, ngiliz yazarlar iin doast szcnden ayr, bir anlam tam adn aka sylyor; doast: By ve din. A a yukar unu sylyor: M Daha iyisini bulam adm iin bu terimi kullanyorum . N edeni, tm yle ayr bir ey olan bizim kendi toplumlarmzm gizem li dinine antrm ada bulun m ak deil ama inanc gler, etkiler ve eylem ler iinde dile ge tiren ve anlam larm kavram ayan am a bunun iin daha az gerek olm ayan 'gizemin' kesin tanmdr."5 O ysa ilkel insanlarn or taklaa temsili, zellikle kavranlm ayan glerle ilgilidir. Sonu olarak, ilkel insanm duyum sam alar bilinli alglara dnr dnm ez, gizemli ide izi tayorlar. B unlar dorudan doruya . gizemli bir dnce lam iinde alglanyorlar. Kavram, kendi imgesini benimsettii duyumsamaya egemen oluyor. lkel insa nn nesneleri bizim gibi grd sylenebilir, ama onlar baka trl alglyor, nk onlara bilinli bir ekilde dikkatini verdii zaman, nesnenin gizemli idesi, kendisiyle nesne arasna giriyor ve salt nesnel olan niteliklerini dntryor. Nesnenin kendi sinde biz de kendi kltrmzn ortaklaa temsilini alglyoruz am a kltrn kendi nesnel nitelikleriyle uyum lu olduundan dolay, biz onu nesnel olarak alglyoruz, lkel insann sahip ol duu ortaklaa temsil gizemlidir, yleyse o bunu gizemli bir tarzda ve bize tmyle yabanc gelen, sama grnen bir yolla alglar. Gizem li alglam a dorudan doruya olur. lkel insan r nein bir glge grd zaman, buna kendi toplumunun kura m n uygulamaz, nk buna gre glge onun ruhlarndan biri5 Levy-Bruhl, Les Fonction raentales dans les soci6te inferieurs, 1912, s. 30.

99

sidir. O kendi glgesinin bilincinde olduu zaman, ruhunun d a 1 bilincindedir. Onun grd eyler ve inanlar, alglamayla temsil birbirinden ayrld zaman, insan dncesinin gelii minde grdn sylersek, Levy-Bruhl'n dncesini daha iyi anlam oluruz, O zaman diyebiliriz ki, bir insan kendi glgesini gryor ve bunun kendi ruhu olduuna inanyor, ilkel insanlarda inan kavram yok. nan glgenin ieriindedir, glgenin ken disidir. tikel insan bir pars grd zaman da durum ayndr: Kendisinin karde-totemi olduunu sylemiyor, kendi kardetotemi grdn sylyor. Parsn fiziksel karakteri, totemin gizemli karakteri iinde eriyor ve ona bamldr. lkel insann iinde yaad gerekliin kendisi, diyor Levy-Bruhl, gizemli dir. Tm ortaklaa temsilleri, varlklar, nesneler, doal olaylar, bizim iin olandan tmyle ayrdrlar. Bizim bunlarda grd mz ne varsa, onlarn gznden kaar ya da ilgisiz kalrlar. te yandan, onlarn grd ok eyi bizim usumuz almaz,6 Daha da teye giderek, ilkel alglamalarn gizemli temsilleri kapsadm sylemekle kalmyor ve gizemli temsillerin alglan uyardm belirtiyor. Duyumsal izlenimlerin ak iinde bu bi linle ayn dzeye geliyor. Tm grdklerinin ve duyduklarnn iinde ok az ey insanlarn ilgisini ekiyor. nsanlar yalnz duygusal bir nitelik sunanlara dikkat ediyorlar. Baka trl sy lenecek olursa, insann ilgileri semeci etkenlerdir ve byk l de bunlar toplum belirler, tikel insan olgulara gizemli zel liklerinin ilevine gre dikkat eder ve bu zellikleri ortaklaa temsiller verir. Buna gre toplumun ortak temsilleri alglamay dzenler ve onlarla kaynar. lkeller kendi glgelerine ok dik kat ediyorlar, nk kendi temsillerine gre, kendi glgeleri kendi ruhlardr. Oysa bizim iin glge hi de olumlu deildir ve n yadsnmasdr. Bu konuda onlarla bizim temsillerimiz
6 Les Fonctions Mentaes, s. 30, 31.

100

birbirlerini karlkl dlarlar. D em ek ki bir glgenin alglan mas, inanc bilincin iine sokmaz (nk alglanan ruhtur) ama daha ok inan, ilkel insann kendi glgesi iin kendi dikkatini uyarr. Toplumun ortaklaa temsilleri olgulara verdikleri deerle onlann zerine dikkati eker ve uygar insanla ilkel insann tem silleri birbirinden ok ayr olduuna gre, d dnyada dikkat ettikleri de birbirinden ok ayn olacaktr ya da u ve bu nedenle dikkat ettikleri olgular birbirinden ayr olacaktr.
lkel insanlarn tem silleri zel bir nitelie sahiptir, bunlar gi zemlidir; bunlar hibir zaman bizim kendi tem sillerim iz deildir. Buna gre ilkel insann kafa yapsndan, sui generis (kendine zg) kafa yaps diye sz edebiliriz. Levy-Bruhl, bu gizemli tem sillerin m antksal ilkesine, gizem li katlm n yasas adm veriyor, tikel insanlarn ortaklaa tem silleri ortak bir a olutu ruyor ve bunlar da gizemli oluyor. lkel dncede, eyler bir birine yle bir ekilde bal ki, biriyle ilikili bir ey, tekiyle de ilikili saylyor am a nesnel olarak deil, gizem li bir eylem le (geri ilkel insan nesnel olanla gizem li olan arasnda bir ayrm yapmyor). lkel insanlar, kendi nesnel ilikilerinde duyularilst denilen eylerle -Lvy-BruhFn terimini kullanacak olursak, gizemli ilikilerle- ou zaman daha ok ilgililer. D aha nce verdiim iz bir rnei yeniden alalm; Kimi ilkel topluluklar kendi glgele rine katlyorlar ve glgelerini ilgilendiren ne varsa, kendilerini de ilgilendiriyor. lkel bir insan tam le zeri bo bir meydan geerken, kendi glgesini yitiriyor! B aka ilkel insanlar, kendi adlarn paylayorlar ve bunu aklam ay reddediyorlar, nk eer bir dm an bu ad renirse, o ad tayann efendisi olu yor, Bir baka insanlar isen, kendi ocuklarm , kendi ortaklar sayyorlar, eer ocuk hasta derse, ilac babas iiyor. Bu ka tlm lar, ilkel insann toplum sal kiiliini yapan ve onun iinde 101

devindii ulamlarn (kategorilerin) yapsn oluturuyor. nsan la, zerinde yaad yer arasnda gizem li bir paylam var ve bu yaamn ynlerinde srp gidiyor.

Levy-BmhFn katlmlarnn, Tylor ile Frazerin arm larna ok benzedii dikkat ekicidir, ancak onun vard so nular, bu ikisinden ok ayrdr Tylor ve Frazer iin ilkel insan gzlem lerden balayarak yanl dnd iin byye inan yor. O ysa Levy-Bruhl iin ilkel insan yanl dnyor, nk onun dnn, kendi toplumunun gizem li temsilleri belirli yor. Bu aklam alardan birincisi, bireysel psikoloji zerine da yal, kincisi ise, sosyolojik bir aklamadr. Levy-Bruhl elbette hakl, nk birey dnm eyi yerleik gizem li ilikilere gre reniyor, yoksa kendi gzlem lerine gre d e il Levy-Bruhln gizem li katlm n yasas zerine tartm as, -son derece zgndr- onun savnn en ilgin blm n olutu rur. lkel dnceler tek balarna birer olgu gibi alglandkla rnda bize garip geliyor, kim i kez sama bile grnyor, oysa bir kavram n ya da bir davrann b ir paras olduklar her parann da dieriyle iliki iinde bulunduklar anlald zam an, bir anlam kazanyor; ite bunu herkesten nce olm asa bile, ilk 'g renlerden birisi Levy-Bruhl olmutur. Bu deerlerin, anln mantksal yaps kadar tutarl sistem ler oluturduunu, akim m ant gibi duygunun d a m ant olduunu am a bunlarn ayr ilkeler zerine kurulduunu kabul ediyor. Onun analizi, daha nce zerinde durduum uz espri anlayna benzem iyor, nk ilkel byy ve dini, bunlarn nasl ortaya ktklarn ve k kenlerinin ne olduunu gsteren bir kuram la aklam ay ileri srmyor. O nlar naslsa yle ele alyor, yaplarm analiz ediyor ve belli tipteki tm toplumlarn zel bir anlayta ortak olduklar sonucuna varyor.
102

Bu kafa yapsnn zel karakterini ortaya karmak iin, ilkel dncenin genelde tmyle ve niteliksel bakmdan bizimkin den ayrldn gsteriyor, Onun balca gr olan bu sav, savunhr gibi deil (bizim toplumda ilkeller gibi hareket eden ve dnen insanlar olsa bile, hepimizin iinde belki ilkel anla ytan bir eyler kalsa bile). yle anlalyor ki, yaamnn so nunda bu sav brakt. Eer onun sav doru olsayd, ilkel in sanlarla iletiim kurmak, onlarn dillerini bile renmek bizim iin neredeyse olanakszlard. Bizim bilebileceimiz bir ey varsa, o da onlann kendi dilinin kantladna gre, LevyBruhl'n ilkellerle uygar insanlar arasnda ok kkten bir eliki grmesidir. Onun yanlgs ksmen kendi kuramn dile getirdii zaman elinin altnda bulunan materyalin yetersizliinden ve daha nce de saptam olduum gibi, ksmen de ift ayklamadan ileri geliyordu, nk merakl ve heyecan verici olanlar, olumlu ve gerek olann aleyhine semiti. Levy-Bruhl uygar ile ilkeli kar karya getirdii zaman, bizler kimiz, ilkeller kim? Elli yl nce daha da blmlere ayrl m bulunan bizim toplumumuzun toplumsal tabakalar arasnda ayrmlar ayrt etmedii gibi, tarihimizin eitli dnemleri ara sndaki ayrmlar da ortaya koymuyor. Sorbonne'un filozoflar, Brtonyamn kylleri ya da Normandiya'mn balklar, onun bu terime verdii anlamda, ayn anlaya m sahiptiler? Ve mo dern AvrupalIlar barbarlktan, ilkel anlayn belirledii bir tr toplumdan geldiklerine gre, bizim atalarmz ne zaman ve nasl birinden dierine getiler? Bizim eski atalarmzn kendi gizemli kavramlarnn yannda, belli bir empirik bilgileri de olmasayd, byle bir gelime ortaya kmazd. Vahilerin kendilerini teknik etkinliklere verdikleri zaman kimi kez dlerinden syrldkla rn Levy-Bruhl kabul etmek zonnda kalyor ve onlarn "tem
103

silleri,* nemli noktalarda kendi nesnel gereklikleriyle denk dyor ve ilem leri sonunda aranlan am aca gerekte uyum salayarak b itiy o r/'7 Ama o buna nem verm iyor ve gr tar znda hibir ey deim iyor. B ununla birlikte, vahiler -bize gsterildii gibi- kaprisli ocuk ve fantezilerden uzak olarak yine de bizden geridirler, nk onlar gzlem, deneyim ve akl ze rine dayal bir yaam a izin veren br doann kat gereklerine daha yakn yayorlar.
Platon ile Philonun ve Plotinin sim gesel dncelerini nasl snflandrm ak gerektii sorulabilir; yle ki, ilkel anlayn r nekleri arasnda Polinezyahlarla, Melanezyallarla, Zencilerle, Amerikan yerlileriyle ve AvustralyalIlarn BlacfellowIaryla ka rm inliler buluyoruz. ou zam an antropoloji kuram larn da olduu gibi, olum suz rneklerin sessizce geitirildiine bir kez daha dikkat ekmek gerekir. rnein ok sayda ilkel top lum , kendi glgesi ya da kendi ad iin kayglanm yor, oysa Levy-Bruhl onlarn hepsini ayn tip toplum sayyor. Antropolog adna layk hibir kim se bugn birbirinden ayr iki tip anlay kuram n kabul etmiyor. lkel toplumlar! yerinde inceleyen tm gzlemciler, ilkellerin neredeyse hepsinin pratik sorunlarla ilgilendiklerini, kendi ilerini empirik bir yolla yrt tklerini, bunun iin doast glere, etkilere ve edim lere ba vurm adklarm ve bunlar ikincil ve yardm c bir rolle snrla madklarm szbirlii etmi gibi sylyorlar, Levy-Bruhl, ilkel anlayn ya da mantk ncesinin elikilere ilgisiz olduunu gstermeye almt ama bu ok yanltcdr. Bu yanlg belki de tmyle ona mal edilemez, nk o en nl yaptlarn yaz
* 7 Sanrm temsil kavramn buradaki metne gre biraz aklamak gereki yor. Temsil ya da temsil etme (represantation); Dnyann, bir kavramn ya da duygunun zihinde canlanmas, temsil edilmesi, Les Fonctions Mentales.

104

d dnem de, ilkel insanlarn yaad topraklarda yerinde ya plm aratrm alarn sonularn ve yaygnln bilm iyordu. A vrapal gzlemci, gerekte deneyimin birbirinden ayr evrele rinde ve birbirinden ayr durum larnda bulunan inanlar yan yana not ederken, elikilerin gze arpar olduklarn herhalde anlayamamt. Belki de bizim bugn grdm z gibi o gi zemli tem sillerin, kullanm dnda kalan ama ritel durum lara katlan nesnelerce zorunlu olarak m eydana getirilmediini, s zn ksas, bunlara nesnelerin yol am adn grememiti.
rnein kim i topluluklar, gnein batn geciktirm ek iin, aa dallar arasna ta yerletiriyorlar ama bu ta herhangi bir yerde, ilk rastlanlan tatr ve yalnz bu rit srasnda gizem li bir anlam a sahiptir. Bu tan ya da tm dier talarn grnm , tm dier durum larda gnein bat dncesini artrm az, Frazer'in yaptn akladmzda grdmz gibi, arma frsat veren ritel durumdur, dier durumlarda bu yoktur. Ayrca feti ya da idol gibi nesnelerin bir insan biimine sahip olduklar, maddi grnmlerinin hibir anlam tam adklar da yine gz lenebilir; bir ritin gerekletirilmesi nedeniyle ve bir insann araya girmesiyle ona doast bir etki kazandnld zaman, bir anlam tarlar; ona verilen nesnel varlk ve nitelik birbirinden iyice ayrdr. Yetikinler iin gizemli bir anlama sahip olan nesneler, ocuklar iin bu anlam tam azlar, nk ocuklar henz bunu bilmiyordur, ona dikkat etmezler bile. Bizde de ou zaman bir ocuk kendi glgesini kefeder en azndan. Ayrca, kimileri iin gizemli bir deere sahip olan nesneler, bakalar iin ayn deere sahip deildir, ayn toplulukta bir kabile iin kutsal olan totemi, bir baka kabilenin insanlar yerler. Bu tar tmalar, daha esnek bir yorum yaplmas gerektiini dnd ryor bize. Bununla birlikte bir kez daha yineliyorum: O yazd dnemde, gnm zde olduu gibi, ilkel dillerin ok karm ak ve 105

bol simgeli olanaklar olm ad gibi, o dillerin anlatt dnce de bilinmiyordu, ngilizce eviride aka eliki gibi grnen ler, belki de yerlilerin dilinde eliki deildi. rnein u ya da bu kabilenin bir adamnn pars olduu ngilizceye evrildii za man, bu bize sama grnr ama "olmak" fiiliyle evrilen sz ck, bzim iin eanlam tam ayabilir. H er neyse, bir insan parstr derken, ortada bir eliki yoktur. "Pars" nitelii, insann san' olarak dnceye eklenir ve onu kltm ez. eyler, birbi rinden ayr balam lar iinde ayr tarzda dnlr. B ir anlam da bu bir eydir, baka bir anlam da bu eyden daha ok bir eydir.

Levy-Bruhl, nesnel ile gizemli aklama arasnda zorunlu olarak bir elikiyi varsayarken, yine bir yanllk yapyor. ki aklama birlikte olabilir, biri dierini btnler; sonu olarak bunlar kendi balarna zel bir nitelie sahip deildir. rnein karaby yznden lm dncesi, o insan bir yaban srnn ldrd gzlemini dta brakmaz. Levy-Bruhle gre burada yerlilerin ilgisiz kald bir eliki var. Oysa bir eliki yok. Yerliler, tersine durum iin ok ince bir analiz yapyorlar. Yaban srnn adam ldrdn ok iyi biliyorlar ama eer ona by yaplnasayd, o lmezdi diye dnyorlar. Yoksa niin ldrlsn, hem niin o, bakas deil, orada ve o anda? Birbi rinden iki ayr olay zincirinin bir insanla bir sr tam ayn za manda ve ayn yere niin gtrdn soruyorlar. Burada bir eliki olmadn ama tersine bynn doal nedeni tamamla dn ve bunun bizim rastlant dediimiz eyi akladn ka bul edeceksiniz. Burada kaza nedeni byclk zerine iyice duruluyor, n k iki nedenden yalnz gizemli neden, bycden almak iin araya giriyor. lkellerin dncesinde, reme, ilalar ve dier konular zerine empirik ve gizemli kavram bilgileri karmak olarak bir arada bulunur. eylerin nesnel zellikleriyle, olaylarn
106

doal nedeni biliniyor ama bunlarn zerinde durulmuyor, hatta sessizce geiliyor, nk bunlar kimi kuramlara denk den toplumsal dncelere ters dyor ve bunlara gizemli inan lar, empirik bilgilerden daha uygun geliyor. Eer durum byle olmasayd, bilimsel dncelerin niin hi ortaya kmadn aklamak da g olurdu. stelik toplumsal temsil, bireysel de neyimle kart durumdaysa, kabul edilemez; yalnz burada kar tlk, temsilin kendisinin ya da bir baka temsilin karakterinin aklanmasnn dndadr. Bir temsil, eer el atee sokulursa, atein uzun sre yanmayacan onaylyor. Bir temsil, eer sizin inancnz dayanklysa, atein sizi yakmayacan sylyor. Bi zim de saptam olduumuz gibi, gerekte Levy-Bruhl, gizemli dncenin deneyimle koullandn kabul ediyor; rnein sa va, avclk, balk avlama, hastalarn saaltm ve khinlik gibi etkinliklerde olanaklar (yollar) amaca akllca uymu olmaldr, Levy-BruhTn ilkel insanlarn bo inan karakterini-nmantktan daha yaygn olan bir terimi kullanm olmak iin byle diyo ruz- ok abarttn ve onlarn kafa yapsyla bizimkinin eli kisi zerinde ok durduunu, bizi eri olduumuzdan ok daha olumlu bir kafa yapsna sahip gibi sunduunu artk tm antro pologlar sylyorlar. Onunla bu konuda konutuumu ve yete rince skntl bir durumda bulunduunu syleyebilirim sanrm. Ona gre Hristiyanlk da Yahudilik de birer bo inant ve mantk ncesi ve gizemli bir anlay kapsyordu. Bununla bir likte, elverililii iyi idare etmek iin bu gr aklamay srdryor ve vahilerin kltrnn pratik yann ne denli d lyorsa, bizim kendi kltrmzn gizemliliini de yle dl yor. Kendi ok saydaki vatandalarnn inanlarn ve riilerini gz nne almad iin, dn biimi yanltr. Bergsonun da muziplikle iaret ettii gibi, Levy-Bruhl, ilkel insan hibir olay rastlantya brakmamakla srekli sularken, kendisi rast lanty kabul ediyor, kendini mantk ncesi snfa yerletiriyor.
107

Bununla birlikte, bu, ilkel dncenin, Levy-Bruhln bu te rime verdii anlamda bizimkinden daha "gizemli" olmayacan kantlam yor. Eer Levy-BruhF bize sunduu eliki abart lysa da, ilkel by ve din yine de bize gerek bir soran sunuyor; bu sorunu icat eden Fransz felsefesi olm ad gibi, ilkel insan larla uzun bir deneyim e sahip olanlar iin de yine rahatszlk yaratyor. lkel insanlarn ou zaman olaylar, zellikle de m utsuz olaylar duyust glere verdikleri dorudur, oysa bizler ok daha byk bilgilerimizle olaylar doal nedenlerle aklyoruz. Bununla birlikte, bana yle geliyor ki, Levy-Bruhl sorunu daha iyi bir ekilde ortaya koyabilirdi. ster ilkel olsun, ister uygar, bir toplum iinde dnce ve deneyim dzeylerinin sorunlar, dncenin iki biiminin karlkl ilikisi olarak il kel anlay ve uygar anlay diye bu denli kartla sahip de ildir. nk Levy-Bruhl, kendi dneminin neredeyse tm ya zarlar gibi, kafasn evrim ve ilerlem e kavramlarna takmt ve bu sorunu azmsamt. Eer onun kendi temsilleri olguculuktan daha az izler tasayd, ilkel anlay ile uygar anlay arasnda nasl bir ayrm olduunu sormazd ama her iki toplum da ve genel olarak insan toplumlarnda dncenin iki biiminin ilevini sorard. Bu dn biimlerinden biri "anlatmc", teki ise "enstrmantal"8 (ya da pragmatik).

Ben bu sorunu, Pareto'nun uygar dnce zerine olan g rlerini ksaca aarak sunacam, nk onun incelemesi, Levy-Brahl'n savnn alayl bir yoldan yorumlanmasdr. L6vy-Bruhl, bizim toplumun anlayn filozoflarn, mantk larn, eski ve yeni psikologlarn yaptlarnn yeterince tanmla dn sanyor, hem de daha sonraki sosyolojik bir analizin on larn vard sonulara katk yaparak bir dzeltmeye yol aaca
8 Bununla ilgili olarak baknz: J. Beattie, Other Cultures, 1964, blm XII.

108

nyargsnda bulunmadan,9 Pareto AvrupalIlarn anlaynn byk lde usd ya da "mantksal olmayan-deneyimsel!f ol duunu gstermek iin dier Avrupal yazarlarn, filozoflarn yaptlarndaki kantlar alp kulland.
Pareto, Tratafo di Sociologia Generale adl dev yaptnda, duygularn ve idelerin analizi iin bir milyondan ok szck kulland. Ben burada sadece ilkel anlaya ilikin blm lerden sz edeceim . Onun kendisi de yeterince zel bir sz daarc kullanyor. Bizim toplum da ''tortular var -biz bunlara duygular diyeceiz; bunlarn bir blm toplum sal dengeye katkda bu lunurken, teki ksmlar toplumsal deiime yol ayor. Duy gular davranta ve "sapmalarda dile geliyor (dier yazarlar buna ideoloji ya da rasyonelleme adn veriyor). Oysa bu tor tulan ya da duygulan dile getiren eylemlerin ou -Pareto buna dnceyi de katyor-, "mantksal olmayan-deneyimsel"dir, y leyse bunlar "mantksal-deneyimse!" olanlardan ayrt etmek gerekir. Mantksal dnce olgulara baldr, olgular mantksal dnceye deil; oysa mantksal olmayan dnce nsel olarak kabul edilmitir ve kendini deneyime benimsetir; eer dene yimle atma iinde bulunursa, o zaman dn uyumu sa lamak iin araya girer. M antksal eylem ler (ve dnceler) sanatlar, bilim leri, ekonomik bilimi ve benzer ekilde askeri hareketleri, yargy, politikay ilgilendirir. Dier toplumsal alanlardaysa, egemen olan mantksal olmayan eylemler (dnceler)dir. Kendi znel amalarna.gre mantksal olan ya da mantksal olmayan ey lemler, kendi nesnel am alaryla uyum salarlar ve aralarna gre amalarna nesnel olarak uyarlar. Bu testin tek yargc mo dern bilimdir, dier bir deyile, olgulardan edindiimiz bilgi.
9 Les Fonction Mentales, s. 21.

109

Pareto da nmantrktan (mantk ncesinden) sz ederken, mantksal olmayan eklinde nitelendirdii eylemlerin ve d ncelerin, mantkszlk olduunu sylemek istemiyor ama sa dece bunlar aralar amalara yalnz znel olarak birletiriyor. Ayrca bu sorunu yararllkla da kartrmamak gerekir. Nesnel olarak rtlmeyen br inan, bir toplum ya da bir birey iin hi yararl olmayabilir, oysa mantksal-deneyimsel adan sama olan bir reti, her ikisi iin de yararl olabilir. Pareto gerekte "mantksal olmayan bir davrann bireysel ve toplumsal yarar llm 10 deneyimsel olarak gstermek amacm gdyordu. (Frazer de ou zaman benzer gr destekledi: Belli bir kltr dzeyinde, diyordu, hkmet, zel mlkiyet, evlilik ve insan yaamna sayg kavramlar, bugn bizim bo inan ve sama diye kabul etmemiz gereken inanlardan ileri geliyor).11 Kimi kez gerek d sonulara varan bir aratrma, kim i kez gerek nedenleri ortaya karmaya izin veriyor: "lahiyat ve me tafizik olmasayd deneysel bilimin de olmayaca yadsnamaz, Bu tr etkinlik, belki de ayn psiik durumun davurumudur ve bu sonuncunun snmesi, n birden ayn zamanda yok edebilir/112 Bununla birlikte, nasl oluyor da mantksal olarak davranan insanlar, ou zaman, mantksal olmayan ekilde hareket edi yorlar? Tylor ve Frazer, nk diyor, bu insanlarn dn bi imi yanl. Marett, Malinowski ve Freude gre gerilimler! azaltmak iin byle dnyorlar. Levy-Bruhl ve Durkheim ise, toplumun ortak temsilinin onlar buna ittiini sylyor. Pareto bunda tortularn etkisini gryor. Ben "tortu" sz yerine H duy gu szn koydum; Pareto bu iki szc birbirinden ayrt et
10 Pareto, Toplumbilim ncelemesi. 11 Frazer, Psyche's Task. 1913, s. 4 12 Pareto, a.g.y.

.
110

meden kullanyor ama daha dorusu, Pareto'nun tortular, d nce ve eylem biimlerinin ortak eleridir ve bunlarn tekbiim nitelii, davran ve konumay ortaya karr; duygular bu soyutlamann ve bizim gzleyebildiimiz deimez davranla rn kavramlardr ve bunlarn davran iinde srekli gzlenen elere gre var olduunu biliriz. Buna gre bir tortu, bir davra nn gzleminden karlan bir soyutlamadr; bir duygu ise, yksek bir dzeyde bir soyutlamadr, bir varsaymdr. rnein insanlar her zaman yer, ier, elenirler; ama bu lenleri ayr nedenlere balarlar. "llerin onuruna verilen lenler, Tanrlarn onuruna verilen lenlere dnt, sonra er milerin onuruna verilir oldu, en sonunda da anma lenleri ol dular. Biimleri deiti ama lenler ortadan kalkmad/13 Pareto'ya gre len bir tortudur ve bu nedenle ondan kalan bir sapmadr. Bu zellikle ayn tr bir len deildir ama her zaman ve her yerde enlik yemeini oluturan bir tortudur. lenleri tevik eden ve bu enin gerisinde kalan deimeyen tutuma Pareto duygu adm veriyor. Ne olursa olsun, biz kendimizi ksa, basit ve basmakalp bir stille dile getirdiimiz iin, duygu sz cn ayn zamanda hem soyutlama, hem de ona uygun den kavram iin kullanabiliriz. Pareto'nun trevleri, dorusunu isterseniz, eylemin kararsz eleridir ama ou zaman eylemin kendisi olan deimez e ye zt olarak bir eyler yapmak iin bu nedenlere dayandndan, Pareto insanlarn kendi davranlarn aklarken, bunun nede nini belirtmek iin genelde bu sz kullanyor. Buna gre duygu eylemle ve onun aklamasyla dile getiriliyor, nk insanlarn yalnzca hareket etme (tepki gsterme) gereksinimi yok, aynca dnmeye ve yaptklarn hakl karmaya da gereksinimleri
13 a.g.y.

111

var, kantlarn yerinde olmas ya da samal nemli deil Demek ki tortu ve sapma, her ikisi de duygudan douyor ama bu sapma ikincil ve daha az nemli. Sonu olarak bireylerin davra nlarn aklamak iin ileri srdklerini aklla yorumlamak yararszdr. Bu noktada Pareto, ruhlarn ve esprilerin varln, llerin kltne balayan Herbert Spencer ve Tylor' serte eletiriyor. Oysa olgularn ve alkanlklarn aklamas olan akla, kltn yol atn sylemek daha yerinde olur. Topraa sahip olmann, bu dinsel dncenin sonucu oldu unu ve ata ruhunun yerin altnda yaadn syleyen Fustel de Coulanges da benzer ekilde eletiriyor; oysa topraa ve dine sahip olmak, birbirine karlkl bamllk iinde ve yan yana geliiyor, yoksa tek ynde, neden sonu ilikisine gre deil. Her ne kadar ideolojiler duygulan etkileyebilseler de, duygular, tortular, deimeyen davran biimleri temeldir ve kalcdr; ideler ve sapmalar sadece deiebilir ve eitlilik gsteren ba lardr, deolojiler deiir ama bu ideolojilerin kkeninde oan duygular deimez. Ayn tortu, zt trevlere bile yol aabilir. rnein Paretonun cinsel tortu dedii ey, tm cinsel davu rumlarn iddetli kini olarak dile gelebilir. Trevler her zaman tortulara bamldr, buna karlk tortular trevlere baml deildir. nsanlar konukseverlii aklamak iin birbirinden ayr bir sr neden bulurlar ama hepsi de bu deti uygularlar. Tortu insan konuksever yapyor, oysa bunun nedeni trevde aranyor, oysa bu nedenlerin pek nemi yoktur. Eer bir insan hareket ettiren nedenlerin yanll ona kabul ettirilirse, bu onun inat lamasn engellemez, davranm hakl gstermek iin baka nedenler arar. Burada Pareto, beklenmedik bir anda onaylayc oluyor ve Spencefden alnt yapyor, nk Spencer'e gre, ideler deil, idelerin klavuzluk hizmeti yapt duygular dn yay ynetir ve belki biz de eylemlerde, tortularda dile gelen
112

duygular eklemeliyiz.

"Mantksal olarak diyor Pareto, nce belli bir dine inanmak gerekir, sonra onun ayinlerinin etkinliine; etkinlik mantksal olarak dinin sonucudur. Mantksal olarak, dinleyen bir kimse yoksa, dua etmek samadr. Bununla birlikte, mantksal olmayan bir davran, tam olarak ters bir yolu izlen nce bir ayinin etkinliinde gdsel bir inan vardr, sonra raarc inancn 'aklamas r insanlarn gnl ister, n
Tm toplamlarda, tm benzer durum larda ve benzer nesne lere doru ynelm i davranlarn kim i basit eleri vardr. Bunlar, yani tortular greceli olarak deimez, nk bunlar gl duygulardan doarlar. Duygularn dile geldii yerinde davran ve zellikle ona elik eden ideolojiler deiebilirler. H er toplum da insanlar bunlar kendi kltrlerinin dilinde ak larlar. Bunlarn yorumlan "bunlarn getii dneme ar basan biimi alrlar. Bu biim ler, o dneme denk den giysi moda syla karlatrlabilir."

Eer insanlar tanmak istiyorsak, onlann dncelerinin arkasna gizlenmi davran incelemeye almalyz; duygu larn onlann davrann ynlendirdiini grdmz zaman, eski zamanlarda insanlann nasl hareket etmi olduklarn anla mak bizim iin zor olmayacaktr, nk tortular yzyllar, hatta binlerce yl boyunca yava yava deiirler. Eer durum byle olmasayd, gnmzde Homeros'un iirlerini, Yunanllarn ve Rom allarn atlarn, trajedilerini, kom edilerini nasl deer lendirebilirdik? Onlar byk lde bizim duyduumuz duygu lan dile getiriyorlar. Toplum sal biim ler, diyor Pareto, nemli lde ayn kalyor, yalnz dile geldikleri kltrel dil deiiyor.
14

a.g.y.
113

Pareto'nun vard sonular u szcklerle zetleyebiliriz: n sann doas deimiyor; ya da yazarn kendisinden u tmceyi alalm: "Trevler deiiyor, tortular kalyor/'15 Buna gre Paretoda "balangta eylem vard" diyenlerin grne katlyor.

Ayn dnemde Crawley, Frazer, Levy-Brahl ve dierleri gibi Pareto da bir derlemeciydi, rneklerini urdan ve btrdan alyor du, bunlar olduka basit snflamalarn iine sokuyordu; yarg lan pek derin deildi. Bununla birlikte, incelemeleri ilginti, nk bu incelemeler ilkel insanlarn bir incelemesini kapsamasa da, Levy-BruhFn verdii anlayn tablosuyla bamtsz kal myor.
L6vy-Bruhl, mantksal olan bizimle kar olarak ilkel insa nn nmantk olduunu sylyor. Pareto ise bizim kendi b tnlmz iinde mantk d olduumuzu sylyor, lahiyat, metafizik, sosyalizm, parlamento, demokrasi, genel seimler, ilerleme, bilmem daha neler, tm ilkel inanlar kadar usddr, nk bunlar inanlarn ve duygularn rndr, yoksa deneyi min ve dnn deil. Bizim dncelerimiz ve eylemlerimiz iin de benzer eyler sylenebilir, rnein bizim ahlakmz, bi zim sadakatimiz, bizim vatanmz, vd. L6vy-Bruhl ilkel toplumlara kendi yaptlarnda ne kadar yer veriyorsa, Pareto da kendi yaptlarnda biz Avrapal toplumlarn kavramlarna ve davranna o kadar yer veriyor. Belki biz es kiye gre daha ok saduyuluyuz ve eletirel anlaya sahibiz, ama arada byk bir aynm m olmas iin yeterince bir ayrm deil bu. Mantksal-deneysel ve mantksal olmayan-deneysel alanlarn ilikisi, tarihte ve tm toplumlarda neredeyse dei miyor.
15 a.g.y.

114

Her ne kadar Pareto'nun vard sonular, L6vy -BruhVnkiy le kart olsa da? kullandklar analitik kavram lar arasnda biraz benzerlik olduu not edilebilir. nk "mantksal-olmayandeneysel", nnmantk"a denk dyor, "tortu" ise "gizemli kat lma" denk dyor, nk Pareto iin tortular, yakn ilikilerin birletirdii elerin bir soyutlam asdr; bunlar rnein aileyle, yerlerle, lm le vd. ilikilerden kan lan deiebilir eler ka tld zaman, tm oplum larda ortaktr zel katlm lar -bir bi reyin kendi lkesinin bayrayla, kilisesiyle, okuluyla, ordusuy la, m odem insann iinde yaad duygu ayla- Pareto'ya gre trevler olabilir, Pareto'nun trevlerinin, Levy-Bruhl'n "ortak laa temsillerine" denk dtn syleyebiliriz. H er ikisi de yle bir gr savunuyor: Empirik ya da bilimsel davrann dnda insanlar, dncelerinin ve davranlarnn, geerlikte ki duygulara ve deerlere uym asn gvence altna alm ak isti yorlar ve nerm elerinin bilim sel gr asndan doru ve so nularnn mantksal olm as nem li deil. Bu duygular ve de erler, kendine zg bir m ant olan bir dnce sistem i olu turuyorlar. Levy-Bruhln dedii gibi, tm olaylar, hem en or taklaa tem sillerin terim leriyle ve Pareto'nun dedii gibi, trem e terim leriyle yorumlanyorlar; bunlar tem sillerin ve duygularn m ant iinde, trevlerin tem elidir. Y aam dzeyini oluturan bunlardr, yoksa bilim d e il Sadece teknoloji alannda, diyor Pareto, m odem toplum iinde bilim duyguya stn geliyor, lkel insanlarn dier kavram larn rahata anlarken, ilkel byy ve karabyy bu nedenle glkle anlyoruz, nk bunlar kendi duyduum uz duygulara denk dyorlar. D uygular basit gzle min ve deneyimin stndedir ve gncel yaam iinde kendini bunlara kabul ettirir. ki yazar arasnda balca kuram sal ayrm uradan ileri ge liyor: Levy-Bruhl'e gre gizemli dnce ve davran, toplum 115

sal olarak belirlenir, oysa Pareto bunlarn psikolojik bakmdan belirlendiini dnyor. Lvy-Bnhl davranta dncenin ve temsillerin bir rnn gryor, oysa Pareto'ya gre dnce ve trevler ikincildir, nemi yoktur. L6vy-Bruhl ilkel anlayla uy gar anlay kar karya getirirken, Pareto iin, temel duygular deimezler, sabittirler ya da toplumsal yapya gre ok az de iirler. te ben bu son ayrm zerinde durmak istiyorum, n k dnceleri belirsiz, yzeysel nitelikte ve incelemeleri biraz baya da olsa, Pareto sorunu iyi anlamtr. Lausanne'da yapt bir konumada unlar sylyor:
"nsan etkinliklerinin balca iki alan vardr: Biri duygusal, teki deneysel aratrma alan. Birinci zerine hibir zaman yeterince durulmuyor . Tm kark ve eitli biim leri altnda (insan) eyleme iten, ahlaksal yasalar, grev kavramm ve din leri yaratan duygudur. nk bunlarn esinledii ideal sayesinde toplumlar var olur ve ilerler Bununla birlikte, ikinci alanlar da (deneyimsel alanlar) toplumlar iin nemlidir, nk birinci lerin gereksinim duyduu gereleri verirler. Biz ona bilgi bor luyuz, nk bu bilgi etkince hareket etmeye, evreye uyum iin duygumuzu azar azar, yavaa deitirm eye izin verir. Tm b i limler, toplumsal bilim ler kadar doal bilimler de balangta duygu ile deneyimin bir karmyd. Bu duygularn paylam iin yzyllar gerekli oldu ve bizim amzda bu doal bilimler iin yapld ve toplumsal bilimler iin de gereklemek zere." 16

Pareto eski ve modem Avrupada ayn tip kltr ve toplum iinde mantksal olmayan dnce ve eylem rol oynayan bir inceleme yapmay tasarlad ama tasars gereklemedi. Aldat c inanlar ve usd davran gibi saydklar eyler zerine
16 Journal dEconomie Politique, 1917, s. 426.

116

sayfalar dolusu yazlar yazyordu ama saduyudan, bilimsel e itlilikten ve ampirik davrantan ok az sz ediyordu. Eer
Levy-Bruhl, ilkel insanlarn srekli olarak ritel trenlere ba

landklar ve gizemli inanlarn etkisi altnda kaldklar izleni


mini veriyorsa, Pareto'nun kendisi de, Avrupallann tarihlerinin

her dneminde her zaman eitli kavram ve eylem iinde dile


getirdikleri duygularnn insafna kaldklar izlenimini veriyor.

117

V SONU
lkel insanlarn inanlar ve dinsel uygulamalar zerine e itli kuramlar rnekler araclyla gzlerinizin nne serdim. Bu kuramlar gnmzde antropologlar iin artk geersizdir ve bir dnemin dnceleri olarak yalnz rnek yerine geer. Bu yaptlarn kimileri -rnein Tylor, Frazer, Durkheim- klasik" kabul edildiinden hl okunuyor ama rencilerin ilgisini ek miyor, Lang, King, Crawley ve Marett gibi yazarlar ise az ok unutulmu drmdalar, Bu kuramlarn artk ilgi ekmemesinin birok nedeni vardr, ben burada bunlarn birkan anacam. Din, geen yzyln sonlarnda ve bu yzyln balarnda ol duu gibi ilk sralarda bir yer tutmuyor artk. O zamanlar antro pologlar dncenin nemli bir bunalm geirdii ve kendileri nin de bunda bir rol oynadklar izlenimi iindeydiler, 1878de Max Mller'in yazdklar yle: "Her gn, her hafta, her ay en ok okunan gazeteler din ann getiini, inancn bir yanlsa ma ya da bir ocukluk hastal olduunu, Tanrlarn bir insan buluu olduunun sonunda ortaya karldn ve bunlarn g vensizliini bize sylemek iin aralarnda yanyorlar...1 1905s ise Crawley, bilimle dinin kartln gstermek iin te din dmanlarnn lesiye bir kavgaya giritiklerini, dinin, mit1 Lectures on the Origin and Grovvth of Religion, 1878, s. 218.

119

lerin yaratld ilkel an bir kalntsndan baka b ir ey ol m ad dncesinin her yerde yayldn ve ortadan kalkm a snn sadece bir zam an sorunu olduunu2 yazyor.
B en bu kavgada antropologlarn oynad rolti baka bir yerde belirtm itim ,3 bu nedenle konuyu derinliine ele alm aya cam . Konuyu anm satm am n nedeni, bu dnem de ilkel din zerine yazlan yaptlarn belli bir noktaya varmasdr. A m a ar tk o bunalm dnem i geti, yeni kuaktan antropologlar, bu konuya ilgi gsterm iyorlar. S.A. Cookun 1914-1918 sava s rasnda yazd The Sudy o f Religion, kayg ve atm a duygusu uyandran bu kitaplarn en sonuncusudur. Tartm alarn keskinliini yitirm esinin bir nedeni de, antro polojinin bir deneysel incelem e alan olmasdr. Y erinde yaplan aratrm alar hacim ve nitelike gelitii lde, hibir zaman ilkel bir toplum grm em i olan bilginlerin felsefi speklasyon lar da giderek azald; bunun nedeni, yeni aratrm alarn sonu larnn onlarn kuram lar zerinde kuku uyandrm as deildi sadece ayrca bu kuram lar, yerinde yaplan aratrm alara uy gulanam yordu. A ntropologlar bunlarn deneysel deer tam a dn seziyordu, nk bu kuram lar, gzlem sonularna uy m uyordu ve ne dorulanabilir, ne de yanl olduklar sylenebi lirdi, Sonuta, yerinde aratrm a yapanlar iin Tylor'n, Mller'in ve Durkheim'in dinlerin kkeni zerine olan kuram lar bir nem tamyordu.

Burada "kken" zerinde durmak gerekir. Bunun nedeni, da ha nce ok canl olan ve sonra yatan bu kuramsal tartmalar yerine, dinin, kendi kklerine gre aklanmak istenmesidir.
2
3

Crawley, The Tree of Life, 1905, s. 8. Evans-Pritchard, Din ve Antropoloji, 1960, s. 104-118.

120

Ben kendi adma, u trenin ya da bu inancn kkeninin ne olacan incelem ek iin insann kendi zam anm harcam asn olaanst buluyorum , oysa tarihsel belgeler olm aynca, bu kayna ortaya karm ak iin hibir yol yoktur. Oysa bu yazarlar, ister psikolojik olsun, ister sosyolojik, ak ya da kapal bir e kilde bu yola bavurdular. Evrim , gelim e ve ilerlem e dncesi zerine, tarih zerine, ilkeller ve onlann kkenleri zerine yap lan bu tartm alarda grlen belirsizlik zerine ciltlerle kitaplar yazlabilir Bense bunlar akla karm ak gibi bir savdan uzam. Bu kuram larla bir yere varlam ayacan sylem ek ye terli benim iin. Buraya dein birok rnek verdim ve imdi de birka rnek vereceim, Spencer ile Lord Avebury, totem izm in kkenini, ki mi topluluklarn insanlara hayvan, bitki ya da cansz nesne adlar verm e detleriyle aklad. B una gre imdi A vebry'nin d n tarzn izleyelim .4 Bu adlar, bunlar kabul eden kiilerin ai lelerine ve onlardan gelenlere bal kalyordu. Daha sonra bu adlann kkeni unutulduuna gre, korku esinleyen, bu nedenle bunlara birer klt adanan bu yaratklar ve nesneler arasnda gi zemli bir ba kuruldu. Totem ik yaratklarn (insanda) korku duygusu uyandrdnn ve bir klt nesnesi olduklarnn kant lanmas bir yana, totem izm in byle balad nasl bilinebilir? Byle olduu olasdr am a bu nasl renilir, byle bir varsaym nasl deerlendirilir ve dorulanabilir? Bu konuda zellikle Alman bilginleri giriim lerde bulundu; bunlann yntem i Kulturkreislehre ad altnda biliniyordu; am alar, dolayl kantlara gre ilkel kltrlerin bir zaman sra lam asn gsteren bir tablo izmekti. W illelm Schmidt, avclk yapan ve yiyecek toplayan, ekonom ik gelim eleri son derece dk topluluklarn corafi dalm n lt alarak, ilkel dinle
4 Marriage, Totemizm and Religion, 1911, s. 86.

121

rin yeniden kuruluu yntem ini aklad. Schmidt'e gre tarm ve hayvancl bilm eyen topluluklar -rnein A frika'nn ya da Asya'nn pigm eeri ya da pigm oidleri, Gney-Dou A vustralya yerlileri, Andamanlar, Eskimolar, Ate lkesinin insanlar, ki mi A m erika yerlileri" 'etnolojik adan en eski topluluklardr/' Bunlar birbirinden bam sz am a yan yana dalda gelim i ilkel kltre aittirler: Anasoyu ve tarm, babasoyu ve totemizm, son olarak ataerkil toplum ve gebelik. Bunlarn her birinin kendine gre kafa yaplan ve kendine zg dnya kavram lar vard. lkel kltrde ne totemcilik, ne fetiizm, ne by; sadece espri kltnn zayf izleri bulunuyordu. te yandan, sosyo-kltrel gelimenin en alt basamanda bulunan bu topluluklar, Andrew Langrn da gsterdii gibi, tektannl bir dine sahipti, T anrlar lm szd, her eyi biliyordu, yararlyd, erdem liydi, yaratcyd, her eye gc yetiyordu; sosyal, moral ve duygusal bakmdan insanlarn tm gereksini mini karlyordu. TekTanrclk ve zam an iinde onun ncelii olup olmad sorunu zerine tartm alar, bizi n-antropolojik zamanlara gtryor. David H um e The Natural H istory o f Religion (1757) (Dinin Doal Tarihi) adl yaptnda, oktannclm ya da putataparlm (bu terim lere onun kendi dneminde verilen anlamlarna gre) dinin ilk biimi olduunu ileri sryor. Bunu dorulamak iin tarihsel olgulara, ilkel insanlar zerine verilen raporlara ve manta dayanyor. Bizim de gzlerimizin nne getirebileceimiz gibi, bu tartmalar teolojik dncelerin iz lerini tayor ve tartmalarda yozlap gidiyordu. Yazlarna baklrsa, Hume, bir Tanrcyd ama dinsel tutum unun belirsiz olduu dnlebilir. Lang'rn da iyi grd gibi, evrene m an tksal bir neden bulma arzusu, insanlar Tanrya inanmaya g trd, nk bu yant, kiiletirme eilimine bal bir d uya rcdr ve ona bir stn varlk idesi verir. Tanrlarla ilgili olarak
122

bu aklama konusunda Lang ve Schmidt, entelektelci yazarlar safnda yer aldlar. Gzlem ve tmdengelim, b kavramn te melini olutu ray ordu. Yaratc bir varlk konusunda bu kuram belki kabul edilebilir bir varsaymdr ama bana yle geliyor ki, tektanrcln niin en basit insanlar arasnda ar bastn aklamyor. Schmidt evrimci etnologlarn kantlarn rtyordu, nk onlarn geliim emasna gre bu insanlar fetiizmin, bynn, animizmin ve dierlerinin en gerisine yerletiriliyordu. Onlarn nnde kendi grn savunuyordu ama o da Lang gibi, ev rimci ilkenin ltlerini kabul ediyor ve bunu tarihsel bir krono lojinin kltre! dzeyine dayandryordu. Gerekte, olumlu g r asndan kendi yerine salamca oturduunu sanmyorum, nk dn biimi bana yan tutar grnyor, kaynaklan ise belirsiz. Schmidt'in ilkel dinlerin ayrntl almas ve bu din lerin kuram zerine yapt almalara ok ey borluyum ama tarihsel dzeyde bunlarn yeniden kurulacan dneme diim gibi, kulland yntemin de, gerek tarihsel bir yntem gibi kabul edilebileceini sanmyorum. Soran karmak ve bunu ksaca inceleme hakkm kendime tanyorum, nk Schmidt gl bir kiilie ve byk bir bilgiye sahip olmakla, Viyana'da bir okul kurmakla birlikte, lmnden bu yana okulu sadece ge rileme gsterdi ve gnmzde onun tarihi yeniden kurma gr n savunanlarn ok olacan da sanmyorum; bu gr, di nin kkenini ortaya karma giriimiydi ama gnmz koullan iinde bilim bize bunu dorulama olana vermiyor. Terimin tarihsel anlamyla gerek tektanrcln, oktannclm bir yadsnmas olduuna da burada dikkat etmek gerekir ve bunun sonucu olarak yleyse tektanrclk oktannclm nnde gidemezdi. Bu sorunla ilgili olarak Pettazzoniden bir alnt yapacam: "Uygar olmayan toplumlarda, terimin gerek
123

rin yeniden kuruluu yntem ini aklad. Schmidt'e gre tarm ve hayvancl bilm eyen topluluklar -rnein A frika'nn ya da Asya'nn pigm eleri ya da pigm oidleri, G ney-Dou Avustralya yerlileri, Andamanlar, Eskim olar, Ate lkesinin insanlar, ki mi Am erika yerlileri- "etnolojik adan en eski topluluklardr/' B unlar birbirinden bam sz ama yan yana dalda gelimi ilkel kltre aittirler: Anasoyu ve tarm, babasoyu ve totemizm, son olarak ataerkil toplum ve gebelik. Bunlarn her birinin kendine gre kafa yaplar ve kendine zg dnya kavramlar vard. lkel kltrde ne totem cilik, ne fetiizm, ne by; sadece espri kltnn zayf izleri bulunuyordu. te yandan, sosyo-kltrel gelimenin en alt basamanda bulunan bu topluluklar, Andrew Langn da gsterdii gibi, tektanrl bir dine sahipti, Tanrlar lmszd, her eyi biliyordu, yararlyd, erdem liydi, yaratcyd, her eye gc yetiyordu; sosyal, moral ve duygusal bakmdan insanlarn tm gereksini mini karlyordu. TekTanrclk ve zaman iinde onun ncelii olup olm ad sorunu zerine tartm alar, bizi n-antropolojik zam anlara gtryor. David H um e The Natural H isory o fR e gion (1757) (Dinin Doal Tarihi) adl yaptnda, oktanrclm ya da putataparlm (bu terimlere onun kendi dneminde verilen anlamlarna gre) dinin ilk biimi olduunu ileri sryor. Bunu dorulam ak iin tarihsel olgulara, ilkel insanlar zerine verilen raporlara ve m anta dayanyor. Bizim de gzlerim izin nne getirebileceim iz gibi, bu tartm alar teolojik dncelerin iz lerini tayor ve tartmalarda yozlap gidiyordu. Yazlarna baklrsa, Hume, bir Tanrcyd ama dinsel tutumunun belirsiz olduu dnlebilir, Langn da iyi grd gibi, evrene m an tksal bir neden bulm a arzusu, insanlar Tanrya inanm aya g trd, nk bu yant, kiiletirm e eilim ine bal bir d uya rcdr ve ona bir stn varlk idesi verir. Tanrlarla ilgili olarak
122

bu aklam a konusunda Lang ve Schmidt, entelektele! yazarlar safnda yer aldlar. G zlem ve tm dengelim, bu kavram n te m elini oluturuyordu. Yaratc bir varlk konusunda bu kuram belki kabul edilebilir bir varsaym dr ama bana yle geliyor ki, tektanrclm niin en basit insanlar arasnda ar bastm aklam yor, Schm idt evrim ci etnologlarn kantlarn rtyordu, nk onlann geliim em asna gre bu insanlar fetiizm in, bynn, anim izm in ve dierlerinin en gerisine yerletiriliyordu.. Onlarn nnde kendi grn savunuyordu am a o da Lang gibi, ev rimci ilkenin ltlerini kabul ediyor ve bunu tarihsel bir krono lojinin kltrel dzeyine dayandryordu. Gerekte, olumlu g r asndan kendi yerine salam ca oturduunu sanmyorum, nk dn biim i bana yan tutar grnyor, kaynaklan ise belirsiz. Schm idt'in ilkel dinlerin ayrntl alm as ve bu din lerin kuram zerine yapt alm alara ok ey borluyum am a tarihsel dzeyde bunlarn yeniden kurulacan dnem e diim gibi, kulland yntemin de, gerek tarihsel bir yntem gibi kabul edilebileceini sanmyorum. Sorun karm ak ve bunu ksaca incelem e hakkm kendim e tanyorum , nk Schmidt gl bir kiilie ve byk bir bilgiye sahip olm akla, Viyana'da bir okul kurm akla birlikte, lm nden bu yana okulu sadece ge rilem e gsterdi ve gnmzde onun tarihi yeniden kurm a gr n savunanlarn ok olacan da sanm yorum ; bu gr, di nin kkenini ortaya karm a giriim iydi am a gnm z koullar iinde bilim bize bunu dorulam a olana vermiyor. Terim in tarihsel anlam yla gerek tektanrclm , oktannclm bir yadsnm as olduuna da burada dikkat etm ek gerekir ve bunun sonucu olarak yleyse tektanrck oktannelm nnde gidemezdi. Bu sorunla ilgili olarak Pettazzoni'den bir alnt yapacam: "Uygar olmayan toplumlarda, terimin gerek 123

tarihsel anlam yla tektannclk bulam yoruz am a yce bir varlk kavram m , yanl bir zdelem eyi buluyoruz; bu kavram n gerek tektanrclkla yanltc ekilde bir tutulm as, yanl an lalm alara yol aa b ilir/'5 Buna, gre tektanncl, kkeniyle ilgili olarak ileri srlen am a desteklenem eyen varsaym lar listesine eklemeliyiz: Feti izm, doa miti, animizm , totemizm, dinam izm (m ana vd.)> b y, oktannclk ve eitli psiik durumlar. G nm zde bu tez leri kim se savunmuyor. Yerinde yaplan aratrm alar sayesinde sosyal antropoloji byk- ilerlem eler kaydetti, kken peinde bouna kom aktan bizi kurtard ve bu konuda tartan ok sa ydaki akm da ortadan kalkt.

Dine bir balang aramann yararsz olduunu, gnm zde ou antropologun kabul ettiini dnyorum, Schleiterin bu konuda syledikleri: Balangcn ve birbirinden ayr evrelerini belirlemek iin din zerine yaplan tm emalarn tmyle keyfi bir noktadan hareket ettiini ve denetlemeyeceini dnyo rum."6 A yrca aka saptandna gre, birok ilkel dinlerde, insanlarn akl birbirinden ayr dzeylerde ve ayr balamlarda, ayr ayr alyor. Demek ki, belli bir frsatta bir fetie bavu rulabilir, baka durumlarda Tanrya ar yaplabilir. Anlayn oul ya da tekil olmasna gre bir din Hem oktanrl, hem tektanrl olabilir. R aditfin de gsterdii gibi,7 bir tek ilkel top lum iinde, bu bakm dan bireyler arasnda byk ayrm lar ol duu da aktr; bu ayrmlar insanlarn mizalarna verilmekte dir. Son olarak, bu eski kuramlarn szde neden sonu ilikisine dayanan aklamann, genelde bilimsel dnceyle uyumaya can dnyorum , nk bilim sel dnce, srekli ilikiler bulm aya ve anlam aya alyor.
5 6 7 Pettazonu, Essay on the History o f Religion, s. 9. Schleiter, Religion and Culture, 1919, s. 39. Radin, lkeller Arasnda Tektannclk, 1954, s. 24-30.

124

Bu kuramlarda, bizim ilerlemenin en ucunda, szm ona vahilerin ise teki ucunda bulunduumuz kabul ediliyor; ilkel insanlar teknolojik evrenin yeterince alt basamaklarnda bulu nuyordu; dnceleri ve alkanlklar zorunlu olarak bizimki nin kartyd. Bizler mantksal bir kafa yapsna sahibiz, ilkel insanlar mantk ncesi bir dnemde, dler, kuruntular, gizem ve korku dnyas iinde yayor. Bizler kapitalistiz, onlar ko mnist. Bizler tekeliyiz, onlar okeli Bizler tektanrcyz, onlar fetiist, animist, nanimist, Tanr bilir daha neler... Buna gre ilkel, insanlar ocuksu, kaba, yamac diye sunu luyor; bunlar hayvanlarla ya da aptallarla karlatrlabilir, Herbert Spencer'e gre ilkel insann beyni "kuramsal dne mez, eletiri ve genelleme yeteneinden yoksundur, kendi alg lamasnn dnda kavramlara sahip deildir,?t8 lkellerin sz haznelerinin ve tmce yaplarnn snrl oluu, ancak son dere ce basit kavramlar anlatmalarna izin veriyor, diye ekliyor ve ad verilmeyen bir yetkiliden alnt yapyor: Zuni yerlileri, "sylediklerinin anlalmas iin birok yz ve el kol hareketleri yapmak zorunda kalyorlar. Boimanlar, dillerinin yoksulluu nu tmlemek iin, bir sr iaret yapma gereini duyuyorlar; yle ki "bunlar karanlkta anlalamaz, "Arapaholar geceleyin kendi aralarnda konuamazlar." Max Mller, Sir E. Tennenfden bir alnt yaparak yle di yor: "Seylan (Sri Lanka) ilinin Veddalan bir dile sahip deildir, bunlar iaretlerle, yz hareketleriyle, boazdan gelen seslerle anlayorlar; bu anlama biimi konuulan dile ok az benzi yor."9 Gerekte bunlar Seylan dilini konuuyor (ve bu bir Hindo-Avrapa dilidir). Darwin ise daha az bilimsel olan bir yazsnda Ate lke sinin yerlilerini -daha yansz gzlemlere gre yeterince sevimli
8
9

a.g.y., I, 344,
Dil zerine Seme Denemeler, II, 27.

125

insanlar- bir tr alt-insan eklinde hayvanlar g ib i betim lem iyor m u?10 D aha az bilimsel bir anlay iinde Galton, kendi kpe inin karlat D am aralardan daha zeki olduunu sylem iyor mu?11 B enzer ekilde bir sr baka rnekler de verilebilir, Frederic Farrar'n 'Irk larn Yeteneinde bu trden bir samalk derlemesi bulunabilir. Onun Zencilere olan nefreti ve dm anl , K ingsleyinkiyle karlatrlabilir. Bu tr yerm elerin aslnda yanl dnceler olduunu, bir tek szckle, aptalln elli yllk aratrm alar gsterm itir. Btn bunlar aka sm rgeci ve baka karlarla ok iyi uyuuyordu; kim ileriyle klelie bir bahane bulm ak isteyen A m erikal etnologlar sulam aya hazrd; bir de insanla m aym un arasnda bir birletirm e izgisi ortaya km asn arzulayanlar vard. ilkel insanlarn kanlm az ekilde son derece kaba dinsel inanlar olduunu dnenlerin bulunduunu sylem eye gerek yok; bunlar nasl rendikleri savn eitli alar altnda gr dk, E er ilkel insanlar, avclkla ve yiyecek toplayarak gei nenler de, ahlaksal deerler tayan Tanrlara sahipler diyenler bile kt; bunlar kendilerinden daha stn bir kltr temsil edenlerden anlamadan almlard, rnein misyonerlerden ya da tccarlardan. Andrew Lang, A vustralya yerlilerini rnek gste1 -j rirken, Tylor bunu elbette yanl olarak onaylyordu, Sdney H artland da ayn gr pay lay o rd u .13 Dorma'a gelince, Amerindiyenler konusunda kesin bir aklamas vard: "Avru palIlar gelmeden nce tektanrcla yaklaan hibir ey yok10 11 12 13 14 Danvin, Voyage of Beagle, 1906, blm X, Galton, Narrative of an Explorer, in Tropical South Africa, 1889, s. 82. Tylor, On the Limints of Savage Religion, 1892, s. 293. Hartland, The High Gods of Avustralia, 1898, s. 302. Dorman, The Orign of Primitive Superstitions, 1881, s. 15.

126

Bu tr yarglarn pek deer tamadn modem aratrma lar gsterdi; bununla birlikte o dnemde bu tartlmadan kabul edilen bir gerekti: Teknik ve toplumsal yap ne kadar basitse, dinsel kavram ve genelde tm kavramlar o kadar dk sevi deydi. Olduka darkafah olan Avebury AvustralyalIlarda, Tas manyaiiarda, Andamanlarda, eskimolarda, Kuzey Amerika yer lilerinde, Gney Amerika yerlilerinde, kimi Polinezyallarda, Gney Afrika'nn Cafrelarnda, Orta Afrikann Fulahlannda, Bat Afrika'nn Bambaralarnda, Tanrnn ve inancn, bunun so nucu olarak da dinin olmadn syleyecek kadar ileri gitmiti.15 nl din yaycs Moffat, Betuanalarm yaam biimini ve trelerini anlatmad iin ho grlmesini istiyor, bunun nede nini !!ne retici, ne yapc" olmaya balyor ve: "Betuanalarda, Hottentotlarda ve Boimanlarda dinsel izin tm kalntlarn eytann sildiini sylyor.16 Kltrel bakmdan tmyle geri kalm olan toplumlann hibir dini olmadn o dnemde duymak pek seyrek deildi. Frazerin gr de byieydi. Daha yakn bir tarihte, yani 1928de, C. Siger, vahilerin dinsel sisteme benzeyen bir eye sahip olmadn yine de sylyordu, nk inanlaryla uygu lamalar arasnda bir tutarllk yoktu.17 Bana kalrsa, onlarn ne dinsel felsefeye, ne de ilahiyat savunan kitaplara sahip oldukla rn sylemek istiyordu. ilkel inanlar, gerekte bulank ve belirsiz olabilirler, ama bu yazarlar, bizim toplumda da birok insann bu durumda olduu nu unutm ular Din duyularla anlalmayan ve aklla kavran mayan gereklerle ilgilendiine gre, baka nasl olabilir ki? l~
15 a.g.y. 16 Moffat, Missionary Labours, s. 244. 17 Singer, Religion and Science, 1928, s. 7.

127

kel insanlarn dinsel mitleri, kimi kez gln grnyor, oysa hmanistlerin ve oryantalistlerin byk hayranlk duyduu Yu nan, Roma ve Hint mitolojilerinden daha gln deil ve Tanr lar bu denli iren deil. Kaba izgileriyle izdiim bu grler, gnmzde artk ka bul edilmiyor. O zaman elde bulunan bilgilere gre bunlar do rulanm myd? Ben bu noktada bir ey sylemek istemiyorum, nk bu yargy dorulamak iin gerekli olan o byk al malara kendimi vermi deilim. Benim grevim sadece bir in celemeyi sunmak, bir dnem moda olan ilkel dinlerin yorumlan zerine yaplan zayf yarlan da belirtmek. lk yanllk evrimci dnceleri temel almak oldu, oysa bunlar dorulayacak kant lar yoktu. kinci yanllk: Bu kuramlar kronolojik kkenleri araya soktuu kadar, ayn zamanda psikolojik kuramlard. Bizim sosyolojik kuramlar dediklerimiz de, eni sonu psikolojik varsa ymlara dayanyordu, rnein "bir at olsaydm" trnden olduu gibi. Kk bir kme aydnnn bu toplum iinde kendi kltrleri ve kendi toplumlanyia snrl oda iinde antropologluu sz ko nusu olunca, buna amamak gerekir. Avebury, Frazer ve Ma rett gibi insanlarn Ingiliz iilerinin kafa yaplar konusunda belirsiz dnceye sahip olmaktan teye gitmediklerini iyi bili yorum. Buna gre hi grmedikleri ilkellerin dnyasn nasl anlayabilirlerdi? lkel din konusunda verdikleri aklamalar, iebaktan kaynaklanyordu, Eer antropologun kendisi de iikel insanla ayn eylere inanm olsayd, ayn klt uygulasayd, bir heyecanla etkilenmi olsayd ya da kalabaln psikolojisi iine dalsayd ya da ortaklaa gizemli bir temsil ann iine srklenseydi, baka bir dn biimi ona klavuzluk edebi lirdi. Eskilerin ve ilkel insanlarn anlaylarn bizim psikolojimize gre yorumlamann tehlikeli olduu konusunda ka kez bizi
128

uyardlar, nk onlann ve bizim psikolojimizi birbirinden ok ayr kurumlar biimlendiriyor. Adam Ferguson, Sir H. Maine ve dier biroklan bizi uyardlar ve bunlar arasnda Levy-Bruhl, bu anlamdaki yazarlar arasnda en yansz oldu. "Alman bilginleri," diye yazyor Bachofen Morgana, "antik a gnmzn popler dncesiyle karlatrarak, o dne min anlalr olduunu neriyorlar. Gemiin yaratlmasnda, onlar kendilerinden bakasn grmyorlar. Bizimkinden ayr bir anlayn yaps iinde grmek, zor bir almadr."18 Ger ekten de zor bir almadr bu, zellikle de by ve ilkel dinler gibi zor bir konu sz konusu olduunda, nk bizim dnce lerimiz onlarnkine aktanlmak isteniyor. Seligmanlann dedii gibi eer bu gerekse, by konusunda beyaz ve kara insanlar birbirlerini hi anlamyorlar.19 lkellerle ilgili grlerin ciddi ekilde bozulduu olasdr, zellikle de yaamnda hibir ilkel insan grmemi olanlarn ve byy bir ocuka bo inan sa yanlarn grleri. tik konumam srasnda da iaret ettiim gibi, bizim bilim dalnda eviri birincil bir sorundur. Bununla ilgili olarak bir r nek vereceim: Yerlilerin inanlann nitelendirmek iin, biz doast" terimini kullanyoruz, nk bizim iin inanlara yant veren bu szcktr ama gerekte bu szck bir yanl an lalmaya yol ayor. Doa yasas kavramna sahip olan bizler iin "doast" terimi, neden sonu ilkesinin dnda bir eyler antryor ama ilkel insan iin bu apayn bir ey olabilir. r nein lme karabynn yol atna inanan ok sayda toplum vardr; oysa onlar karabyde doast olan hibir ey grm yorlar, onlara gre bundan daha doal olan hibir ey yoktur. Onlar kendi duyu organlaryla bundaki etkiyi gryorlar ve b18 Resek, L.H. Morgan, Americam Scholar, 1960, s. 136. 19 C.G.B.Z. Seiigman, Pagan Tribes of the Niloc Sudan, 1932, s. 25.

129

yelerle komuluk ediyorlar. Eer bir kimse, byden baka bir eyin kurban olarak lrse, bu lm onlara doal gelmiyor. Burada kutsal ile kutsal olmayan, mana1 anlam , by ile din um arasndaki ayrm sorununa yeniden gelebiliriz, nk bunlar ba na hl ok belirsiz geliyor ve bir anlambilim sorunuyla kar karya bulunduumuzu pek anlamyoruz -isterseniz buna eviri sorunuyla kar karyayz diyebiliriz. Ama bu zerinde uzun uzadya durulacak bir konudur, bunun zerinde sonra durmay umut ediyorum. Yalnz mana kavram konusunda uzun yllar sren ve henz tmyle dalmayan ciddi belirsizlik zerine ksaca ve basite dikkat ekmek istiyorum. Bu belirsizlik ksmen Melanezya'dan ve Polinezya'dan alnan kar klabilir anlatlardan ileri geliyor ama zellikle Marett ve Durkheim gibi yazarlarn kurgularndan ileri geldi, nk onlar mana!y belirsiz bir g, kiilik d, tm insanlara ve eylere yaylm bir tr akm ya da elektrik gibi kabul ediyorlard. Yeni aratrmalar ise, Tanrlardan ve ruhlar dan gelen ruhsal bir gcn etkinliini onda grmek gerektiini gsteriyor. Ruhlardan ve Tanrlardan yaylan bu g insanlara, zellikle de eflere geiyor -giritikleri bir ite baarmalarna izin veren ve dnyann birok yerindeki grlere denk den ltuf ya da erdem.20 Burada benim baka bir grevim daha varsa, o da ilkel din zerine aratrma yapmak iin izlenecek yolu belirtmektir. n sanlarn inanlarnn usa uygun nedenlere sahip olduklarn yadsmyorum. Dinsel ayinlerin heyecanl deneyimlere elik edebileceini ve ayinlerin yaplmasnda duygunun nemli bir yeri olduunu yadsmyorum. Kavramlarn ve dinsel tapnmala rn dorudan doruya toplumsal gruplara bamlln ve dinin
20 Hocart, "Mana, Man, 1914, 46, "Mana again", 1922, 79, Frth, 'The
Analysis of mana; an Empirical approach", 1940, s. 483-610.

130

eni sonu toplum sal bir olgu olduunu yadsm yorum. Bununla birlikte, olgularn birisiyle ya da tm yle dinin aklanabilece ine kar kyorum ve kkenlerin aratrlm asnn -buna ula lam yor- iyi bir bilim sel yntem olm adn savunuyorum. Kken ve z, ilikilerle uraan bilim le ilgili deildir, lkel din olgular toplum sal adan aklanabildii lde, dier olgularla da ilgilidir, dier bir deyile, bir kavram ve uygulam a sistemi oluturanlarla ve bunlarla ilgili dier toplum sal olgularla. Ksmi bir aklam aya rnek olarak byy alacam. Bynn ve do asm n ne olduunu anlam ann olanakszln anlatm aya al acam. Y alnz em pirik etkinliklere gre deil, ayrca bir kav ram lar sistemi, bir dnce biim i gibi dier inanlara gre de ele alnrsa, daha anlalr oluyor, nk by doa zerine nasl pek etkili deilse, karabyye ve insanlarn kendi am alarna varm ak iin giriim lerini engelleyen dier gizem li glere kar koyam ad da o kadar ak. Dinin, dinsel olmayan dier toplum sal olgularla ilikilerini aklam aya rnek olarak atalar kltn ele alalm, nk bu an cak aile ilikileri balam na yerletirilerek anlalabilir. R uhlar kendi soyundan gelenlere kar bir gce sahipler, birbirlerine kar grevleri olanlarn davranlarn gzlyor ve grevlerini yerine getirm eyenleri cezalandryor. K im i toplum larda Tanr ayn zam anda bir de oul -tm insanlarla ilikilerinde bir tek; toplum un u ya da bu blm yle ilikide olan ruhlarn eitli liine gre oul. Dinsel dncenin kimi niteliklerini anlamak iin, toplum un yapsnn anlalm as gerektii aktr. Dinsel ayinler doum, toplum a katlma, evlilik ve lm gibi bireyin ya da toplum un durum una ilikin tren yapm ak iin kim i frsatlarda gerekletirilir. B urada da dinin oynad rol anlam ak iin, yleyse toplum un yapsn anlam ak gerekir. Bunun iin ben ok basit rnekler verdim. Din tm dier toplum sal ilevlerle iliki 131

lerde olduu zaman -rnein moral, elik, ekonomik, hukuksal, estetik ya da bilimsel- ayr ayr trden analizler yaplabilir ve tm bu noktalar analiz edildii zaman, tm sosyolojik grnm leri iinde bu olgu gerekten kavranabilir. Bunun bir anlam da, dinsel olgular aklamak iin, iinde redii kltrn ve toplumun tmn gz nne almak gerekir. Getalt kuram psikolog partizanlarnn dedii gibi, kulturganze terimini alamaya almalyz; dier bir deyile, Mauss'un tmel olgu dedii terimi anlamalyz. Dinsel olgular, tutarl bir sistem iindeki blmlerin karlkl ilikisi gibi saymak gerekir; bu rada her sistem, yalnz dierine gre bir anlam tar ve sistemin kendisi, daha geni bir btnn paras olarak dier kurumsal sistemlerle iliki iinde ancak bir anlam kazanr. Bu yolda ok az ilerleme yapldn sylediim iin zg nm. Dinsel bunalm geti; antropologlar, birinci biyk sava tan bu yana, son zamanlara dein (1960lar, .n,) ilkel dinlerle ilgilenmez oldular; yerinde aratrma yapanlarsa, bu konuyu b raktlar. Kukusuz bu zel konunun yerinde incelenmesi, imge ler ve simgeler arasnda kolayca gelien iirse! bir yetenek istiyor. rnein akraba ilikileri ve politik kurumlar gibi antropo lojinin dier alanlarnda nemli ilerlemeler yaplmken, ilkel dinin incelenmesi konusunda benzer bir ilerlemenin yapldn dnmyorum. Din ayinlerinde dile geliyor, oysa son otuz yl da Rhodes-Living enstitsnn yaynlad doksan dokuz ya yndan yalnz , ayinleri kendine konu almtr; bu sorunlarn uyandrd ilginin ne denli azaldn bu rnek bize gsteriyor. Son zamanlarda ve "ilikisel" ad verilen bir gr asndan yeniden ilgi uyandrdn saptam olmam -kendim de ilkel dinlerle ilgilenmi olarak- beni mutlu ediyor. Bir seme yaparak Afrika dinleri zerine yeni km yaptlardan kimilerinin adn vereceim: Divinity and Experience (Tanrsallk ve Deneyim),
132

Sudan Dinkalannn dinlerinin analitik incelemesi,21 Uganda Lugbaralannn dinsel kavramlar ve ayinleri zerine John Middleton'un incelemesi,22 Dr. Victor Turner'n Kuzey Rodez ya'da Ndembularda simgeler ve ayinler zerine incelemesi.23 Bu mesleki almalarn dnda, Tempels ve Theuvvs'n Kongo'da Balubalar zerine incelemelerini de anacam.24 zel durumda bulunan toplumlar zerine yaplan bu aratr malar, dinin oynad roln ortaya koyduu sorunun ve toplum sal yaam iinde, daha genel anlamda bilimsel olmayan denilen sorunun dile getirilmesine bizi yaklatryor. Eer dinin genel sosyolojik bir kuramn gelitirmek istiyor sak, yanlz ilkel dinleri deil, tm dinleri gz nne almalyz. Ancak byle hareket ederek dinin temel niteliklerini anlayabili riz. Bilimin ve teknolojinin ilerlemesi, bynn anlamn orta dan kaldrd ama din direniyor ve toplumsal rol geniliyor, gi derek bizden uzaklaan insanlar iine alyor. Artk ilkel top lumlarda olduu gibi akrabalk ilikileriyle ve topluluun etkin likleriyle snrlanmyor. Eer din zerine genel ilkeleri anlatmazsak, o zaman zel durumda bulunan topluluklar konusunda yaplan saysz zel incelemeleri ele almamz gerekecek. Geen yzyl boyunca bu genel ilkeler psikolojik ve sosyolojik varsaymlar biimi altnda dile getirilmek istendi ama bu genel formllendirme abalarn antropologlar braktlar, nk ortak bir ynetim eksiklii, bu ilgilendiimiz konuda ciddi nyarglara yol amt. rnein ilevcilerin yntemi, kalc olabilmek iin ok belirsizdi, prag matizmin ve ilahiyatlm izlerini tayordu ve ok gevek b21 22 23 24 G. Lienhardt, Divinity and Experience, 1961. J. Middleton, Lugbara Religion, 1960. V.W. Tumer, Rhodes Livingstone Papers, no 31, 1961 ve no 30. R.P. Placide Tempels, Bantu Philosophy, 1959. Ve Theuws, "R6el dans la concepton Luba", Zaire, XV, 1961,1.

133

yolojik karlatrm alara dayanyordu. K arlatrm al aratr m a , zel alm alarn sonularna ok az katkda bulundu; ger ekte karlatrm al alm ann m odas geti te yandan birok filozof, en geni lde, toplum sal yaam iindeki dinin roln tanm lam aya alt. imdi onlardan neler renebileceim ize bakalm, Pareto, alntlarla ve bayalklarla dolu, sz uzatan bir yapt yazmasna karn, m antksal olm ayan dncenin, yani eylem lerin (ve onlarla balantl idelerin) ola naklarnn deneysel bilim asndan am alara akla uygun bir bi im de uym adn grd; oysa bunlar toplum sal ilikilerde bi rincil rol oynuyordu. Pareto ikna olmu olm asa da, yakarm a et kili olabilir. Oysa bunun etkinliini bilimsel gr szbirliiyle onaylamyor. Bilim, askeri bir harekt, yasalar ya da politika sz konusu ise, teknik bir kesinlik gerekli olduunda, buna akl ege men olm aldr. te yandan, kendi toplum sal ilikilerim izde, de erler, duygular ve ballk alanlarnda egem en olan duygudur. A ilem ize, tapm aa, devlete ve arkadalarm za kar davran larm zda yine duygu egem endir ve bu duygular son derece nem lidir; nk bunlar dinse! duyguyu kapsarlar. B aka sz lerle anlatacak olursak, kim i etkinlikler daha kesin ve u sa uygun davranlar gerektirir -burada "usa uygun", "mantksal-deneyimseFin bir ksaltm asdr- am a bu usa uygunluk, bunlara balanan in sanlarla, belli bir dzen arasnda belli bir dayanm a varsa ancak etkili olabilir; burada gzlem e ve deneyim e deil de, ilkelere ve buyruklara dayanm a sz konusu olduu gibi, bu teknik de deil dir, moral bir gereksinim den gelir ve ortak bir duyguya bal bir gvenle olur. B urada bunlar korum ak iin nedenleri bulan, akldan ok, yrein yapsdr, "M antksal olm ayan bir davra nn bireysel ve toplum sal adan yararlln" deneyim sel olarak gsteren Paretonun yanszl (nesnellii) buradan geli 134

yor,25 Deerler dnyasnda -amac deil-, yalnz aralar akl buyurur demek istediini sanyorum. Aristoteles'in ve Davd Hume'n grleri de by leydi. Baka bir rnek alalm: Filozof Henri Bergson da ayn ayr m yapyordu ama ayr bir yoldan, yani birisi dinsel tekisi bi limsel olan iki dnce biimiyle, iki davran biimi arasn dayd onun ayrm. Bunlar kendi uygulamas iinde inceleyelim ve Levy-Bruhl ile yolumuzu armayalm, nk ona gre ilkel insan, fiziksel sonulan gizemci nedenlerle aklyordu. Bergson bunlarn insani anlamm aklyor. Vahilerle bizim aramzdaki ayrm, bizim daha ok bilimsel bilgiye sahip olmamza bal yor: "Bizim rendiklerimizi onlar bilmiyorlar."26 Bu yorumlar belleimizde hazr varken, Bergson'un balca savn inceleyelim. Kltr ve toplum, diyor, biyolojinin hizme tindedir ve iki trl zihinsel ilev, iki ayr yoldan biyolojiye hizmet eder ve birbirini btnler. ki tr dinsel yaam (deneyim) vardr, kapal toplumlarn durgun dini ve dinamik ya da gizemli din (Levy-Bruhl'n kulland anlamda deil, tarihsel yazlarda ki bu terimin bireysel anlam ve dinin karlatrmal incelemesi anlam ile). Burada birincisi, elbette ilkel toplumlarn z niteli idir. Oysa biyolojik evrim, yap ve rgtlenme asndan iki ayr yn izliyor: Birisi, insann dndaki tm hayvanlar dnya snda gdnn yetkinlemesine yneliyor; teki ise, insan so yunun zeksnn yetkinlemesine yneliyor. Zeknn kendi avantajlar ve dezavantaj lan var. lkel insan hayvanlardan ayn olarak, aamayaca glkleri ve korkular nceden gryor. Ama harekete gemek, davranmak zorunda. Gnn birinde le ceini biliyor, bu gszlk duygusu, eylemini engelliyor ve yaamn tehlikeye atyor. Akl yrtme ve dnmenin solgun
25 Traite sociologique, a.g.y. 26 Bergson, Les deux sourses..., a.g.y.

135

yansmas, baka bir tehlike sunuyor. Toplumlar kalc oluyor, nk yeleri ona ahlaksal bir zorunlulukla ballar ama bireyin kendisi, toplumun genel iyiliiyle badasn ya da badama sn, kendi zeks araclyla kendi bencil karlarnn ncelie sahip olduunu syleyebilir. Bu ikilemler karsnda doa, zeknn arkasna kam olan gdnn derinliklerine arda bulunarak insana yeniden gven vermek ve ona kendi kurbann benimsetmek iin bir tr uygun luk oluturur. Doa insann zeksn ykmadan uyutmak iin, onun yeteneini mitler retmekte kullanr. By ve din ilk bata i ie ite byle dodu ve sonra herkes kendi yolunu izledi. Bunlar zeknn uyumasna kar are buluyorlar ve doada dsel gler gren insana kendi yolunu izlemesine ya da kendi uydurduu ruhlara bavurmasna izin veriyorlar. Yine bunlar (by ve din), insan ortak kar uruna kendi bencil karlarn unutturmaya ve tabular sayesinde toplumsal disipline boyun e meye zorluyorlar. Gdler hayvanlar iin ne ilev gryorsa, din de insanlar iin ayn ilevi yerine getiriyor ve zor durumlarda ruhsal tem siller salayarak zeknn yardmna kouyor. Demek ki din, ki milerinin inand gibi korkunun bir rn deil, tersine, korku ya kar bir gvence veriyor. Sonu olarak, zekyla birleen gdnn bir rn, yaamsal bir itepidir; insann yaayakalmasma izin verir ve evrimin en yksek aamasna varmasn salar. Ne diyor Bergson: "Zeknn ykc gcne kar doann savunucu bir tepkisidir."27 Yol at dgcnn abartl yaps ne olursa olsun, dinin bu ilevleri gereklie kk salmad iin, bireyin ve toplumun yaayakalmas iin, bu ilevler temeldir; kimi toplumlarn bili
27 Bergson, a.g.y.

136

me, sanata ve felsefeye sahip olmamas ama buna karlk dine sahip olmayan hibir toplumun bulunmamas bizi artmama ldr. "insan tryle birlikte var olan din, bizim yapmzn bir parasn oluturmaldr."28 Bergson ada basit toplumlarda ilkel dnceleri inceledi i zaman, dorudan bilgi kaynaklarm, zellikle de L6vyBruhl'n yaptlarn kullanyor ama onun iin ilkel insan tarih ncesi ve varsaymsal bir varlktr; kapal toplumun durgun di niyle gelecein ak toplumunun gizemli dininin sunduu eliki zerine srarla durmasna izin veriyor ve kiisel din deneyiminin klavuzluk ettii dgcnn bunu aralamas, kendisinin hou na gidiyor. Bergson'da "gdnn", ok genel bir ekilde Pareto'nun "mantksal-olmayan-deneyimsel-tortu'ya" ve Levy-Bruhl'n "nmantna" denk dtn daha nce grebilmitik -Bergson'da "zek", Pareto'nun "mantksal-deneyimsel"ine ve Levy-Bruhl"n mantkna denk dyor; Pareto'nun ve Bergson'un grd sorun, grleri birbirlerinden ayr da olsa, gzle grlr bir bi imde benzer. Son olarak, usdnn nitelii konusunda her de aa yukar benzer eyi sylyor ama usa uygun'dan pek sz etmiyorlar; bunun sonucu olarak, aralarndaki kartln nere den geldii iyi bilinmiyor. Son bir rnek alalm: Alman sosyologu Max Weber, ayn sorunu inceliyor ama daha az ak bir tarzda29. "Usa uygun"u, "geleneksel" ve "karizmatik" olann karsna koyuyor, ama bu terimler, neredeyse teki yazarlarn terimlerine dek dyor. u tr "saf" toplumsal etkinlii birbirinden ayryor. Usa uygun olan, en kolay kavranabilir bir toplumsal etkinlik tipidir ve Av rupa'nn kapitalist ekonomisi iinde gzlenebilir ama gncel ya28 a.g.y. 29 M. Weber, Essays in Sociology, 1947.

137

amm iine girmi tm ynetim brokrasisi iinde de aka vardr ve tmyle kiilik d bir duruma ulamtr. Geleneksel olan, her zaman var olan ne varsa, ona kar so fuca bir ballkla niteleniyor ve az deien tutucu toplumlar iinde geerli oluyor ve bu toplumlarda acma duygusu ar ba syor. lkel toplumlar bu ulama ait ama yle anlalyor ki, Weber bu toplumlarla ilgili ok az kitap okumu. Karizmatik, b rokrasiye batt ana dein, insan kafasnn tam zgr olduunun grld toplumsal etkinliktir: Onu bir peygamber, bir sava kahraman, bir devrimci, vd. temsil eder. Skntl dnemlerde efe olaanst ve doast nitelikler verilir. Bu trden efler her toplumda ortaya kabilir, Weber de Bergson gibi byden etkilenmi dinsellik denilen ilkel ve barbar topluluklarn dinleriyle, kapal toplumlarn ve gruplarn, ortak yaam topluluklarnn "gizemli1 balarn kran 1 peygamberlerin evrensel dinini birbirinden ayryor; oysa her iki din de zellikle bu dnyann zenginlikleriyle ilgileniyor: Servet, mr, salk, Pritanizm, apolojetizm ve kazuistik,* son derece aklcdr. Bir anlamda din, kendi bama usd deildir. Bunlar birer reti olarak laiklerin gelimesine elverili bir ethos yara tabilir, rnein Protestan mezhepleri ve Bat kapitalizmi gibi. Bununla birlikte, dinin akla uygun laik anlayla kar karya kald da daha az gerek deildir, nk hukuk, politika, eko nomi ve bilim alanlarnda usa uygun laiklik dini yerinden ediyor; ksaca Friedrich Schiller'in dedii gibi "dnyann bys" sona eriyor. Baka bir anlamda din, kendi ussal grnm iinde bile usddr ve M. Weber "onda kiilii yok eden modem yaam
* Pritanizm: Geleneksel ahlak ilkelerine olduu gibi bal. Apolojetizm: Genelde din, zelde Hristiyanln savunmas. Kazuistik: Dinde vicdanla ilgilenen bir blm.

138

akmlarna kar bir sm ak bulsa bile, sonunda bu snaktan kendisi yararlanam az ve acm asz bir toplum iine kapanp kal m ay, m akinenin bir dilisi olmay yeler," diyor ve ekliyor: "Bir birey olarak dier insanlarla sahip olduu bireysel ilikilerden vazgem elidir/' Bununla birlikte din, toplumsal yaam da yine de nemli bir rol oynuyor. Toplum bilim bu roln ne olduunu yal nz Bat A vrupann rasyonalize olm u toplam larnda deil, ay rca hem gem i dnem ler, hem dnyann teki blm leri iin de gsterm elidir -ayr tip toplumlarda, birbirinden ayn tipteki dinler toplum sal yaam n eitli ynlerini ve birbirlerini nasl etkilediler?- Szn ksas, toplum sal yaam da usd olann ro lnn ne olduunu ve bu toplum sal yaam iinde ussal olann, geleneksel ve karizmatik olann rollerinin ne olduunu kendi m ize sormalyz. M, W eber!in sorduu sorular, Pareto ve Bergson'unkilere ok benziyor. Sorular bunlar. Acaba burada yantlar nceki konumalarda dndklerimizden daha doyurucu mu? Ben byle sanmyo rum. Bu yantlar ok belirsiz, ok genel ve ok kolay, ayrca pragmatizmden yanltc bir ekilde etkilenmi. Din toplumsal birlii besliyor, insanlarn kalbine gven dolduruyor ve buna benzer eyler. Bu aklamalar bizi ok uzaklara m gtryor? E er bunlar doruysa (bunu kantlam ak gerekir), dinin bu etki leri retmek iin kulland yollar nasl belirlenebilr? Kendi sorduum soruyu kendim yantlayarak diyeceim ki, sorun ok byk ama yine de ok gerek ve yantlar az doyurucu. Konu zerine aratrma yapmamz gerektiini dnyorum. Bizim niversitelerim iz karlatrm al dinin incelenm esine az ilgi gsteriyor, oysa bu kurumlar, kitaplardan te olanaklara sa hipler -kutsal yazlar, gizemci ve teolojik yazlar, yorumlar ve ilgili olan ne varsa-. Bununla birlikte, antropolog ve sosyolog
139

iin bu dinin en nemsiz yanlarndan birisidir, nk tarihsel dinler zerine kitaplar yazanlar, zgn metinlerin yazarlan iin anahtar szcklerin ne anlam tadklarn her zaman bilmiyor lard. Bu anahtar szcklerin felsefi yaplan ve yorumlar, r nein "Tanr" szcnn yorumunda olduu gibi, ou zaman belirsiz, elikiliydi ve pek usa uygun deildi. Eski bir dini ya da bir dinin balanglann inceleyen bir kimsenin, bu szc metinlerde aramaktan baka bir seenei yoktur. rnein bu~ dizm ve jainizmin ateist sayldnda olduu gibi, bundan ciddi yanllklar kabilir. uras ak ki, bu dinlerin kurucular, bu dinleri felsefi ve psikolojik birer sistem gibi dndler, elbette ki lmller iin durum byle deildi. Ve antropoloji zellikle lmllerin ortak yann aratryor. Antropolog iin nemli olan ey, insan ruhu, duygular, yaam ve bir toplumun yeleri nin karlkl ilikileri zerine inancn ve tapnmalarn etkisini tanmak. Hindu, budist, Mslman ya da Hristiyan toplulukla rnda dinin roln analiz eden ve betimleyen ok az kitap vardr. Antropolog iin din, ortaya koyduu etkilerle snrlanr. lkel insanlann incelenmesi zerine ok az alma olduunu da bu raya ekliyorum. Uygar ve ilkel toplumlar, bize ortaya karlacak byk alanlar sunuyorlar. Aynca karlatrmal dinde, bu almalardan yararl bir bilgi karlmak isteniyorsa, usa uygun bir ekilde karlatrma yaplmaldr. Eer karlatrma basit bir tanmla yetiniyorsa, -rnein Hristiyanlar buna inanyor, Mslmanlar una inan yor, Hindular baka eylere- ya da bir adm daha atarak bin s nflama neriyorsa, -rnein Zerdtlk, Yahudilik, slam, peygamberli dinlerdir; Hinduism, budizm gizemci dinlerdir (ya da kimi dinler dnyay olduu gibi kabul ediyor, tekiler yads yor)- benzerliklerin ya da ayrmlarn anlalmasndan teye gi demeyiz. Birci Hintliler, budistler ve manieistler bedenden
140

kurtulmak ve duyular dnyasndan kopmak arzusuyla birbirleri ne benzeyebilirler ama burada sz konusu olan ey, bu ortak e nin dier toplumsal olgulara nasl balanm olduunu bilmektir. Weber ve Tawney bu ynde bir giriimde bulundular30 ve kimi Protestan retileriyle, kimi ekonomik dnmler arasn da bir balant kurdular. Karlatrmal dinde uzmanlarn de erlerini kmsemekten uzak kalyorum daha nce de dediim gibi, antropologlarn kendileri de, ilikilere ilikin incelemeler de pek bir ilerleme gstermediler; bana kalrsa, din sosyoloji sinde salam bir ekilde gtrebilecek olan yalnzca budur. Konumamn sonuna gelirken unlar sylemek istiyorum: Tek tek ya da btn olarak incelediimiz birbirinden ayr ku ramlar bize ancak saduyuya dayal tahminler veriyor ve arala rnda ou kendi amalarna varmyor, Kendi dinsel yaant mzla bunlar arasnda nasl bir iliki olduunu kendimize sora cak olursak -rnein incitin u szlerini bize yeni bir gzle aklarsa: "Size kendi barm brakyorum, size kendi bar m veriyorum..."-, byle bir ilikinin neredeyse var olmadn saptarz ve bu kanta hibir yardmda bulunamayan ilkel dinlerin aklamas olarak, bunlarn deeri zerine kukulu kalrz. Sa nrm bunun bir blm yle aklanabilir: Yazarlar kkenle rin, zlerin anlalmasn aratryorlar, yoksa aralarndaki ilikileri deil; bunun nedeni, onlann dinin ruhlarn, esprilerini ve Tanrlarm hibir gerekten gelmediini dnm olmala rdr. nk eer bunlar salt birer yanlsama gibi dnlyorsa, o zaman her ada ve her yerde insanlann yanlsamann bir oyunca olmak iin niin bu denli aptal olduklarn aklayacak bir biyolojik, psikolojik ya da sosyolojik kurama bavurmalyz.
30 M. Weber, The Protestant Ethic and the Spiril o f Capitalism, 1930. R.H. Tawney, Religion and the Rise o f Capitalism, 1944.

141

Ruhsal bir varla inananlar, bu tr aklamalara gereksinim duymazlar, nk ilkel insanlar ruhlar ve Tanrlar zerine ne denli belirsiz kavramlara sahip olurlarsa olsunlar, bu onlar iin sadece br yanlsama deildir. Dinin incelenmesi, toplumsal, ya amn bir etkeni olduu srece, antropologun bir dinsel inanc olup olmamas nemli deildir, nk her durumda o gzlemle diklerini yalnzca gz nne alr. Buna karlk eer bir Tanrya inananla inanmayan, daha uzaa gitmek iin birbirini ayartacak olursa, o zaman herkes kendi yolunu izler. Dinsel inanc olma yan, yanlsamay aklamak iin biyolojik, psikolojik ya da sos yolojik bir kuram arar. Dinsel inanc olansa daha ok, bir toplu mun gereklii nasl algladn ve onunla nasl iliki kurduunu aratrr. Her ikisi iin de din, toplumsal yaamn bir par asdr ama dinsel inanc olan iin ayrca bir boyuta daha sahip tir, Bu noktada, Renan'n kantn rten Schmidt ile uyum iindeyim; "Eer din temelde isel yaama aitse, o zaman yalnz gerekten ierden anlalabilir Hi kuku yok, bunu en iyi kavrayacak olan, dinsel deneyimin bir rol oynayaca kimsenin bilinci olacaktr. Dinsel inanc olmayann, bir krn renklerden ya da bir sarn gzel bir mzik kompozisyonundan sz etmesi gibi bundan ok korkmak gerekir/'31 Bu konumalar boyunca ilkel dinleri aklamak iin, gemite yaplm olan kimi giriimleri sizin nnze serdim ve aralarndan hibirinin tmyle doyurucu olmadna sizi kabul etmeye ardm. Bununla birlikte, bu denli ok abann ve a lmann yararsz olduuna inanmanz da istemiyorum. lkel dinler zerine bu kuramlardaki yanllar ortaya karacak du rumda olsak bile, bunun nedeni nemli lde bizi kapsam olduklar dncelerin mantksal analizini yapmaya tevik et
32 W, Schmidt, The Origin and Growth of Religion, 1931, s. 6.

142

meleri ve kendi yerinde etnolojik bir snavdan ve incelemeden geirmeye zorlamalardr. Son krk ylda sosyal antropolojinin yapt ilerlemeler, bir zamanlar bize inandrc gelen kuramla rn yanlln ortaya karmaya izin veriyor ve biz bu bilgileri, bu konumalar boyunca incelediimiz nclere borluyuz.

143